21 yıldır bir an bile unutmadılar

Düzce merkezli 12 Kasım 1999 yılında meydana gelen depremi yaşayanlar, felaketin yıl dönümünde o anları anlattı. 21 yıl önce yaşadıkları acıları unutamayan depremzedeler, İzmir depreminde enkaz altından kurtarılanların yaşadıkları zorlukları bildiklerini söyledi.

21 yıldır bir an bile unutmadılar

Haber: Aysun Beykoz

Düzce ve Bolu, 12 Kasım 1999'da saat 18.57'de 30 saniye süren 7.2 büyüklüğündeki depremle yıkımı yaşadı. Düzce'de 710, Bolu'da ise 48 kişinin yaşamını yitirdiği depremi yaşayanlar, çektikleri zorlukları geçen 21 yıla rağmen unutamadı. Depremi yaşayanlar, o günlerdeki zorlukları ve çektikleri acıları anlattı.

KURAN OKUMAK İÇİN GİTTİĞİ EVDE ENKAZ ALTINDA KALDI

Depremde Kur'an-ı Kerim okumak için gittiği evin enkazından 9 saatlik çalışma sonucu kurtarılan emekli imam İbrahim Özdede, 21 yıl önce yaşadıklarını şöyle anlattı: "Anlatmak ve yaşamak çok farklı şey. Ben 21 sene geçmesine rağmen üzerimdeki etkisini atamadım. Deprem nerede olursa olsun, bundan etkilenirim. Sarsıntı az gibi göründü ama adeta ayakta duramayacak durumdaydık. İzmir depremi ile Düzce depremi arasında pek bir fark yok gibi görünüyor. Ama 7.2 Düzce'deki yıkım için bir sebepti. Deprem sırasında bir anda ben kendimi bir tarafa atayım dedim. Elektrikler gitti zaten. Depremin toz dumanıyla ne durumda olduğunu düşünün. Ben kapıdan çıkmak istedim. Çıkacağım zaman evine gittiğim hacı efendi torunlarını eline almış ‘Hocam sen bana müsaade et, ben şu çocukları kurtarayım’ dedi. Ben de kapı tarafından geri çekildim. O, kapı tarafına gidince orası yıkıldı ve 9 kişi hayatını kaybederek, Rabbime kavuştu. Binanın yıkıldığı anı hatırladım. Bir tek şey duyuluyordu. Anneler, 'Yavrum' diye bağırıyordu. Çocukları da 'Anne' diye bağırıyordu. Herkes birbirine 'Beni kurtar' diyordu. Herkes can derdinde olduğu için biz en son noktada, yerimizde cenin pozisyonunda kaldık ve hareket edemedik."

9 SAAT SONRA KURTULDU

Enkazda geçirdiği 9 saatlik sürenin ardından kurtulduğunu anlatan Özdede, "9 saat sonra ben bittim, tükendim. Nefes alamıyordum. Enerji bitmiş, kan kaybı vardı. Enkazı kaldırdılar ve bir kurtarma ekibi bana 'Hocam nasılsınız' dedi. 'Talebeleriniz hep dua ediyorlar' dedi. Ben de 'Çok zor durumdayım. Kurtulmayı bekliyorum' dedim. Yalvarırcasına söyledim. O da bana 'Sen kurtulacaksın' dedi. Bana bir teselli verdi ki ben rahatladım. Benim durumumu kötü görünce, 'Kolunun kesilmesi lazım' dedi. Kolum sıkışmıştı. Kurtulmam için kolumun kesilmesi gerektiğini söyledi. Yakınlarıma sormuşlar, 'Keselim mi, kesmeyelim mi?' diye. Yakınlarım da yaşayacaksa kesin demişler. Yeter ki kurtulsun demişler. Ben de bu sözleri işittim ve dua etmeye başladım. Allah'a 'Senelerdir okuttuğum öğrencilerim, hizmet ettiğim cemaatimin eğer senin katında bir değeri varsa ne olur bu kolumun buradan kurtulmasını nasip eyle' diye, dua ettim. İnanın saatlerdir uğraştığım kolum bir anda kurtuldu. Kolumu çektim ve saatlerce gelmeyen kolum geldi ve enkazdan kurtarıldım. Rabbim bu sıhhati ve nimeti bana bahşetti" dedi. İzmir depreminde enkaz altında kalanların yaşadıkları zorlukları bildiğini belirten İbrahim Özdede, "Ama öyle bir hadiseler olduğunda inanın yüreğim titriyor. Oradaki insanları kendi yerime koyuyorum. Oradaki yakarış ve yalvarışların ne olduğunu biliyorum. Allah o durumdan muhafaza eğlesin diye dua ediyorum" diye konuştu.

YIKILAN BİNADAN EŞİ, 2 ÇOCUĞU VE YEĞENİNİ KURTARDI

Eşi, 2 çocuğu ve yeğenini yıkılan binadan kendi imkanlarıyla çıkarmayı başaran Bilal Aydemir de o gün yaşadıklarını hala unutamadığını söyledi. Deprem anını ilk günkü gibi hatırladığını belirten Aydemir, "Birdenbire alttan bir vurdu. Sonra silkeledi. Ondan sonra yukarı aşağı vurmaya başladı. Hemen elektrikler kesildi. Yanımda çocuklarım vardı. Eşim ve yeğenim karşı koltuktaydı. Bina çökmeye başladı. Tek tek katlar çökmeye başladı. Kırıla kırıla indiğini hissettim. Hemen dua etmeye başladım. Hep beraber tekbir getirdik. 30 saniyelik deprem ne kadar uzun bir süre biliyor musunuz? Belki hayatım boyunca yaşadığımdan daha uzun gibiydi. Bütün bildiğim duaları okudum. Hayatım film şeridi gibi önümden geçti. O saniyeler bitmedi ve biz hala patır patır binayla beraber aşağıya iniyoruz. Ne zaman duracak diye, sordum kendi kendime. Bina birden oturdu ve durdu. Kendime baktım bir şey yok. Çocuklarıma ve eşime sordum onlar da iyiydi. Küçük oğlum büyük oğlumun kucağında sarılmış haldeydi. Ama yeğenim sıkışmıştı. Bizim salonda büyük cam var o cam çıkmış gitmiş. Bir baktım 6'ncı kattaki daire 1'inci kata inmiş. Bizim evin de zemin katı yıkılmamış. Bizim kapıcıyı gördüm. Çocuklarıyla beraber elinde el feneriyle bize baktı. Küçük oğlumu yukarıdan aşağıya uzattım. Kapıcı Bahattin aldı. Büyük oğlum kendisi indi. Eşimi de kucağıma alıp, aşağıya uzattım. Kapıcı Bahattin tuttu ama düştüler. Onlar da kurtuldu. Yeğenim ise hala sıkıştığı yerden kurtulamamıştı. Yeğenim bana 'Dayı gelme, ben nasıl olsa öleceğim, bir de sen ölme' dedi. Ben onu orada bırakamadım. Onu da sıkıştığı yerden kurtardım ve dışarıya çıkardım. Dışarıya yatırdım" dedi.

İZMİR DEPREMİYLE 21 YIL ÖNCE YAŞADIKLARIMIZ AKLIMA GELDİ

İzmir depremi sonrası, devletin eski yıllara göre daha koordineli şekilde çalıştığını gözlemlediğini anlatan Aydemir, "İzmir depremiyle 21 yıl önce bu yaşadıklarımız aklımıza geldi. Çok üzüldük, etkilendik. Çocuklarımız da etkilendi ama ben bu İzmir depreminde şunu gördüm. Ege halkını kutluyorum. Devletimiz daha organize. Tüm kurumlarımız çok güzel çalıştı" diye konuştu.

DEPREM ÖLDÜRMEZ, BİNA ÖLDÜRÜR

Depremi yaşayan Haluk Velioğlu, "İzmir depremini duyduğum zaman içim gerçekten acıdı. Çünkü onların geçireceği evreleri çok iyi biliyorum. Biz onları burada yaşadık. Onun için insan farklı açıdan duygulanıyor. İzmir'de çok ciddi çalışmalar yapıldı. Koordineli ve anında müdahale edildi. Kamu kurtarma ve özel kurtarma ekipleri daha organizelerdi. Çünkü epey tecrübe kazandılar. Deprem öldürmez, bina öldürür" dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128