Ağlatan duruşma

Bolu’nun Seben ilçesinde iki yıl önce babasını, annesini, kardeşini ve dedesini cinayete kurban veren 32 yaşındaki öğretmen Suzan Büktopaç’ın mahkemede yaptığı konuşma, duruşmaya katılan herkesin gözyaşlarına neden oldu.

Ağlatan duruşma

Haber: C. Kutay Aykan

23 Şubat 2018 tarihinde Bolu’nun Seben ilçesinde akraba olan Büyüktopaç ailelerinin odunluk yüzünden çıkan kavgalarında dede Mehmet Büyüktopaç(74), baba Ayhan Büyüktopaç(51), anne Emine Büyüktopaç(44) ve oğulları Taşkın Büyüktopaç(26) hayatlarını kaybetmiş, cinayetleri işleyen baba Zeki Büyüktopaç(53), oğulları Onur Büyüktopaç(24), Mustafa Büyüktopaç(26) tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Korkunç cinayet olayında 2 kişi de yaralanmıştı.

Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu yargılanan baba iki oğlunun davasına devam edildi. Haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen sanıklar bir kez daha savunmalarını yaptılar. Tutuklu baba Zeki Büyüktopaç, esas mağdurun kendilerinin ve iki oğlunun olduğunu söyleyince, dedesini, babasını, annesini ve erkek kardeşini cinayete kurban veren öğretmen Suzan Büyüktopaç, söz alarak, alesinin hepsinin katledildiğini ve hayatta bir tek kendinin kaldığını belirterek;

“Kendi mağduriyetimden bahsetmek isterim. Öncelikle şunu söylemek isterim ki “Çocuğu var, eşi var, ailesi var” denilerek tahliye talebinde bulunanlar benim bir ailem olduğunun farkında değiller zannımca. Çünkü benimde bir annem, babam, abim, dedem bir ailem vardı vahşice katledilmeden evvel. Peki hayatları ellerinden alınan bu insanların yaşayamadığı 1 dakikanın hesabını kim verecek?

Eğer kendini savunma amaçlı öldürmüş olsaydınız bu insanların hepsi de ölmezdi, kurşunlar göğüslerinden, kolundan çıkmazdı. Hayati organlara isabet etmesini istediniz çünkü. Öldüklerinden emin olduğunu halde başında beklediniz. Bu da bir çeşit işkence sayılmaz mı? Belki o süre zarfında birisi gelip kurtaracaktı ve birisi aramızda olacaktı hatta bugün burada şahit olacaktı belki de. Siz bunu da elimden aldınız.  Babamı küfür ediyordu sussun diye kafasına vurdum dedin ya, onu susturdun şimdilik ama beni susturamayacaksınız.  Bu can bu tende durdukça en ağır cezayı almanız için elimden geleni yapacağım. Siz bu işi yıllardır yapmayı planlıyordunuz zaten. O kadar ki soğukkanlılıkla öldürüyorsunuz, üstünüzü başınızı değiştiriyorsunuz, koyunları da unutmuyorsunuz bu arada. Sanki tavuk öldürdünüz de hiç telaşa bile kapılmıyorsunuz. Ve o aynı rahatlıkla burada ifade verip mağduruz demeye de hiç mi hiç utanmıyorsunuz.

Ama siz hala hayattasınız! Dört duvar arasında olsa da güneşi görüyorsun, nefes alıyorsun, ailen var. Bir şey kaybetmedin, neden benim ailemin yaşam hakkını elinden aldınız? Onlarla geçireceğim zamanı neden çaldınız? Neden? Şimdi tabi ki istediğiniz gibi olayı eğip bükerek mahkemeyi yanıltmaya çalışabilir, biz mağduruz biz öldürmesek onlar bizi öldürecekti deyip işi nefsi müdafaaya yorabilirsiniz. Ama şunu belirtmek zorundayım eğer benim ailem öldürme niyetiyle gelseydi eli boş gelmezdi ve bunu oğlunun geldiği gün yapmazdı. Çünkü benim ailem yıllarca bunlardan, belalardan kaçtı. Suç dosyası kabarık, geçimsiz, köydeki herkesle küs olan birinde kabahat mutlaka vardır.

Ortada bu kadar söndürülmüş hayat varken, sizin savunma yapmaya ne hakkınız ne de yüzünüz olmalı. Dışardan bakıldığında iyi görünüyor olabilirim ama bu benim içimde yaralarım olmadığı anlamına gelmez. Aile namına hiçbir şey yok bende, ailemi görmek için mezarlığa düşüyor yolum. Şimdi sorarım size, kim mağdur bu durumda?” diye konuştu. Konuşmanın yapıldığı sırada müşteki durumunda bulunan genç kadının yaptığı bu konuşma duruşmaya katılan yakınlarının gözyaşlarına neden oldu. Duruşma, Savcı’nın yapacağı mütalaa sonrası karara bağlanmak üzere 27 Şubat 2020 tarihine ertelendi. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER