banner133

banner128

banner120
16 Ağustos 2018 Perşembe

ADIM ATAN DÜŞÜNCELER…

10 Ağustos 2018, 12:42
Bu makale 441 kez okundu
ADIM      ATAN     DÜŞÜNCELER…
Suat Tosun
             ADIM      ATAN     DÜŞÜNCELER…
Haftada  kaç   saat   yürüyüş    yaptınız  ?  Günde   kaç     saat  oturuyorsunuz  ?
Sorularını  yöneltir   diyetisyenler.
Kütüphaneden   ilginç  geldiği için “ YOL AŞKI-Yürümenin  Tarihi” kitabını seçimimde  tercih  sebebi oldu. Yazarı    Rebecca  Solnit (2016),yürümeyi enine boyuna   sorgulayıp  akıcı  bir     yazın  haline   getirmiş.
Yürümek  üzerine 2017  yılında   dilimize çevrilmiş,henüz   okumadığım  iki  yeni  kitap  daha  Türkiye  gündemine girmiş.Yürümeye Övgü, Yürümenin Felsefesi.
Solnit’ e göre  yürüme ;  her zaman  insan  kültürünün  gökyüzündeki  takım  yıldızlarından  biri  olmuştur. Beden,  hayalgücü  ve  uçsuz  bucaksız  dünya; bu takım yıldızının üç yıldızıdır ve onlar  bağımsız birer yıldız  olsalar da ,aralarında onları takım yıldızı yapan kültürel  amaçlar için yürüme edimiyle-çizilen çizgiler-  bizim atalarımızın aşındırdığı patikalara benzerler.
Yürüme denilen bu takım yıldızının bir tarihi var; tüm şairler, filozoflar ve asilerin , kuralları çiğneyenlerin, hacılar, turistler,doğa yürüyüşçüleri ve dağcıların adımlarıyla yazılmış bir tarih bu.19-20’ nci yüzyıllarda  altın  çağını yaşayan  yürümenin (ve bu takım yıldızının) hala bir geleceği var mı ? İşte  burada  , yıldızları birbirine   bağlayan  yolların  bundan sonra da kat edilip edilmediğine bağlı olacağını söylüyor.
Orta çağda ,kimi hacılar yalınayak veya ayakkabılarının içinde taşlarla ya da oruç tutarak  veya çile çektiren  giysiler  içinde seyahat yapmışlardır.Batı  Afrikalı  Müslümanların bir   ömür boyu  ya da nesiller  boyu Suudi Arabistan’a doğru yavaşça yürüdüğü de bilinir.Ve  bu şekilde nihai hedefi Mekke olan apayrı bir göçebe kültürü ortaya çıkmıştı.
Bir  Eskimo geleneğine göre , öfkeye  kapılanlar açık alanda  dümdüz  yürüyerek bu duygudan arınmaktadır.
Felsefi yürüme yazıları ise,1762 yılında ölen ünlü düşünür  Jean Jaques Rousseau ile başlamıştır.  Rousseau “ İtiraflar” yayınında şöyle demiştir: “Yalnızca  yürürken  derin  derin  düşüncelere  dalabiliyorum. Durduğum   zaman  düşüncelerimde duruyor. Zihnim yalnızca  bacaklarımla   birlikte  hareket  ediyor . Kırları  görmek, birbirini  takibeden   hoş  manzaralar ,açık hava, kuvvetli bir iştah ve yürümekle güçlenen sağlığım, hanların huzur dolu havası,bir  şeylere  bağımın  olmaması,  beni koşullarına geri çağıran hiçbir  şeyin olmaması .İşte  bunlar  ruhumu  özgürleştirmeye, düşüncelerimin cüretkar olmasına yarıyor, bende onları hiçbir korku ya da kısıtlama hissetmeksizin ,istediğim gibi  birleştiriyor,  seçiyor ve kendime mal ediyorum” .
Yine  düşünür  Henry  Thoreau’ya   göre ; “ Üretim odaklı bir kültürde düşünmek, genellikle hiç  bir şey  yapmamak olarak   algılanır. Bu  durumu  kamufle  etmenin en  iyi  yolu  bir  şey  yapıyor  gibi  görünmektir  ve hiç  bir şey yapmamaya  en yakın şey de yürümektir. Bedenin istem dışı ritmlerine – nefes alma ve kalp atışına—en yakın istemli hareket yürümedir ,çalışma ve aylaklık ,var olmak  ve  yapmak  arasında hassas   bir denge kurar. Düşünceler, deneyimler   ve varışlardan  başka  bir şey üretmeyen  bedensel bir iştir yürümek.
Yazar   Solnit’e  göre;  yürümenin tarihi,  bir   yönüyle  somutlaşan  düşünmenin  tarihi sayılabilir. Yürümek hem  bir araç,  hem yolculuk, hem de varış noktasıdır.
21.yüzyılın  gelişiyle  birlikte ,halkın  gücü ve kitlesel protestolar çağı da başlamış oldu . Özellikle Latin Amerika‘da bu  güç , rejimleri devirmek,darbeleri durdurmak,  özkaynakları   yabancılardan  korumak  gibi farklı işlevler yaratmıştır.
15 Şubat  2003 tarihinde, ABD’nin  Irak’a savaş  açmasıyla internet aracılığıyle düzenlenen gösteri yürüyüşleri  dünyada 30 milyondan  fazla insanın katıldığı bir küresel yürüyüş olmuştur.Bu olay New York  Times’ in  sivil toplumu, “Dünyanın öteki süper gücü” olarak ilan etmesine yol açmıştı.Her ne kadar o günlerde Irak’a karşı savaşı durduramamış ise de, o savaşın parametrelerini değiştirmiş olabilir.Örneğin vatandaşlarından gelen yoğun baskı sonucunda,Türkiye  hava üslerinin saldırı için kullanılmasına izin vermedi .
Yürümenin   tarihi Avrupa’da  yalnızca  bir kaç yüzyıl öncesine dayanır.Eksantrik bir  İngiliz devrimcisi  ve yazar olan John Thelwall  devasa  boyutlarda   bir kitap olan    Peripatetik’te; “Derin düşüncelerim peşine yürüyerek düşüyorum “ diye belirtmiştir.Genç  Friedrich   Nietzche; “  Dinlenmek istediğimde  üç  şeyden faydalanırım   ve öyle şahane dinlendirirler ki beni-  Schopenhauer,   Schuman’ın  müziği ve son olarak ta tek başıma çıktığım yürüyüşler” demiştir.Danimarkalı filozof Soren Kirkegaard büyük yürüyüşçülerdendi.Ünlü İngiliz fizikçi  Paul Dirac da yürüme saplantılı  ve en iyi düşüncelerini ayaklarıyla bulanlardandı .Rahmetli Yaşar Kemal romanlarını adım adım kurgulardı, ömrünün son zamanına kadar meşhur yürüyüşlerinde. Yani anlaşılan filozofların bir  çoğu bolca yürümeyi severdi.
Kırsalın aksine eskiden şehirlerin her yerinde gezinmek imkansızdı. Avrupa’da  kentlerde  pasaj projesi uygulamacısı Walter  Benjamin sayesinde pasajlar oluşmuştur . “Flaneur “tabiriyle caddelerde yürüyüş yapanlar- hep birbirine yabancı kalacak  yabancılar  kitlesi- alaycı deyişle caddelerde “asfalt botaniği” yapmak üzere yola çıkarlar.
Uzak Doğu’ dan Avrupa ve ABD,Kanada’ya yayılan, Terapi Ormanlarında yürüyüşlerin sağlık açısından bilimselliği ispatlandığı için yeni bir akım olma yolundadır. 
Yazarın günümüzde yürümenin zamanını ayarlamada, cep telefonlarının olumsuzlukları  olduğunu  vurgulamasına  hak vermemek  zordur. Bir yerden  bir  yere  yürümeye ,gezinmeye, iş görmek için koşturmaya  ayrılan  ara zamanlar ,israf  diye hor  görülüp  azaltılmış ,kalanı müzik dinleten kulaklıklar ve konuşmaların  aktarıldığı cep telefonları  doldurmuştur.
Adımlarınız hiç eksilmesin.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124