banner133

banner101

17 Aralık 2017 Pazar

Allah’ından Bulsun!

04 Aralık 2017, 09:08
Bu makale 550 kez okundu
Allah’ından Bulsun!
Oral Yılmaz

Ey vatandaş ne günlere kaldık? Yolda yürüyorsun ve serserinin biri elindeki tespihi attıra attıra üstüne geliyor. Kenara kaçmaya çalışıyorsun ama yetmiyor, gelip bir de omuz atıyor. Belli ki adamın niyeti hır çıkarmak. Haddini bildirmek ve terbiyesini vermek istiyorsun ama içinden bir ses engelliyor. “Boş ver! Allah’ından bulsun!” deyip yoluna devam ediyorsun.

Pazar yerinde balık satılıyor. Hamsinin boyu 5 santim bile yok. Ayıklanması bile mümkün değil. Hepsinden önemlisi balıklar daha yavru. Tezgahtaki adama bunları avlamak kanunlara aykırı diyorsun, efeleniyor. “Almayacaksan gölge etme!” diyor. İçinden bir ses “git zabıtaya haber ver!” diyor ama diğer taraftan “onlar etrafta cirit atarken tezgahı mutlaka görmüşlerdir ve göz yummuşlardır” deyip yoluna devam ediyorsun.

Arabayla kavşağa yaklaşırken ışıklar önce sarı sonra kırmızı yanıyor. Kurallar gereği frene basıp duruyorsun. Arkadaki durmana sinirlenip klaksona basıyor. Yan sıra kırmızı ışığa rağmen geçmeye devam ediyor. Camı açıp “trafik magandası! Kör müsün kırmızı yanıyor!” diye haykırmak istiyorsun ama diğer taraftan “şimdi duyar, levyeyi alıp arabadan iner” diye düşünüp tırsıyorsun.

Biri sosyal medya da yalan yanlış bir şeyler paylaşıyor. Sen yanlışı düzeltmek için yorum yapıyorsun. Adam gecenin zifiri karanlığı kadar cahil olmasına rağmen “zoruna mı gitti?” diye başlıyor ve devamında küfürleri, hakaretleri sıralıyor. İçinden bir ses “bir delille 40 alimi susturdum, 40 delille bir cahili susturamadım” diyen İmam-ı Şafii hatırla diyor ve karşılık vermene engel oluyor.

Sırf gülmek için mizahı ön plana çıkarıyor ve bir espri yapıyorsun, kazı koz anlayan biri çıkıyor ve işi siyasete bağlıyor. Ve içinden bir ses “aman boş ver, şimdi işin boyutları büyür, durduk yerde karakollara düşersin” diyor ve sen mizah duygunu yitiriyorsun.

Üç beş kişi bir araya geldiğinde canını yakan zamlardan yakınıyorsun ve aldığın üç kuruş aylığın yetmediğini anlatıyorsun. Ne alakaysa biri çıkıyor ve sana “ye iç dua et, eskiden uzun kuyruklar vardı, mazot, tüp bulunmazdı diyor. Sen “kötü örnek örnek sayılmaz” demeye getiriyorsun ama karşındakinin aymazlığı ve susmazlığı karşısında çaresizlikten konuyu kapatıyorsun.

Ben yıllarca yurt dışında kaldım. Demokrasinin kıymetini oradan bilirim. 1964 yılı başında gittiğim Almanya henüz 2. Dünya Savaşı’nın tüm ezikliğini yüreğinde taşıyordu. Gider gitmez siyah beyaz televizyon ile tanıştım. Oysaki o yıllarda bizim evde radyo bile yoktu. Almanlar hemen her gün ibret-i alem için savaşın etkilerini ve insan alemine yaptıkları kötülükleri yayınlarlardı. Üstelik bunu milletin gözüne soka soka yapıyorlardı ve bizler de şaşkın şaşkın onları izleyip hep şunu soruyorduk; -“Tüm bunlar yaşanıyorken sizler neredeydiniz? Neden göz yumdunuz? Neden haykırarak bu yanlışları dile getir mediniz? Adamlarda “tık” yoktu.

Sonra karşımıza “Martin Niemöller’in” bir filmi çıktı. Niemöller Alman Protestan Kilisesi rahiplerinden biriydi. Kişisel suskunluğunu şöyle dile getiriyordu; “Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim çünkü komünist değildim. Sonra yahudiler için geldiler ve bir şey demedim çünkü yahudi değildim. Sonra katolikler için geldiler ve ben yine bir şey demedim çünkü katolikte değildim. Ve en sonunda benim için geldiklerinde ise çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı.”

Şimdi ben bana omuz atana da, balıkları tezgahında kanunsuz satana da, yolda kırmızı ışıkta geçene de, sosyal medya da bana sallayana da tepki göstereceğim arkadaş. Ben benim haklarımı savunmasını beklediğim merciilerin yolunu gözlemekten sıkıldım. Sürekli kendi içimdeki o ürkek sesi dinlemekten de yoruldum.

Ben artık şair Mehmet Emin Yurdakul’un  “Haykırayım” isimli şiirini bağıra bağıra söyleyeceğim:

Ben en hakir bir insanı kardeş sayan bir ruhum;

Ben de esir yaratmayan bir Tanrı’ya iman var.

Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar;

Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum.
Volkan söner, lâkin benim alevlerim eksilmez;
Bora geçer, lâkin benim köpüklerim kesilmez.

Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et;
Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;

Zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir,
Bu zavallı sürü için ne merhamet, ne hukuk;
Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk!..

Bundan böyle “Allah’ından bulsun!” demeyip tepkimi göstereceğim. Yeter artık!

 

 

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • Otoşlar 2 hafta önce yorumlandı

      trafik magandaları ile uğraşmak kolay değil.

    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    Admatic Scroll 300x250 Ad Code START --> Admatic Scroll 300x250 Ad Code END -->
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129