banner133

banner128

banner101

01 Mayıs 2017 Pazartesi

30 AĞUSTOS ZAFERİ

29 Ağustos 2016, 14:05
Bu makale 1360 kez okundu
30 AĞUSTOS ZAFERİ
Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920 ),  Osmanlı Devleti için acı bir antlaşmadır. İngiliz, Fransız ve İtalyanlar Anadolu’yu aralarında bölüşür, paylaşırlar. Antlaşmanın silah zoruyla Türklere kabul ettirilmesi görevini de Yunanlılar üstlenir. Bu görev karşılığında kendilerine İzmir başta olmak üzere Batı Anadolu, Doğu Trakya ve İstanbul’un verileceğini umut ederler. Ve bu amaçla 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarlar. Batı Anadolu’yu köy,  kasaba ve şehirleri yakıp yıkarak, halkı öldürerek işgale girişirler. Bölgede kanlı bir mücadele başlar. 
Bu sırada Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıkar. ( 19 Mayıs 1919 ) Görevi bölgede asayişi sağlamaktır. Ancak durumun vahametini bilmektedir. Bu nedenle vatanın ve milletin kurtuluşu için çareler aramaya başlar. Bunun için de daha İstanbul’dan ayrılmadan önce geniş yetkiler ister. Genel Kurmay İkinci Başkanı Kazım (İnanç) Paşa : “Bir şeyler mi yapacaksınız?” diye sorunca Mustafa Kemal Paşa : “Evet, bir şeyler yapacağım.” cevabını verir. Erzurum ve Sivas Kongreleri toplanır. Ardından 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM açılır. Meclis’te kabul edilen Anayasa ile “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” hükmü karar altına alınır.
Batı Anadolu’da ilerleyişini sürdüren Yunan kuvvetleri geçtikleri yerleri yakıp yıkarlar. Ordumuz, Yunan ordusu karşısında I. ve II. İnönü Zaferlerini kazanır. Ama Anadolu’nun değişik yerlerinde çıkan iç isyanlarla da uğraşmak zorunda kalan ordumuz geri çekilmek zorunda kalır.  Yunan kuvvetleri Sakarya Irmağı kıyılarına kadar gelir. Yunanlıların hedefi Milli Mücadelenin merkezi olan Ankara’yı ele geçirmektir.  Sakarya Irmağı kıyılarında çetin savaşlar olur ve savaş 22 gün sürer.  ( 23 Ağustos 1921-13 Eylül 1921)  Dua Tepe, Türbe Tepe, Çal Dağı… vatan toprağının her karışında çok kanlı ve çetin mücadeleler olur.  Top sesleri Ankara’dan duyulur. Bu durum karşısında Ankara boşaltılmaya başlanır. Atlı, arabalı, kağnılı perişan gruplar Kırşehir, Kayseri ve Çorum, Sivas yönlerine doğru çekilmeye başlar.  Büyük Millet Meclis’i ise ayrılmayı reddeder ve Ankara’da kalır. Sakarya Savaşları yüz kilometrelik bir cephe üzerinde ve yirmi kilometreye varan bir derinlikte geçer. Mustafa Kemal Paşa, orduya: “- Hattı müdafaa yoktur! Sathı müdafaa vardır! “ emrini verir. Vatanın her karış toprağı kanımızın son damlasına kadar savunulacaktır.
Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, bu muharebeler esnasında attan düşer, bazı kaburga kemikleri kırılır. Savaş tarihinin en uzun savaşlarından biri olan Sakarya Savaşı,  Türk Ordusunun Zaferiyle sonuçlanır. Yunan ordusunun ilerlemesi durdurulur. Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’e “Mareşallik rütbesini ve Gazilik Unvanını” verir. Düşmanın ilerleyişi durdurulmuş sıra düşmanı vatan toprağından atmaya gelmiştir.
Mustafa Kemal Paşa, 16 Eylül 1921 Cuma günü Ankara’ya döner. TBMM’nde bir konuşma yaparak düşüncelerini açıklar. “Efendiler! Ordumuz, vatanımızda bir tek düşman eri bırakmayıncaya kadar takip ve taarruzuna devam edecektir.” Salondaki bütün milletvekilleri ve dinleyiciler O’nu ayakta alkışlar.
Ordumuz, düşmanı yurttan atmak amacıyla Büyük Taarruz için hazırlıklara başlar. Bir taraftan asker sayısı artırılmaya çalışılır, bir taraftan da askerin eğitimine ve silah gücünün yükseltilmesine önem verilir. Son derece sıkı ve aralıksız bir çalışma ile subaylar ve erler Büyük Taarruzun gereklerini yapabilecek bir şekilde yetiştirilir.  Yunan ordusunun asker sayısı 195 000, ordumuzunki ise 186 900’dür. Yunanlıların 344 topu, bizim 323 topumuz vardır. Planlar yapılır, görüşülür. En riskli ama en çabuk sonuç verecek olan planın uygulanmasına karar verilir.
 Bu plana göre önce topçu ateşi ile düşman mevzileri imha edilecek ve ardından Mehmetçik süngü hücumuna kalkacaktır. Büyük bir taarruzla Yunan cephesi yarılacak ve düşman çevrilip yok edilecektir. Hazırlıklar büyük bir gizlilik ve sessizlik içinde yapılır. Hazırlıkların düşman tarafından duyulmaması için Batı Cephesi Komutanlarının 28 Temmuzda Akşehir’de yapacakları bir toplantı basına “ Cephe Karargâhı Takımı ile Kolordu Karması Takımı arasında futbol maçı yapılacak ve Komutanlar bu maçı izleyecekler.” diye duyurulur. 
Büyük Taarruz için yapılan hazırlıkların son aşamasına gelinmiştir. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa olduğu halde Batı Cephesi Kumandanlığı Karargâhı’nın bulunduğu Akşehir’e gelirler ve 20 Ağustos günü ordu kumandanlarının da iştiraki ile son bir toplantı yaparlar. Taarruz Planının tatbik tarzı ve kumandanların aldıkları tedbirler görüşülür, taarruzun günü ve saati kararlaştırılır. 
Sisli, serin bir Ağustos gecesidir. Mustafa Kemal Paşa önde, arkasında Fevzi ve İsmet Paşalar, kurmaylar ve diğer görevliler Kocatepe’ye çıkarlar. Durum bir kez daha gözden geçirilir. 26 Ağustos 1922.  Saat 5.30’da Türk toplarına “Ateş!” emri verilir ve Büyük Taarruz başlar. Yer gök top sesleriyle inler. Top atışları aralıksız tam dört saat sürer. Yunan mevzileri hallaç pamuğu gibi atılır. İmha ateşi sona erer ermez  de askerlerimiz “Allah Allah!...” sesleri ile düşman mevzilerine hücum etmeye başlar. Tınaz Tepe, Belen Tepe… düşman elindeki Türk toprakları birer birer kurtarılır. Yunan kuvvetleri dağılır,  telâşla, aceleyle kaçmaya başlar. Afyon, Kütahya, Uşak,  Eskişehir… düşman işgalindeki şehir, kasaba ve köylerimiz teker teker düşmandan temizlenir. 
Bu sırada cepheye çağrılan Halide Edip ve Ruşen Eşref,  Afyon’a gelmiştir. İsmet Paşa onlara ”Başkomutan yaşanan olayları yazmanızı istiyordu.” der. Halide Hanım güler :” Bu arada bunları da mı düşünüyor? “ deyince İsmet Paşa’nın cevabı: “O, neden Mustafa Kemal? “ olur.
Yunan ordusu kaçmakta, Türk ordusu kovalamaktadır, Yunan ordusu ezilmiştir. 9 Eylül 1922 Cumartesi günü Türk süvarileri İzmir’e girer. Hükümet Konağı’na Türk Bayrağı çekilir. İzmirliler o gün için, kurtuluş günü için sakladıkları bayrakları çıkarmış şehrin her yerinde Türk Bayrakları dalgalanmaktadır. Caddeleri dolduran halk sevinçten ağlayarak askerlerimizi alkışlamakta, çılgınca bağırarak marşlar söylemektedir.

“İzmir’in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar…”
Bütün yurtta büyük bir bayram yaşanır. 

Falih Rıfkı Atay, 30 Ağustos Zaferi için şunları yazar:  
“ …Eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferine borçluyuz…”
30 Ağustos Zaferi Kutlu Olsun.
                                                           
Kaynaklar : Nutuk – Atatürk, Şu Çılgın Türkler - Turgut Özakman, Milli Mücadele - Sabahattin Selek

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129