28 Şubat zulmünü ve bedel ödetenleri unutmayacak, unutturmayacağız

Bolu Memur- Sen İl Temsilcisi Ahmet Koçak, 28 Şubat postmodern darbesinin 19 yılıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Koçak; "28 Şubat zulmünü ve bedel ödetenleri unutmayacak, unutturmayacağız" dedi.

28 Şubat zulmünü ve bedel ödetenleri unutmayacak, unutturmayacağız

Haber: Semih BAYKAL

Koçak yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Türkiye’nin yakın tarihin desiyasal ve sosyo-ekonomik bakımdan en acımasız sonuçlar doğuran olaylardan biri olan ‘28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 19. yıl geçti. Siyasi geçmişimizde ve literatürümüzde eşsiz acılar ve zulüm karşılığıyla yer alan 28 Şubat, aklımızı, ruhumuzu donduran soğuğuyla hatırlanacaktır.

28 Şubat, asıl operasyon merkezi dışarıda olan odakların hainlik ve alçaklıkta sınır tanımayan ahlaksız, acımasız, duygusuz yerli işbirlikçileri aracılığıyla millet iradesine yapılan iğrenç bir darbedir. Çünkü millete kurulan tuzak, yapılan komplo ve kuşatma doğrudan maddi-manevi varlığımızı, ilim ve irfanımızı, ahlâk ve maneviyatımızı, yaşama tarzımızı hedef almıştır. Devleti ve milletiyle ülkemiz, tüm hatlardan uçuruma itilmiştir. Halk iradesiyle iktidar olamayanlar, 60, 71 ve 80 darbelerinde olduğu gibi, kirli planlarını uygulamak için yönetimi silah zoruyla gasp etme yolunu denemiş, emellerine ulaşmada bir ölçüde başarılı da olmuştur. Atatürkçülük, ilericilik, çağdaşlık yalanı ve perdesi arkasından sürdürdükleri planlarıyla bir şekilde halkını susturdukları, siyasetçisini sindirdikleri ülkeyi yağmalamışlardır" diye söyledi.

"54. HÜKÜMET MİLİTARİST BASKIYLA GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILMIŞTIR"

28 Şubat süreciyle, milletin özgür iradesinin iş başına getirdiği 54. Hükümet, irtica gibi kaba, sıradan, gülünç bir gerekçe ve militarist baskıyla görevden uzaklaştırıldığını açıklayan Koçak; " 28 Şubat süreciyle, milletin özgür iradesinin iş başına getirdiği 54. Hükümet, irtica gibi kaba, sıradan, gülünç bir gerekçe ve militarist baskıyla görevden uzaklaştırıldı. Denk bütçe, havuz sistemi, değişen pozisyonlara göre emekçi ve emeklilereyüzde 100’lerden yüzde 300’lere varan zam, yatırım programları gibi konularda hızlı atılımlar yapılıyorken önü kesilen Türkiye, hızla siyasi, ekonomik kriz ortamına sokulmuş, kısa zamanda bankalarıniçi boşaltılmış, çalışanların maaşını bile ödeyemeyecek duruma gelmesi gibi sebeplerle IMF’den borç ve kredi istemek durumunda bırakılmıştır. Kimi yüksek rütbeli paşalar, batırılan ya da hortumlanan bankaların, holdinglerin yönetim kurullarında yüklü maaşlarla istihdam edilmiş, yerli sermaye hızla yurt dışına çıkmaya başlamış; ekonomi, para, faiz, döviz, enflasyon ve zam sarmalında savrulmuş, reel anlamda yüzde 100’leri aşan devalüasyonla ülke zenginliği bir gecede yarıya inmiştir. Gecelik yüzde 7500’lere varan faiz oranları, hızla artan ve toplanan tüm vergi gelirler ödense bile karşılanamayan borç stokları, bunaltan zamlar, üretimde ve piyasalarda durgunluk, iflaslar, esnaf yürüyüşleri, Türkiye’nin peş peşe ortalama yüzde 10 seviyelerinde küçülmesi, tamtakır bırakılan hazine... Bütün bu olanlar ‘Çağdaş Türkiye’ gözboyamasıyla yapılan 28 Şubat askeri vesayet rejiminin sonuçlarından sadece birkaçı. Siyasi, sosyal, kültürel alanda yapılan tahribat daha derin ve yıkıcı olmuştur. Hükümet düşürülmüş, siyasi partiler kapatılmış, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan başta olmak üzere, birçok siyasetçinin siyaset yapması yasaklanmış, hâkim ve savcılar hizaya sokulmuş, andıçlarla gazeteciler, yazarlar fişlenmiş, gazetelerin haber ve manşetleri darbe karargâhında üretilmiştir, ‘Batı Çalışma Grubu’ ile gerçek bir toplum mühendisliği yapılmış, oluşturulan algılarla toplum yönetilmek ve yönlendirilmek istenmiştir. İnsanlar hedef gösterilmiş, faili meçhuller artmış, kılık ve kıyafeteyönelik yasaklarla genç kızların eğitim umudu turnikelere sıkıştırılmış, namaz ve oruç gibi doğrudan İslâmi hayatın asıl ritüellerine izin verilmemiş, bu gerekçelerle insanlar işlerinden, okullarından sorgusuz sualsiz atılmış, kazanılmış hakları gasp edilmiş, Kur’an kursları kapatılmış, yaş sınırlamasıyla hafızlık çalışmaları fiilen imkânsız hale getirilmiş, daha da önemlisi, kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitime ve korkunç haksızlıklara yol açacak katsayı uygulamasına geçilerek,imam hatipler ve meslek liseleri neredeyse bütünüyle kapanacak duruma getirilmiştir" diye açıkladı.

"28 ŞUBAT POSTMODERN DARBESİ, HER EVE ATEŞ, HER GÖZE YAŞ DÜŞÜRMÜŞTÜR"

28 Şubat postmodern darbesi, her eve ateş, her göze yaş düşürdüğüne ifade eden Koçak; " Yüz binlerce insanımızı mağdur eden 28 Şubat postmodern darbesi, her eve ateş, her göze yaş düşürmüştür. Milletin, servetinden de önce umudu, hayali, amacı çalınmıştır. Ve bu çağdaş Türkiye tablosunun bin yıl süreceği söylenmiştir. Yaşanan bunca kâbus ve kaos, yapanlar için sevinç ve mutluluk kaynağı olabilmiştir. Onun için, söz konusu süreçte zulüm yapanları, bedel ödetenleri, insanların umutlarını çalanları, haklarını gasbedenleri hiçbir zaman unutmayacak ve unutturmayacağız.İnanç ve özgürlüğü temel karakter edinmiş milletimizin sabır ve  kararlılıkla gösterdiği direnç sonrasında,bin yıl sürmesi planlanan kuşatma, daha on yıl bile geçmeden paramparça olmuş, planlar, yapanların başına geçirilmiştir. Bütün acı tecrübelere, yıkımlara rağmen bugün bile aynı jakobenliğin değişik versiyonlarını sahneleme heveslilerinin olması demokratik kazanımlar adına talihsizliktir" diye ifade etti.

 

"DARBE, ANAYASAL SUÇTUR

Bazı siyasetçilerin ve aydınların hâlâ darbeleri iyi ve kötü diye ayırma bahtsızlığından zihnini kurtaramadıklarını gözlemlediğini de belirten Koçak; " Bazı siyasetçilerin ve aydınların hâlâ darbeleri iyi ve kötü diye ayırma bahtsızlığından zihnini kurtaramadıklarını gözlemlemek üzücüdür. Oysa darbe, anayasal suçtur. Millet iradesine haksızlıktır, zulümdür. İrademize sahip çıkmak, teslim olmamanın, özgür kalmanın ve kendimize saygının ilk aşamasıdır. İradesinin çalınmasına göz yuman toplum, haksızlıklardan yakınma imkânını kendi eli ve isteğiyle terk etmiş demektir.  Bu vesileyle bir kez daha, ne olursa olsun,'Demokratik kazanımlardan taviz vermemek gerektiğini' değere dönüştürmek durumdayız" diye belirtti.

"YENİ ANAYASANIN DAHA FAZLA ZAMAN GEÇİRİLMEDEN YAPILMASI ELZEMDİR"

Son olarak Koçak; "Gelinen noktada, demokratik, sivil ve özgürlükçü yeni anayasanın daha fazla zaman geçirilmeden yapılması elzemdir. Çerçevesini temel insan hak ve özgürlüklerinin çizdiği, ideolojik ön kabullerden arındırılmış, en geniş toplumsal uzlaşmayı temsil edecek ve bireyin devlete karşı özgürlüklerinin genişletilmesini sağlayacak yeni bir anayasa yazılmalıdır. Memur-Sen olarak, milletimizin ve ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını geciktiren, her alanda mağduriyetlere ve travmalaraneden olan 28 Şubat sürecinde rol alanları kınıyor, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenleri, masum insanlara zulmedenleri lanetliyor; her konuda evrensel standartlara ulaşmış bir ülke ve gelecek diliyoruz" dedi. HABER MERKEZİ

 

Güncelleme Tarihi: 29 Şubat 2016, 18:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128