ASLINDA BU BİR ŞİDDET !

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan Yazı...

ASLINDA BU BİR ŞİDDET !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Geçtiğimiz hafta kendi yazdığım küçük bir öyküyü sizlerle paylaşmış ve öyküyü yarıda bırakıp konuyla ilgili mesajlarınızı beklediğimi sizden gelen mesajlara göre öykünün devamını şekillendireceğimi söylemiştim. Bu anlamda birçok mesaj aldım. Gönderen herkese çok teşekkür ediyorum. Ancak mesajları okurken bazılarına çok şaşırdım.

Mesela ben öyküyü anlatırken anlatma dili olarak Ben dili kullanmıştım. Yani kendim olayı yaşamış gibi anlatmaya çalışmıştım. Galiba bunda da başarılı olmuşum çünkü gelen mesajlarda çoğunu kişi olayı gerçekten yaşadığımı sanmış ve bana “cesursun biz olsak hiç tanımadığımız bir kıza böyle yaklaşmaya korkardık.” Yazmış valla bu bir öykü ama gerçekten böyle bir şey yaşasam önümde ağlayan bir insan görsem aynı şekilde yardım etmeye çalışırım. Bu benim için cesaret değil insanlık görevidir.

Birçok mesajda da kız ailesinin istediği adamla evlensin belki adam zengindir kızı mutlu eder ayrıca hiçbir anne baba kızının kötülüğünü istemez yazılmış. Bu görüşe katılmadığımı bir insanın ailesi istedi diye sevmediği istemediği bir kişiyle bırakın evlenmesini görüşüp konuşması bile doğru değildir. Birde bu kız tanımadığı bir adama parkta niye bunları anlattı demişsiniz.

Arkadaşlar kız bunalmış ve çaresiz böyle bir durumda kalsanız bırakın insanlara anlatmayı çiçeklere kuşlara balıklara bile derdinizi anlatırsınız. Ayrıca derdini paylaşmak bir suç ya da kötü bir şey değildir. Biz bunu zayıflık olarak algıladığımız derdimizi arkadaşlarımızla bile paylaşmaktan çekindiğimiz için bazı sorunları çözemiyoruz.

Neyse biz öykümüze gecelim Nerde kalmıştık?

Kız: düşünüyorum düşünüyorum aklıma bir çözüm gelmiyor çıldırmak üzereyim dedi. Tam bu sırada yan bankta oturan bir hanım Merhaba ben Derya sohbetinize kulak misafiri oldum diyerek yanımıza geldi ve kıza seni çok iyi anlıyorum. Hatta bir anlamda bizim işimiz senin gibi sorunları olan arkadaşlarımıza yardımcı olmak. Kimse sana istemediğin bir şey yaptıramaz çünkü aklı başında reşit bir insana istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmak “ insana şiddet uygulamaktır buda bilindiği gibi suçtur” benim şu anda bir yere yetişmem gerek. Sen al bakalım şu kartı koy çantana ne zaman istersen gel ya da ara konuşalım hiç kimse seni istemediğin bir kişi ile evlendiremez dedi. Kartını kızın eline tutuşturup gitti.

Kartın üstüne baktığımızda Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Kısaca “ŞÖNİM' yazdığını gördük. Hatta yaşadığımız Bolu şehri için 0374 270 50 30 telefon numarası da vardı. Kız bu iyi oldu ancak ben ŞÖNİM e haber verirsem ve destek alırsam. Bu sefer ailem bana daha çok kızar böylece onları daha çok karşıma almış olmaz mıyım? Dedi.

Sevmediğin istemediğin biriyle evlenmek mi daha güzel yoksa ŞÖNİM i yanına alıp aileni ikna etmeye çalışmak mı daha güzel. Yani Derya Hanım haklı bence “ zorla bir insana istemediği bir şeyi yaptırmaya çalışmakta şiddetin bir türüdür. “ sen bu kartı koy çantana bir düşün. Ayrıca iş konusuna gelince sen ne iş yapıyordun yani mesleğin ne diye sordum?

Kız: ben şuradaki kitapçıda çalışıyordum. Edebiyat bölümü mezunuyum diye cevap verdi. Ne güzel kitap okumayı seviyorsun demek dedim. Peki, yazım hatalarını düzeltebilir misin diye sorunca gülümseyerek evet anlamında başını salladı. Bende gülümsedim. Kız çok teşekkür ederim sayenizde daha iyiyim artık eve gitmem gerek diyerek ayağa kalktı.

Peki, öyleyse yarın aynı saatte buraya gelmeni bekleyeceğim. Belki iş konusunda bir şeyler yapabiliriz dedim. Kız tamam gelmeye çalışırım diyerek uzaklaştı. Bende hemen birkaç yayın evini aradım. Editöre ihtiyacınız var mı? Dedim bir iki tanesi biz bir konuşalım dedi. Tamam, yarın sizi tekrar arayacağım dedim. Akülü aracımı çalıştırarak eve yöneldim.

Ertesi gün parkta aynı yerde kızla buluştuk. Hemen onu yayın evleriyle konuşturdum ve bir tanesiyle anlaştı ve editör olarak işe başladı. Evlilik konusunda ne yapacaksın dedim. Kız onu da düşündüm. ŞÖNİM den destek alacağım dedi. günler günleri aylar ayları kovaladı ve kız çalışırken kapı çaldı……

Evet, biliyorum yine öyküyü yarım bıraktım gibi oldu. Ancak ben öykülerin hiçbir zaman bitmemesinden yanayım. Dediğim gibi yarı kurgu yarı gerçek bu öykü ile insanların düşünmesini sağlayarak ve ŞÖNİM gibi bir hizmeti öğrenerek ve anlatmaya çalışarak amacıma ulaştım. Bundan sonrasını sizlerin hayal gücüne bırakıyorum. Haftaya yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128