Başkan Yılmaz Külliye’de Şehircilik Şurası’na katıldı

Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Şehircilik Şurası’na katıldı.

Başkan Yılmaz Külliye’de Şehircilik Şurası’na katıldı

Haber: Esra ÖZTÜRK

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde gerçekleştirilen Şura’da "Şehircilikte Yeni Vizyon" kimlikli şehirler olarak şekillendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehircilik vizyonu üzerinde Türkiye'nin ortak aklının canlandırılması ve "kimlikli şehirler" için çalışılması talimatı verdi. Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’ın da katıldığı Şura’da Erdoğan, “Artık ülkemizde tarihimizi, kültürümüze ve bölgelerimizin karakteristik özelliklerine göre binalar yapmanın zamanı gelmiştir, geçiyor” dedi.

Şehircilik Şurası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe'de sekiz yıl aradan sonra toplandı. 3 ay sürecek olan Şura’da 4 ana komisyonda çalışmalar yürütülecek. Şûrada Türkiye'nin yeni kentsel dönüşüm yaklaşımı, toplumsal bütünleşme ve sosyal uyum, güçlü yerel yönetimler ve şehircilik uygulamaları sorunsal alanlar olarak ele alınacak. Şehircilik Şurası'nın ana başlıklarını ise "Şehirlerimizde Kimlik Planlama ve Tasarım, Kentsel Dönüşüm, Şehirleşme Göç ve Uyum, Şehirleşmenin Yeni Vizyonunda Yerel Yönetimlerin Rolü" konuları oluşturuyor. Şehircilik Şûrası'nda tarihsel birikim, toplumsal hassasiyetler ve şehirli kimliğinin ön planda tutulduğu konular, güncel gelişmeler ışığında, akademisyenler, üniversiteler, ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından masaya yatırılacak.

"Şehircilikte Yeni Vizyon" ana temalı Şura’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehircilik vizyonu üzerinde Türkiye'nin ortak aklının canlandırılması ve "kimlikli şehirler" için çalışılması talimatı verdi. Şehircilik Şurası'na yaklaşık 2 bin kişinin katılımıyla Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Şura’nın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Artık ülkemizde tarihimizi, kültürümüze ve bölgelerimizin karakteristik özelliklerine göre binalar yapmanın zamanı gelmiştir, geçiyor. Karadeniz'in o güzel yaylalarında, Ege'nin, Akdeniz'in kıyılarında gördüğüm o görüntüler için hep birlikte harekete geçmeliyiz" dedi.

Yaklaşık 3 ay sürecek Şura’ya katkıda bulunanlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirlerin insan odaklı olması gerektiğini söyledi. AK Parti’nin 14 yılda şehircilik alanında önemli adımlar attığını vurgulayan Erdoğan şöyle konuştu:

“Şehirler İnsan Odaklı olmalı”

“Bizim için şehir hem vatandır, hem de rabbimize yönelişimizin tezahürüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde yaşadığımız şehircilik facia sebeplerini çok iyi tespit etmeliyiz. Bizler her alanda olduğu gibi şehircilik konusunda da tarihimizden ibret alarak, hataların tekerrürünü önleme mecburiyetindeyiz. 14 yılda önemli adımlar attık. Türkiye tarihinin en kapsamlı, sosyal yönü en güçlü şehirleşme hamlesini bu dönemde gerçekleştirdik.

Dünyanın dört bir tarafında tüm önemli şehirleri ziyaret etme fırsatı buldum. Şehirleşme konusunda yaşadığımız sıkıntılar bize mahsus değildir. Dünyada 10 milyonun üzerinde 34 şehir var ve yenileri de hızla gelmektedir. Ülkemize baktığımızda nüfusumuzun sadece yüzde 25'i şehirlerde yaşarken, bugün bu oran yüzde 90'ı aşmıştır. İnsanlar şehirlerde yaşamayı tercih etmektedir. Bizim şehirlerimiz var olan çeşitliliği, farklılığı bir arada yaşatabilme özelliğine sahiptir. Binaların, meydanların bir kimliği, şahsiyeti vardır. Özellikle batı ülkelerinde tek tipçi bir mimari anlayış hakimdir. Düzenli karakteri olmayan şehirleşme bizim idealimiz, modelimiz olamaz.

“Dikey mimari değil yatay mimariden yanayım”

1940'lardan itibaren çarpık yapılaşmanın yanında aynı kişiliksiz projenin apartmanlar, siteler ortaya çıkmıştır. Ben dikey mimariden yana değilim, ben yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır.

Şehirlerimiz kentsel dönüşüm projeleriyle, gecekondu yapıların istilalarından kurtulurken, şahsiyetsiz projelere de teslim olmamalıdır. Sadece rant, kar, kazanç odaklı anlayışla böyle bir şehir inşası gerçekleştiremeyiz. İnsanlara huzur değil, gerginlik veren bir şehir sorunlu bir şehirdir. Manhattan'ı düşünün, orada bir ruhsuzluk olduğunu görürsünüz. Orada bir insan ‘medeni olarak yaşıyorum’ diyemez. Odanıza çıkarsınız, beton yığınını görürsünüz. Yeşili görmek mümkün değil.

Bireyselleşmeyi teşvik eden yapılaşmalar, dünya cennetini cehenneme çevirir. Şehir dediğimiz zaman üzerinde durmamız gereken pek çok husus bulunuyor.

Ülkemizde nispeten düzenli ve tarihi dokusunu muhafaza eden şehirlerimize baktığımız zaman, bunlar köyden göçün patladığı 2. Dünya Savaşı sırasında geleceği gören belediye başkanları olan şehirlerdir. Vizyoner bir bakış açısıyla gelişmeleri doğru değerlendirip, geleceği planlayan anlayışlar o şehri bugünlere kadar getirmiştir.

Şehirleşmenin getirdiği güvenlik sorunlarını aşma konusunda da hep birlikte kafa yormalıyız. Bizim kültürümüzde zengin, fakir, patron, işçi yan yana evlerde oturabilmektedir. Bu birliktelik herkesin diğerinin halini görmesine, gerektiğinde yardım eli uzatmasına imkan sağlamaktadır. Bilinçli bir şekilde kurulan şehirler medeniyetlerin kurucu ve taşıyıcı şehirleri olmuştur.”

“Türkiye'de 15 yılda bir Türkiye'yi üç Türkiye yaptık”

Başbakan Binali Yıldırım da Şehircilik Şurası'nın açılışında yaptığı konuşmasına Fatih Sultan Mehmet’in “Asıl marifet halkın kalbini ruhunu benliğini inşa edecek, insana huzur verecek şehirler inşa etmektir” sözüyle başladı.  Başbakan Binali Yıldırım ''Türkiye'de 15 yılda bir Türkiye'yi üç Türkiye yaptık. Mazlumlara mağdurlara kucak açan ev sahipliği yapan bir ülke oldu Türkiye'' dedi. Yıldırım, yapılarda dikey mimari yerine daha sosyal olan yatay mimarinin tercih edileceğini de belirtti. Başta Konya, Edirne, Bursa, İstanbul olmak üzere, tüm şehirlerin insan merkezli kurulduğunu belirten Yıldırım “Bizim şehirlerimiz bir medeniyet tasarrufunun eseri olarak meydana gelmiştir. Bizim şehirlerimiz dünyanın her tarafında fazilet ve erkan sahibi insanları kendine çekmiş, cezbetmiştir. Bu Şuradan çıkacak sonuçlar bu sorumluluğumuz yerine getirilmesinde bize ışık tutacaktır” diye konuştu.

Çanakkale 1915 Köprüsü ve otoyolları ile birlikte ihalesinin gerçekleştirildiğini hatırlatan Başbakan Yıldırım şöyle devam etti:

“Dünyada kriz günden güne derinleşirken, Türkiye büyük projelere ya başlıyor ya da hizmete açıyor. 10,5 milyarlık bir projeden bahsediyoruz. Projenin en önemli özelliği dünyada bugüne kadar dikmeler arası açıklığı en fazla olan köprü olması. 2023 yılına yetişecek olan köprünün iki kule arasındaki mesafe 2023 metre olacaktır. Bu yıl 18 Mart'ta ilk kazmayı vurmayı istiyoruz. Türkiye 15 yıldır büyümeye devam ediyor. Ülkemiz üzerinde hesap yapanların hesapları kursaklarında kalacaktır.

Şehirlerimize her zamankinden daha büyük bir aşkla hizmet etmek büyük sorumluluğumuzdur. Çevre ve şehirler bizlere ecdadımızdan emanettir. Bu doğrultuda şehirlerimizi daha gelişmiş bir seviyeye taşımak için, şehirlerimizi afet riskinden kurtaracak daha güvenli şekilde yeniden imar edeceğiz. 39 ilimizde, 200 bölgeyi yeniden inşa etmek için faaliyetlere başladık. Ayrıca terör örgütünün yakıp yıktığı 35 bin konutun yapımına başladık. Bir yıl içinde eskisinden daha güzel bu konutları yapıp Güneydoğu'da vatandaşlarımıza vereceğiz. Sur'u eskisinden daha güzel bir şekilde cazibe merkezi haline getiriyoruz. Yaşanabilir çevre için çevre kirliliğine etken olan tüm kirleticileri engelleyecek ve kontrolü sağlayacağız. Yerel ihtiyaçları gözeterek imara ilişkin usullerin titizlikle uygulanmasını temin edeceğiz. Güvenli yapı malzemeleriyle nitelikli, enerji verimliliği yüksek şehirler vizyonumuzu yaygınlaştıracağız. Parkları, yeşil alanları artıracağız. Tarihi dokuyu koruyan, doğal kaynakları kirletmeyen, tarım alanlarını yok etmeyen anlayışa önem vereceğiz. Şehir insan içindir. Kadınlar, engelliler, yaşlılar için de şehir dokusu önemli. Şehirler sadece beton yığınlarından oluşmayacak. Sosyal alanlar olacaktır. Yatay mimariyi daha çok teşvik edeceğiz. Osmanlı'dan bugüne bir bayındırlık ve çevre geçmişimiz var. Şehircilik konusunda tarihi birikimimiz var.”

Gerekirse kanun değişecek

Şura’ya ilişkin bilgi veren Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, ele alınacak 4 başlık için 4 ayrı komisyon kurulacağını belirterek “Bu komisyonlara alanında uzman akademisyenler başkanlık edecek. Yaklaşık 250 kişi fikir, öngörü ve düşüncelerini paylaşacağı komisyon çalışmalarının yerel yönetimlere ve uygulayıcılara yol gösterici olacağına inanıyorum” dedi.  Özhaseki, 3 ay süresince çoğu zaman üst üste, kimi zaman aralıklı olarak toplanacak ve eş zamanlı çalışacak komisyonların, gerekirse kanun yapma noktasında tavsiyeleri de olabileceğini belirtti. Bakan Özhaseki şura sonuçlarına ilişkin, "Yön gösteren bir açı mutlaka önümüzde olacak ve oradan çıkaracağımız sonuçları da yasal alt yapısıyla birlikte Meclise sunacağız" dedi.

Kentsel dönüşümde gelinen son nokta

Şura’da ele alınacak konulardan birinin de kentsel dönüşüm olduğunu vurgulayan Bakan Özhaseki, Kentsel Dönüşüm yasasında 5 yıllık süreçte uygulamalarda karşılaşılan sorunları, sıkıntıları, yanlışları aşabilecek bir formül üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Özhaseki, Şura hedeflerinden birinin de kentsel dönüşümde aktif rol oynayan paydaşları bir araya getirerek, fikirlerinin alınıp "Bu işi daha hızlı, daha doğru nasıl yaparız" noktasında fikir yürütülmesi, "Nerelerde tıkandık" gibi konuların konuşulması ve bir formül üretilmesi olduğunu kaydetti.

Şehirlerin kimliği masaya yatırılacak

Bakan Özhaseki, şurada ele alınacak bir başka konunun da şehirlerin kimliği olduğunu dile getirerek, şehircilikte yeni sağlam, modern binalar, alt geçit, üst geçitler yapıldığını, belediye başkanlarının gerek alt yapı, gerekse üst yapıyla ilgili başarılı hizmetler yaptığını aktardı. Özhaseki şöyle konuştu:

"Geriye baktığımız zaman doğrusu bizim kimliğimizi yansıtan bir şehir silüetiyle de karşılaşamıyoruz. Bir estetikle karşılaşamıyoruz. Bir arabesk kültürle karşı karşıyayız, bu 'kimlik' noktasında doğrusu bizim ciddi olarak bu işin üzerine yoğunlaşmamız icap ediyor. Şehircilik Şurası'nda göç konusu da ele alınacak. Göç hala devam ediyor. 50'lerde başlayan, 60-70'lerde çok hızlanan ve büyük şehirlerin bir sorunu olarak karşımızda duran bu göç meselesi, hala günümüzde canlılığını koruyor. Bu göçle birlikte şehircilikte birtakım sorunlar doğuyor. Sonra uyumda birtakım sıkıntılar çıkıyor"

Bolu’nun gelecek 50 yılını planladık

Şehircilik Şurası’na katılan Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz da Şura ile ilgili yaptığı değerlendirmede AK Parti’nin yerel yönetim konusundaki birikimlerine dikkat çekerek, her şehrin tarihi ve kültürel dokusuna uygun yerel özgün mimari anlayışıyla hareket ettiklerini söyledi. Bolu’nun da bu anlayışla, doğal güzelliklerini koruyarak, tüm zenginliklerini ve güzelliklerini gelecek kuşaklara aktarmak hedefiyle turizm, spor ve üniversite kenti olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurgulayan Başkan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Tabiatın Kalbi Bolu adıyla markalaşan “Dünya Kenti” olma yolunda ilerleyen Bolu’nun, doğasına uygun olarak alt yapıdan üst yapıya, yaşam alanlarına kadar her projesinde koruma –kullanma dengesini gözeterek başarılı projelere imza atıyoruz. 2004 yılında Bolu Belediye Başkanı olarak seçildiğimde Bolu, kaderine terk edilmiş, personel maaşlarını bile ödenemeyen, belediye kapısında icracıların bulunduğu bir kent görünümündeydi. Doğal kaynak su rezervlerinin bulunmasına rağmen kuyu suyu içen, İstanbul ve Ankara arasında kaybolmuş, yatırımlardan yoksun, kent kimliğine kavuşamamış, Anadolu’nun ihmal edilmiş bir şehriydi. Bir Bolu sevdalısı olarak Bolu’nun doğasına sahip çıktık ve ‘Bolu sanayi kenti olmayacak’ dedik. Bu hedef doğrultusunda projelerimizi belirledik ve uygulamaya aldık. Bolu, alt yapıdan üst yapıya, sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerden, dijital belediyecilik uygulamalarına kadar hayata geçirdiğimiz projelerle Türkiye’nin hatta dünyanın gündeminde yer aldı.  Zengin turizm alternatifleriyle dört mevsimin ayrı güzellikte yaşandığı Bolu’nun, “Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” olarak ilan edilmesi ise Bolu için bir dönüm noktası oldu.

Kentin gelecekteki 50 yılının planını çizerek, Bolu’ya katma değer üretecek yeni projeleri hayata geçiriyoruz. Son 12 yıl içinde içme suyu şebekesinden içme suyu arıtma tesisine,  atık su arıtma tesisinden kolektör hattına, yağmur suyu şebekesinden kanalizasyon hattına kadar Bolu’nun alt yapı sorunlarını çözdük. 12 yılda gerçekleştirdiğimiz projeler ve gelecek vizyonumuz ile şehrin çehresini değiştirdik.

Görevine geldiğim günden itibaren Bolu’yu “Yaşanabilir Dünya Kenti” yapma yolunda örnek projelere imza attık ve atmaya devam ediyoruz. “Proje Fabrikası” olarak tanımlanan Bolu’yu, cennet doğasıyla dünyada tanıtırken, bir yandan da spor, doğa ve kültür turizmi yatırımlarına ara vermeden devam ediyoruz. Bolu’nun unutulmuş tarihi ve kültürel dokusuna da tekrar hayat verecek projeler gerçekleştiriyoruz. Örneğin Köroğlu efsanesini canlandırdık. “Marka Şehir Bolu ve Uluslararası Köroğlu Festivali” ile Bolu’yu Türk dünyasının merkezi yaptık.

“Şehir Anayasasını oluşturduk”

Bolu’da imza attığımız projeler, Bolu’nun gelecek 50 yılı için planladığımız bir bütünün parçası. Alt yapıdan üst yapıya, sosyal belediyecilik anlayışından, doğa, kültür, spor turizmine, sanayi bölgelerinin şehir dışına çıkarılmasına, dere yataklarının ıslah edilerek tekrardan Bolu’nun gelecek vizyonuna uygun hale getirilmesine kadar, bütün projelerimiz kentle bütünleşik yapıda, gelecek vizyonu doğrultusunda yapılıyor.

Projelerimizi uygularken;  şehrin gelecek ihtiyaçlarını hesaplayarak, Bolu’nun sahip olduğu tarihi ve turizm değerlerini koruyarak, koruma-kullanma dengesi içerisinde hareket ediyoruz. Sadece Bolu’da yaşayan vatandaşlarımıza yönelik değil, Bolu’yu ziyaret eden misafirlerimize yönelik de planlarımızı uygulamaya sokuyoruz. Engelli ve yaşlı dostu, musluklarından memba suyu akan, gelecek hedeflerinin yüzde 80’ini tamamlamış Bolu’nun “Şehir Anayasası”nı hazırladık. Bolu’nun vizyonunu oluşturan Anayasamız, Bolu’yu geleceğe taşıyacak ve “Dünyanın En Yaşanabilir Kentleri” arasında yer almasını sağlayacak.

 

Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2017, 11:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128