2022 yılı için Ümit Ve Yeis Arasında Bocalıyorum

Genelde her yeni yıl girdiğinde, gerek ülke gündemi, gerekse Bolu ile ilgili bir değerlendirme yazısıyazmayı bir gelenek haline getirdim.

Bazen geleceğe yönelik ümitle bakarken, bezende karamsarlığa düştüğüm yazılar olmuş.

Mesela, 2003 yılına girerken yazdığım yazı da “ geçmiş yıllar da ülkem adına epey karamsar tablo çizerken, 2003 yılında ileriye daha ümitle bakıyorum. Ülkemde her an her şeyin değişeceği endişesiyle de, ümitli olsam da, ümit ile yeis arasında bocalıyorum” diye bir not düşmüşüm.

Bu tespitimden20 yıl geçmesine rağmen, hala ümit ile yeis arasında bocalasam da; bilhassa ekonomik zorluklar ve insanların yüksek fiyat artışları karşısında, tabiri caizse, burnundan solur hale gelmesi gibi birçok olumsuzluklar karşısında, her kes gibi, bende karamsarlık içindeyim; ama ümidimi kayıp etmiş değilim. Şöyle ki, genç ve dinamik nüfusuyla üretken bir ülke konumundayız. Sanayi ve çeşitli alanlardaki üretimimizle çevreülkelere göre, çok dahaavantajlı durumda olmamız ümidimi artırmaktadır. Yani biz ölmüş bir ülke durumunda değiliz. Zaten şanlı tarihimiz asla buna izin vermez.

Biz istesek te istemesek te, Yaklaşık bin yıllık medeniyet birikimi olan bir ülke olarak, o eski şanlıgünlere doğru yol almanın bir yolunu bulacağız. Tarih buna bize mecbur ediyor. Onun için, bu gün sıkıntılı günler geçirsek te, zaman bizim lehimize işliyor. Yeter ki biz, birbirimizi kırıp dökmeden, siyasirekabet içinde, büyük Türkiye hayali için çalışalım. Bu durumda, hiç şüphesiz,yarınlar bizimdir.

2022 yılı, belki de, seçim yılı veya seçimlere hazırlık yılı olacak.

Seçimler de nasıl bir netice alınacağını şimdiden bilmek mümkün değildir. Yalnız şunu söyleyebilir ki, mevcut iktidarın, ülkemizin bunca ekonomik zorluğuna rağmen, muhalefetin “ Tayip Erdoğan’ıindireceğiz” sözünün dışında, insanları nasıl mutlu sona ulaştıracak bir söylemi yok; hatta böyle bir söylem birlikteliği yok, bir manada bir belirsizlik hakim.Onun için iktidarın kayıpettiği oylar muhalefete kazanım olarak dönmüyor. İktidar ise, dini ve kültürel değerlere atıf yaparak milli hisleri yüceltiyor. Tarihimizden gelen milli duyguları canlı tutuyor. Silah sanayi ve askeri alandaki atılımlar, üretimdeki büyük canlılık ve ihracat hamlesi iktidar hanesine olumlu yansısa da, hayat pahalılığı veyolsuzluk algısı iktidarın en büyük handikabı…

Tüm bu gelişmeler karşısında, gelecek seçimlerle ile ilgili bir değerlendirme yapmak oldukça zor. Hiç kimse için seçim cepte değil.

Ülkemizle ile ilgili kısa bir değerlendirmeden sonra, gelelim mahalli gazete olarak Bolu ile ilgili değerlendirmemize…

Öncelikle şöyle bir tespitte bulunalım.2021 yılında Bolu’da, öyle bazı illerde olduğu gibi, olağanüstü bir gelişme ve atılıma şahit olamadık. Bolu’ dagururumuz olacak bir mega proje çalışma olmadığı gibi, ileriye dönükte bir ümit yok.

Gerek Valilik ve İl genel meclisinden, gerekse Belediye ve sivil toplum örgütlerinden, Milletvekillerimizden öyle olağan üstü bir başarı göremedik. Normal, olması gereken rutin çalışmaların dışında kocabir yılı heba edip gidiyoruz.

Halbuki, bir çok ilde şahit olduğumuz gibi, başta Valilik olmak üzere Milletvekilleri, Belediye, üniversite ve sivil toplum örgütleri bir araya gelip “Bolu’yu nasıl cazibe merkezi haline getiririz” diye kafa yorup birsinerji meydana getirilmesi gerekirken, ceviz kabuğuna doldurmayan anlamsız kavgalarla yılları hebaediyoruz. Maalesef Bolu’nun değişmeyen kaderi bu… Böyle gelmiş böyle gidecek gibi görünüyor. Zannediyorum, fanatik olmayıp da aklıselim sahibibirçokokuyucum bana hak verecektir.

Ümidimiz bir başka bahara deyip, yazımı noktalıyorum.

Kalın sağlıcakla…

Günün sözü: Ümit hayat boyunca sürer ve ölümle sona erer.

YORUM EKLE

banner128