banner66

banner57

banner74

banner73

21 Eylül 2014 Pazar

“Seçme Şiirler”

11 Temmuz 2013, 21:28
Bu makale 4260 kez okundu

 “EL KÖLGESİNDE YATANIN ÖZ KÖLGESİ YOH OLAR”

                                                                       Bahtiyar Vahapzade

            Türkiye dışında yaşayan şairlerin şiirlerini kendi lehçelerinde okumayı veya dinlemeyi severim. Son zamanlarda bazı yayınevleri işgüzarlık edip bu şiirleri Türkiye Türkçesi’ne aktarmaktadır. Bu da şiirin iç ahengini ve musikisini bozmaktadır.

            Yüce Yaratan mekânını cennet etsin Azerbaycanlı şair Bahtiyar Vahapzâde’nin şiirinin dizeleriyle başlamak geldi içimden. Bilirsiniz, Azerbaycan Edebiyatı’nın Samet Vurgun’dan sonraki en güçlü adıdır Bahtiyar Vahapzâde.

            Şairler toplumların iyi gözlem yapan, saptamaları güçlü, önder kişileridir. Sözlerinin çoğunda o kültür çevresinin izleri vardır. Yazımızın başlığı da Azerbaycan’ın bir atalar sözü olan “it maşin kölgesinde yatar, özü kölgesi sanar”ın şiire yansımasıdır. Bu güzel dizenin bendeki çağrışımları üzerinde sizlerle hasbıhâl edeceğim bu hafta.

           

            Âşık Sadık’ın dediği gibi “İnsan çeşit çeşit, yer damar damar”.

            Şöyle bir etrafınıza bakın. Binlerce, milyonlarca insan içindesiniz. Hiç biri, bir diğerinin bire bir aynısı değil. Kimi sessiz, kimi konuşkan… Kimi uyuyan, kimi uyanık… Kısacası her insan, farklı bir yaratılışa sahip. Hepsini de tanıdım ve anlamaya çalıştım bu güne kadar. Fakat bir türlü anlayamadığım, anlaşamadığım bir tipten söz edeceğim. Bu tipi tarif eden, onun özelliklerini veciz bir biçimde anlatan sözü de yazıma başlık olarak koydum.

            Bu insanları bir toplulukta veya kalabalık içinde göremezsiniz. Zaten görseniz de bir türlü sevemezsiniz. Açık bir kasıntılığı, kendini herkesten üstün sanma, vb. gibi –psikolojik- arazları hemen dikkatinizi çeker. Mübarek sanki küçük dağları kendi yaratmıştır. Kazara sohbet etmeye kalksanız dünyada yaşamamaktadır. Sanki insan değil da müzisyen Mustafa Topaloğlu’nun yakın akrabasıdır. Sürekli olarak o gölgesinde yatmayı alışkanlık haline getirdiği araba veya arabalardan bahseder durur. Sizi öyle bir ruh haline sokar ki: bir süre sonra o konunun ordinaryüs profesörü olarak görürsünüz bu önemli kişiyi (!).

            İki yıl kadar önce, böyle bir önemli kişiyle (!) bir çatışma yaşamak zorunda kaldım. Bu önemli kişi (!) için bir makama istida vermiştim. Makamın sahibi huzur u şahanelerinde ikimizi karşı karşıya getirdi. Konu malum. Eğitim… Sayın makam sahibinin açılış konuşmasından sonra nezaket gereği sözü önemli kişiye (!) bırakarak dinlemeye geçtim. Sitemlerinin ve teessüflerinin ardından bahanelerini sundu on dakika kadar. Daha sonra da gölgesinde yattığı arabaları anlatmaya başladı.

            Meğer bu önemli kişinin (!) ne çok akrabası önemli mevkileri işgal ediyormuş. Bürokraside ne kadar da tanıdığı ve seveni varmış da benim haberim yokmuş. Bu önemli kişinin soyadı ülke sınırlarını aşan bir markaymış. Bu soyadının ilgilendiği kişinin bütün yolları açık olurmuş. Bütün kapılar bir anda açılırmış bu mübarek soyadı karşısında. Sonunu da “benim dediğim dediktir, ben kimsenin dediğine göre hareket etmem” diyerek bağladı uzun tiradını. Pek sabırlı olduğum söylenemez ama o gün Allah vergisi bir sabırla dinledim bu önemli kişiyi (!). Dinlerken de notlar aldım kendimce.

            Söz sırası bana gelince aldığım notlardan teker teker somut deliller eşliğinde cevaplandırdım iddialarını. Konuşmamın arasına girmesine de fırsat vermedim. Kızardı, bozardı, sinirlendi, oturduğu koltukta bir oraya bir buraya döndü. Marka olan soyadı olayını en sona saklayarak bütün savunduklarını çürüttüm. Makam sahibi sayın beyefendi bu arada dinledikleri ile ilgili notlar aldı. –Makamda yaptığım konuşma bu önemli kişi (!) hakkında –“görevi lâyıkıyla yapmamak yoluyla öğrencinin başarısızlığına sebebiyet vermek ihbarı yapılmasına  rağmen,”-  nedense bir işlem yapılmamıştır.-  Sözlerimi şu şekilde bitirdiğimi hatırlıyorum.

            - Bakın öğretmenim, sizin yakınlarınız şu veya bu olabilir. Hatta küçük dağları bırakın,büyük dağları bile onlar yapmış olabilirler. Hatta ve hatta bu kişiler dünyanın ekseni dahi olabilirler. Bu durum beni zerre kadar ilgilendirmez. Beni ilgilendiren konu: sizin bu mesleğin neresinde olduğunuz ve öğrencinizi bu dersten soğutarak, nefret eder hale nasıl ve ne hakla getirdiğinizdir. Bu nedenle öğrencimin başka bu derse başka bir öğretmenle eğitimine devam etmesini istiyorum. Biliyorum, bunun için sizin rızanız şart. Siz razı olmazsanız öğrencimi bu okuldan gerekçeli olarak alırım. Kızımın eğitimine engel olanlardan da bu işin hesabını –yasal sınırlar içinde- sorarım, dedim ve makam sahibinden izin alarak odadan ayrıldım.

            Bu görüşmenin sonrasında öğrencimin öğretmeni değiştirildi. Teşekkür ve takdir belgeleri ard arda gelmeye başladı. –Hani sel gider kumu kalır derler ya, kızım hâlâ o dersten nefret ediyor.-

            Bu insanları her yerde, her birimde görebilirsiniz. Ama ne var ki görseniz bile sevemezsiniz… 

 

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • 9 ay önce yorumlandı

      tuncay bey merhaba.ben musa serin.yazılarınla ve şiirlerinle yeni tanıştım. sanırım sizinle erzurum'da beraber çalıştı.selamlar.

    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    E-GAZETE
    ARŞİV

    banner60