BİZDEN  ADAM  OLMAZ

Neredeyse doğduğumdan beri  Galatasaraylıyım.Maçlarını  takip ederim.Hiç bir zaman  fanatik

olmadım.Geçen hafta dünyanın en iyi futbolcularından ve santraforlarından biri olan Falcao yu 

aldık.Dün tv de biri söyledi  25  mayıstan beri konuşuyormuşuz , ha  geldi  ha  gelecek …Bütün

spor kanallarında  GS da falcao , FB  de  Kolarov.Tam üç aydan beri.Sabahın yedisinden gece

yarılarına  kadar.

Ya nedir  bu  Allah aşkına.Adam geldi 10.000 den fazla  genç havaalanında saatlerce bekledi.

Messi  gelse  ne  olacak.Adam senede  100  gol atsa  ne  olacak.Arka arkaya  takımı beş kere

tek başına  şampiyon yapsa  ne  olacak….ne  olacak …ne  olacak …

Tipik  bir  az  gelişmiş ülke  tepkileri …

Kendi  takımıma  alınmasına  ve  kendi  halinde  bir  spor  aşığı  olmama rağmen o kadar sinir

oluyorum ki ..

Bunları  iki aydan beri  düşünürken  üç  gün önce  Hürriyet  gazetesinde Ateş  Bakan  hislerime

tercüman olan  bir  yazı  yazdı.Noktası  virgülüne katılıyorum.

Hem  Türkiyemiz  hem de  Bolumuz sporunu o kadar güzel  özetlemiş ki ..

Özellikle geçen hafta ki yazımda  belirttiğim   kötü  yöneticileri hem Türkiyede ki  hem Bolu da ki.

Buyurun  yazıya …Hak  vereceksiniz …

BİZDEN  ADAM  OLMAZ

Bu gece verdim kararımı…

-----Bizden adam olmaz!

Güzelliklere değil, çirkine doğru gidiyoruz!

Batı ne pişirirse, biz onu yiyoruz

Oynanan büyük oyunlar, bizleri çok güzel kandırıyor!

-----Biz de kanıyoruz…

Umudumu kaybettim.

Benim gibi bardağın içindeki son damlayı bile “dolu” gibi gören bir adam bile, kaybetti umudunu…

Ne yazsam boş…

En azından içimi dökeyim…

İnanıyorum bu satırları okuyanlardan, “bende senin gibi düşünüyorum” diyenler olacaktır…

Diye, umut ediyorum en azından…

***

Filenin Sultanları bu akşam Hollanda’ya karşı yarı finale kalmak için oynadı.

Hollanda o ana kadar bir set bile kaybetmemişti.

Ankara’da yine 12.000 kişi voleybol maçını izlemeye gitti.

Kızlarımız yine kazandılar.

Hem de 3-0 kazandılar.

Yine bizi mutlu ettiler.

Öz be öz, bizim kızlarımız…

16 yaşında Avrupa Şampiyonu olmuşlardı…

20 yaşında da ilk üç içindeydiler…

Bu akşam yine yarı finale kaldılar.

Bunu hep yapıyorlar…

Bizi hiç mahcup etmediler…

Futbolun aksine, hep de mutlu ettiler…

Ancak anladım ki;

Ağızları ile kuş tutsalar, yine de yaranamayacaklar!

Bir televizyon programında, 1 saat bile konuşulmayacaklar!

***

Benzer saatlerde Galatasaray yeni aldığı oyuncuları, taraftarlarına tanıtıyordu…

25.000 kişi oradaydı…

Hem de Seyrantepe’de…

Hereke yazlıktan komşularımın resimlerini bile gördüm orada…

Kombinesi olmayanlar para ödeyerek doldurmuştu stadı…

Yanlış anlamayın, ortada bir spor müsabakası yok!

Formayı giyiyorlar ve sahaya çıkıyorlar.

Top bile sektirmiyorlar, sadece üçlü çektiriyorlar.

Ne çok seviyormuşuz bu üçlü çekmeyi…

25 bin kişi oradaydı…

“Olur” dedim…

Galatasaray taraftarıdır, takımı izlemeye gitmiştir, gider…

***

Pekâlâ, yazlıktan karı koca doktor komşum;

Bana kitaplar veren komşum…

Bir aydır aynı kitapları okuyup, aynı şeyleri konuştuğum komşum…

Çocukları voleybol ve basketbol oynayan komşum…

Sabahları onları gördüğümde, yüzümde gülücükler açan komşum…

Filenin Sultanları kazandığında ilk onunla paylaşmak istedim sevincimi…

----“Yarı yarıya izledik” dedi…

Biraz Sultanları, biraz da “Falcao’nun üçlü çektirmesini”, izlemişler…

---- İşte o anda çöktüm…

Yazmaya karar verdim ve üzüldüm…

Üzülüyorum ama hiçbir şey yapamıyorum…

“Fenerbahçeli bir adamın kıskançlığı”, dediğinizi duyuyorum… Hepinizin elinde çok akıllı telefonlar var…

Google amcaya gidin!

“Nani inmiş alana, Ateş Bakan” yazın!

Okuyun, lütfen o yazıyı…

Fenerbahçe Nani’yi transfer ettiğinde, binlerce Fenerbahçeli havaalanında karşıladığında yazmıştım yazıyı…

O gün ben de, birkaç saat önce, Avrupa üçüncüsü olan genç basketbol takımı ile inmiştim, o havaalanına…

***

O gün de benzer şeyleri yazmıştım:

“Daha açık yazayım;

Bu dünyada para ile satın alınan hiçbir şey benim için “değerli” değildir!

Övünç kaynağı olamaz!

Gurur duyulamaz!

Nani ile Avrupa kupasını kaldırırsak;

Sizden fazla sevineceğim o zaman!

Ancak; O zaman sevineceğim…

Parayı basıp aldığımız zaman değil!”

Diye, yazmıştım…

Hiç değişmedi duygularım…

Okuyun lütfen;

O zaman anlayacaksınız, bu yazının bir “kıskançlık yazısı” değil bir “üzüntü yazısı”, olduğunu…

O nedenle bugün yanlış anlaşılmaktan hiç çekinmeden yazıyorum…

***

Tüm televizyonları bir yana bıraktım…

Avrupa Voleybol Şampiyonasını veren kanal; TRT Spor…

Teşekkürler ediyorum ona…

Elbette sitemlerimle…

Maç bitti.

Kaptanımız Eda Erdem geldi mikrofona…

İngilizce anlattı duygularını, tüm Dünya’ya…

Futbolcularımızın yabancı dil konuştuğuna pek alışmamışım;

Gururla izledim.

Naz ve Kübra çocuklarını aldı, kucağına…

Çocuklarını doğurmuşlar, anne olmuşlar ve devam etmişler sporlarına…

Hem de milli takım forması ile…

Ben de gururla izledim.

Federasyon başkanımız Üstündağ çıktı…

Gözlerinden mutluluk, yüzünden yorgunluk akıyordu…

Tebrik ettim…

Bunların tamamı 5 dakika sürdü…

Normal yayın akışına dönüldü.

***

Ekranda yıllarca tüm sporları bize sevdiren, Levent Özçelik…

Spor felsefesi uzmanı, Cem Dizdar,

Bambaşka bakış açıları ile Erdal Hoş,

Ve bilimsel bakış açıları ile Mustafa Sapmaz…

İşte en saygın spor yazarlarımız…

Kızlarımızın maçı onların kanalında, beş dakika önce bitmiş…

Bizler, o mutluluğu yaşamak istiyoruz.

“Bizler” diyorum… Kusuruma bakmayın “tek miyim”, bilemiyorum…

Bu dört tane gerçekten saygın spor yazarımız, konuşacaklar…

“1 dakika”, Filenin Sultanları…

Haydi, dönelim Falcao ve futbolumuza…

Ve para ile alınan futbolcuların tanıtımından saatlerce görüntüler…

-----Yazık!

Bana değil, bu kızların emeğine yazık!

***

Sanıyorsunuz ki;

Bu izleniyor, bizde ona göre yayın yapıyoruz.

----Hayır!

Kocaeli’nin ilçesi Yarımca’da, berbere gittim…

O sırada Sırbistan-Bulgaristan voleybol maçı oynanıyordu.

Televizyon açıktı.

Berber bana önce Sırp voleybolunu ve basketbolunu anlattı.

Sonra birlikte bir gün önce oynanan Amerika – Türkiye basketbol maçını konuştuk…

Son 9 saniyeyi; saniye, saniye anlattı…

Doğuş’un topu kapışını, sportmenlik dışı faulü, iki faulü birden kaçırışımızı…

Arkasından Cedi’nin kaçan faullerini anlattı…

İnanmazsanız, adını da yazayım…

Berberin adı: Güzellik doktoru…

Unutamamış, halen kahroluyor…

Siz sanıyorsunuz ki bu ülkede sadece, “futbol geyiği” izleniyor.

----Hayır…

Sizler sadece bunu konuşuyorsunuz, o nedenle bu halk sizi izlemeye mecbur kalıyor…

***

Yazı, uzun oldu…

Ben kızlarımız için yazdım…

Filenin değil “Gönlümüzün Sultanları”, için yazdım…

Ankara’daki 12 bin taraftar için yazdım…

Televizyon başında izleyen halkımız için yazdım…

Bu işe emek veren Voleybol Federasyonu için yazdım…

“Teşekkürler”, diyorum onlara…

İçimiz karadıkça onlara bakıp aydınlanıyoruz!

Gurur duyuyoruz!

Sizlere de naçizane diyorum ki;

Hak edenleri izlersek, diğerleri de hak etmeye çalışacaklar!

En azından aldıkları parayı

YORUM EKLE

banner133

banner129