ASLA VAZGEÇMEYİN !

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan Yazı...

ASLA VAZGEÇMEYİN !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Olmuyor, olmuyor bu hafta niye yazıp yazıp siliyorum, niye hiçbir yazdığım içime sinmiyor. Televizyondaki moda ve yemek programlarındaki hiçbir şeyi beğenmeyen her yapılan şeye bir bahane bulan jüri üyelerine benzedim. kendi yazdığım şeyleri bile beğenmeyip siliyorum. Ama pes etmek yok “içe sinin bir yazı yazılacak ve gazetenin yayın gününe ve saatine yetiştirilecek. Olmuyorsa oldurmak benim işim”

Bu gibi durumlarda kaldığımda hep gazeteciliğe ve yazarlığa başladığım ilk yıllarda yaşadığım bir olay gelir aklıma. Yine böyle bilgisayarın başındayım. Gün içinde bir sürü haber yapmışım. Hatta haber yaparken de bir yandan okuduğum haberlere sinirlenmişim. Tam her şeyi yaptım bitti diye sevinirken genel müdürümüzden telefona şöyle bir mesaj geldi.

Onur yarın 3 Aralık köşe yazını bekliyorum. “

Müdürüm ben yazmasam?

“hayır, yazmalısın yarın 3 Aralık”

Ama müdürüm hiçbir şey yok aklımda!

“ Onur yazıyı gece yarısına kadar istiyorum. “

Bu kısa mesajlaşmadan sonra o dönem birlikte çalıştığımız bir arkadaşı aradım. Durumu anlattım. Oda yazmalısın abi dedi. İyide ne yazacağım? Hem biliyorsun ben 3 Aralıkta yazı yazmayı sevmem aklımda da bir şey yok dedim. Arkadaşım “ Abi aklında bir şey yoksa yüreğine bak orada mutlaka bir şeyler vardır. Olmuyor yazamıyorum demek yok demişti. “ Ben bu konuşmadan sonra 2 saat içinde yazımı bitirip müdürümüze göndermiştim. Hiç unutmuyorum. O yazı 3 Aralıkta en çok okunan yazı olmuştu ve iyi ki yazdım dediğim yazılardan biri oldu.

İşte ben bu gibi durumlarda yani aklıma yazacak bir şey gelmeyince yüreğime bakmayı o zaman öğrendim. Bazen yazarken hep istatistik veriyorum. Sayılar ve olaylar paylaşıyorum. Eleştiriler yapıyorum. Ancak esas yapmam gerekeni yani hissettiklerimi yazmam gerektiğini bunun müthiş bir özgürlük olduğunu unutuyorum.

Şimdi size bir soru sormak istiyorum. Duygularınızı, hislerinizi hatta düşüncelerinizi dile getirebiliyor musunuz? Örneğin sevdiğiniz bir insana “ seni çok seviyorum diye biliyor musunuz, ya da ne bileyim güzel bir kıza bu gün çok güzelsin diye biliyor musunuz? “ çoğu kişi onur biz senin kadar cesaretli değiliz bu söylediklerini söyleyemiyoruz çünkü yanlış anlaşılmaktan korkuyoruz diyecek.

Evet, günümüzde her şeye öyle kötü niyetle bakılmaya başlandı ki, bırakın sevdiğinizi söylemeyi ve göstermeyi insanlara merhaba deyip gülümseyince bile altında kötü niyet arar hale geldik. Ancak bu böyle olmamalı! çünkü insanı insan yapan duyguları ve hissettikleridir. Bu özellikleri insan denilen varlıktan çıkartın geriye robotlara benzer insanlar kalır. O yüzden bence insan sevdiğini söylemeli ya da bir şekilde sevdiği insanlara hissettirmeli

Bakın bu hissettiklerini söylemek ve göstermek engellenen insanlar içinde çok önemlidir. Çünkü engellenen ve özel gereksinimli insanlara ancak sevgiyle bir şeyler öğrete bilirsiniz. Kendimden biliyorum şu ana kadar sevmediğim insanlardan hiçbir şey öğrenmemişimdir. Hatta onların yanında bile durmak istemem. Bazılarına ters gelse de bunu da söylerim.

Buradan engellenenlere ve onlarla ilgilenen insanlara sesleniyorum. Engellenen birine öncelikle sevgiyle yaklaşmalısınız. Eğer o sizin sevginizi ve ilginizi anlarsa karşılık verecektir. Karşılık verdiği zamanda yani ona kendinizi sevdirmeyi başardığınızda da istediğiniz zor şeyleri bile kolaylıkla yapacağını göreceksiniz. Hep dediğim gibi bazen sıcacık bir gülümseme bile engelleri ortadan kaldırmaya yeter. Bunun için ne olursa olsun. Sevdiğiniz insanlara sevdiğinizi söylemekten ve göstermekten asla vazgeçmeyin.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin katkılarıyla. Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan yazılar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128