gaziantep türbanlı escort

izmir escort takipci satin al izmir escort pendikescort

Bir Ata Buğdayı  Iza’nın Hikayesi  

         Adını Hititçe’de buğday anlamına gelen “Ziz”den aldığı tahmin edilen ve on dört kromozomlu kavuzlu bir buğday olan Iza  buğdayı , en  eski bir ata  türü buğdaydır.  İlk olarak 10 ile 13,000 yıl önce Güneydoğu bölgesinde Karacadağ eteklerinde kültüre alınmıştır.                                                             

 Ziz adı Hititçe’ye Sümer dilinden geçmiştir.  MÖ 4000 yıllarında  şimdi güney Irak’ın bulunduğu Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgede  antik Sümer kültürü ortaya çıkmıştı. M.Ö 2350  yılların kadar  Mezopotamya’da  hüküm süren  Sümerler , tarihte ilk defa  yazıyı kullanan  , tekerleği icat eden ,   ilk  tarım alanlarını  öküz ve sabanlarla işleyerek buğdayı  eken, hasat eden kavim olmuşlardı. Buğdaya da ilk adını “ Ziz “ı Sümerler vermişlerdi.  
                 Anadolu’da topraklarında ise   MÖ 2000-1350 yılları arasında    Hititler hüküm sürmüştü.  . Başkentleri   Hattuşa   olan ( Boğazköy- Çorum ) Hitit devleti, Orta Karadeniz, Kapadokya üzerindeki hakimiyetlerini  zamanla  genişletmiş,  güçlü oldukları  dönemde sınırlarını   Batıda  İzmir’e Güneyde Suriye’ye kadar uzatmışlardı .                                                                                                           

              Bolu yöresini de etki alanı  alan   Hititler , iyi savaşçı oldukları kadar ,iyi çiftçilerdi..             O çağlarda insanları ve hayvanlar alemini hayatta tutan  temel besin  tahıldı  ,buğdaydı .                   

              Hititler hükümranlıkları altındaki halkları doyurmak zorundaydılar. Bu nedenle tarlaların işlenmesi , buğdayın ekilmesi , hasat ve depolanma işleri çok  sıkı kurallara bağlıydı.  Buğdayın ve ondan yapılan ekmeğin  öyküsünü ,  toprağın  sabanla sığır ya da atla sürülmesi, tohumlukların dağıtılması ,  ambarlarda saklanması  için yapılacaklar  ve  sürülmüş tarlaların korunması için verilecek cezalara kadar  pek çok kuralı ,Hititlerden günümüze kadar kalan çivi yazılı  tabletlerden öğrenmek mümkündür.                                                                                                                                  

                 Sümerce de buğday  anlamına gelen  Ziz kelimesi, aynı şekilde  Hititçe’ye de geçmişti.  Hititçe’de   Ziz ,   Bolu’nun  Seben  bölgesine  geldiğinde   yüzyıllar içerisinde   Iza adına dönüştü..

          Bu arada belirtelim  Hititlerden günümüze  sadece Iza adı  değil,  toprağı işleme şekli de miras kalmıştır. Öyle ki , 1950 yıllara kadar Bolu yöresi köylüsü ile Hitit köylüsü aynı şekilde çiftçilik yapıyordu. Aynı  sabanla, öküz,at  gücüyle tarlayı sürüp  ekiyor, ekinleri orakla biçiyor,  harman yapıyor, buğdayı  değirmende un haline getiriyordu. Hitit kültüründe   çok önemli bir yere sahip olan ve tanrılara adak olarak sunulan  ekmeklerin   hikayesini başka bir yazıya bırakalım ve Iza’nın özelliklerine geçelim.   

      Iza’nın özellikleri

          On dört kromozomlu buğday  olan Iza  Seben yöresinde  uzun yıllar ekilmiş  ve bugün Seben’de,  Seben’e özgü  bir yapıya kavuşmuştur. Yüzyıllar  boyunca geleneksel yöntemlerle   köylüler tarafından ekilen Iza  buğdayı kaynatılıp işlenmiş ve  bulgur olarak tüketilmişti.                                                           

          Iza buğdayı yassı başağı üzerinde sıkı bir şekilde yerleşmiş başakçıklar içinde tek bir tane olduğundan   dünyada tek çekirdekli anlamında “einkorn” olarak da bilinmektedir.  Sıkı kavuz yapısıyla hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı bir tür olan Iza  buğdayı, kurak iklim şartları ve fakir topraklarda dahi yetişebilmektedir.

             Iza , ekmeklik buğdaylardan daha fazla çinko, demir, bakır ve selenyum içermektedir. Protein bakımından ise ekmeklik ve makarnalık buğdayların her ikisinden de zengindir. %16,2 -28,5 arasında protein içeren Iza  buğdayında 2 kat daha fazla karotenoid ve 3-4 kat daha fazla lutein bulunmaktadır.

             Iza  buğdayı düşük glisemik indeksinden dolayı şeker hastaları için modern buğdaylardan daha uygundur. Ayrıca yaşlanmaya bağlı sarı nokta hastalığına karşı koruyucu bir etki göstermektedir.       

                  Kolay harmanlanabilen ekmeklik ve makarnalık buğdayların ortaya çıkmasından sonra, öteki Siyez, Kaplıca ,Kavılca diye adlandırılan  kavuzlu buğdaylara olduğu gibi, Iza’ya olan ilgi ve önem de azalmıştır. .Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar ile Iza’nın besleyicilik ve sağlığa katkısı bakımından değeri anlaşılınca Iza’nın önemi yeniden artmaya başlamıştır.

              Iza buğdayı, Seben yöresinde  geçmişten günümüze  bulgur yapımında   ve  hayvan yemi  ihtiyacını karşılamak üzere kıraç, verimsiz  tarlalara ekilmiştir. Yörede bir tarlanın  verimsizliği  belirtmek için “ o tarla da Iza bile yetişmez “ şeklinde bir deyiş bile  vardır.

             Bir ata tohumu olan Iza ya sahip çıkmak, tüketicilere  sağlıklı ürünler sunmak ve Iza buğdayının ticari değerini artırmak için  katma değeri yüksek ürünler elde ederek  , yöre çiftçisine katkı sağlamak  için yapılan çalışmaları artırmak gerekmektedir. .

                 

Not :

Iza tarihi ile ilgili bazı bilgiler için  Bolu Abant İzzet  Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı  Hititolog, Sayın , Prof.Dr. Güngör Karauğuz ‘un “Hititler Döneminde Anadolu  Ekmek” adlı  kitabından  ,

Iza’ nın yapısı ile ilgili bilgilere ise    Bolu Abant İzzet  Baysal Üniversitesi Biyoloji Bölümünden buğday uzmanı  Sayın  Prof.Dr. Nusret Zencirci’nin  hazırladığı  sunum ve yayınlarından  yararlanılmıştır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Asiye Özcan
Asiye Özcan - 3 ay Önce

Çalışmaları heyecanla takip ediyorum başaracağını biliyorum Yolunuz açık olsun

Güler MERT
Güler MERT - 3 ay Önce

Bildiriniz için teşekkür ederiz

banner133