AKLINIZI TARİKATLARA TESLİM ETMEYİN

Tarikat sözlükte, “Bir dinin içinde, özellikle İslamlıkta tasavvufa dayanan ve kimi ilkelerle birbirinden ayrılan kollardan, Tanrı’ya kendine özgü bir tarzda, ayrı tarzda ulaşma savında olan yollardan biri.” olarak tanımlanıyor. Yani kısaca gidilecek yol anlamına geliyor.

Bu akıl dışı yapılar, ülkemizi öyle örümcek ağı gibi sarmış ki, insanlar adeta düşünme yeteneğini kaybetmiş. Memleketimize hiçbir faydaları olmadığı gibi, çok da zarar veriyorlar. Üstelik kendilerini toplumu geriye götürmek ve kendi inanç yapılarını zorla kabul etmek konusunda görevli sayıyorlar.

Gazeteci yazar İsmail Saymaz Bolu’ya geldiğinde, ülkemizde 80 civarında tarikatın bulunduğu, sadece 30 tarikata bağlı 400 kolun faaliyet gösterdiği, 15800 Kur’an Kursu olduğunu söylemişti. Sohbet halkaları İle birlikte 2-3 Milyon kişiye ulaşan bu karanlık düşünceli grupların 4 bin civarında özel yurtlarının olduğu ve 200 bin öğrencinin bu yurtlarda kaldığını belirtmişti.

Gerçekten de Bolu’da cüppeli, sarıklı, kara çarşaflı sayısı öyle arttı ki, ben çocukluğumda bile bu manzaraları görmemiştim. Aklınıza gelen her yolla mürit kazanmaya çalışan bu gruplar, hapse girenleri bile etkileyip, kendilerine mürit yapıyorlar. Tanıdığım biri hapisten çıkınca takkeli, cüppeli olarak gezmeye başladı. İki yaşındaki çocuğuna dahi siyah şalvar, beyaz takke giydirmişler. Oysaki cezaevleri Devlet denetiminde olmalı, içeride bilinçli bir faaliyet gösteriliyor demek ki.

İnsan aklını bir tarikata, cemaate teslim eder mi? Onlar ne derse onu yapıyorlar. Bu insanlar tarikat şeyhine tamamen teslim etmişler kendilerini. İşler öyle çığırından çıkmış ki, anlatılanlara inanamıyor insan. Yazar Timur Soykan bir tarikat şeyhinin yaptıklarını “Badeci Şeyhin Sır Odası” isimli bir kitap yazmış. İlk fırsatta alıp okuyacağım.

İçinde bulunduğumuz bu teknoloji çağında ülkemizde hala tarikat ve cemaatlerin bu kadar etkili olması ve binlerce insanı etkilemesi, topluma yön vermesi inanılır gibi değil.

Fethullah Gülen’in yaptıklarını hepimiz gördük. Milletimize, ülkemize ne kadar zarar verdi. Devleti yönetenler, bütün yapılan ikazları dinlemeyip, bu adamlara devletin tüm imkanlarını verdi, her yere yerleştirdi. Şimdi ortaya çıkıyor ki, tamamen Amerikan Ajanı, Türk düşmanı. Yabancı bir düşman bu kadar zarar veremezdi. Düşmanını bilirsin, ona göre tedbir alırsın. Bunlar din gibi hassas bir konu İle insanları kandırıp, sinsice içten vuruyorlar.

Ünlü İngiliz Devlet Adamı Winston Churcill, “Türkleri savaşarak, asker ve silah kullanarak yenemezsiniz. Türklerin sadece din adamlarını ele geçirip, onları kullanın. Onlar zaten devleti yıkarlar.” demiş.

Atatürk ise, “Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanın emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz. Kasde ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat vermeyeceğiz.” diyor.

Yine Atatürk 7 Aralık 1927’de yaptığı konuşmada sanki bu günleri görmüş gibi,

“Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu gibi yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, ama devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayın ki, o gün geldiğinde, her bir taraf diğerini dinsizlik ve vatan hainliği ile suçlamaktan geri kalmayacaklardır.” demiş.

Yazımı yine Ata’mızın mükemmel bir sözü ile bitiriyorum.

“Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur.”

YORUM EKLE

banner133

banner129