banner120

“BİR DAHA BÖYLE ACILAR YAŞANMASIN”

12 Kasım 1999 Depremi Anma Günü Etkinlikleri kapsamında Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde bir program düzenlendi. Salon programında depremde hayatını kaybedenler için dualar edilirken, protokol konuşmalarındaki ortak temenni bu tür acıların bir daha yaşanmaması ve deprem gerçeğiyle birlikte yaşamak oldu.

 “BİR DAHA BÖYLE ACILAR YAŞANMASIN”

Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde 12 Kasım 1999 Depremini Anma Günü Etkinlikleri kapsamında düzenlenen programa Bolu Valisi Ahmet Zahteroğulları, Belediye Başkan Vekili Hüseyin İka, Garnizon Komutan Vekili Hüseyin Aziz Çetinkaya, Vali Yardımcısı Necdet Özeroğlu, İl Emniyet Müdürü Mustafa Kızılkaya, AFAD İl Müdürü Hasan Erdoğan ve vatandaşlar katıldı.    

Salon programı depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için Kuran-ı Kerim okunması ile başladı. Daha sonra Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, 12 Kasım 1999 depreminde yer alana görüntülerin oluşturduğu slayt sunumu yapıldı ve protokol konuşmalarına geçildi.

AFAD İl Müdürü Hasan Erdoğan yaptığı açılış konuşmasında AFAD’ın yaptığı çalışmaları aktardı.

Belediye Başkan Vekili Hüseyin İka ise hatırlamayı çok az arzu ettiğimiz ama asla akıllarımızdan çıkmaması gereken depremin yıldönümünde bir arada olduklarını belirterek, deprem zamanındaki yaşadığı anıları katılımcılarla paylaştı ve bir daha böyle acıların yaşanmaması temennisinde bulundu.

Bolu Valisi Ahmet Zahteroğulları ise depremde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek başladığı konuşmasında “Bu anma yıldönümlerinin iki tane amacı var. Bir tanesi kaybettiğimiz canlar için dua okumak. İkincisi de bir daha benzer acıları yaşamamak için neler yapabiliriz sorgulamak.  Dünya telaşesi içinde her zaman depremi aynı öncelikle gündemde tutmamız mümkün olmuyor ama böyle günlerde yaptıklarımızı gözden geçirelim, eksikliklerimizi görelim istiyorum” dedi.  

Vali Zahteroğulları konuşmasının devamında ise şu ifadelere yer verdi: “Ben 17 Ağustos depreminde Elazığ’da Sivrice Kaymakamıydım ve hemen ardından Sakarya’ya görevlendirildim. Orada epey bir toparlamıştık acil durumları. Burada vilayette toplantı halindeyken çok ciddi bir deprem oldu ve binadan çıktığımızda Sakarya’da yıkılan eski Vilayet konağının önündeki bayrak direkleri hala birbirine çarpıyordu ve ayakta durmakta güçlük çekiyorduk. Peşinden Düzce’de bir deprem olduğu haberi geldi ve biz Sakarya’da arkadaşlarımızla birlikte hemen Düzce’ye geldik, müdahalede bulunduk. Gerçekten biz 17 Ağustos depremine çok hazırlıksız yakalanmıştık. Ne yapacağımızı şaşırdık, günlerce haberleşme yapamamıştık. 12 Kasım’da birazcık daha hızlı hareket edebildik. O günden bu güne çok ciddi tecrübeler kazandık. Ben ondan sonra da 2 yıl  Bolu’ya görevlendirildim ve yine deprem işleriyle sorumlu oldum. O günden bu güne devletimiz çok ciddi hazırlıklar yaptı, mesafeler kaydetti. Artık ülkemizde olan veya dünyanın başka ülkelerinde olan depremlere çok ciddi bir şekilde müdahale eden ve hatta en etkin müdahale eden ülkelerden oldu. AFAD diye bir kurum oluşturularak koordinasyon sağlandı. Öbür taraftan Sağlık Bakanlığımızın UMKE ekipleri oluşturuldu. Yine Belediyelerimizin itfaiyelerinin hiç deprem eğitimi, tecrübesi yoktu altyapıları oluşturuldu ve hatta kaza veya diğer afet ve kazalara karşı eğitimleri verildi. Bunların hepsi afetten sonra yapılacak işler ama asıl önemli olan depremler olmadan önce yapacaklarımız. Depremleri en az zararla nasıl atlatabiliriz bunlara ilişkin hazırlıklar çok önemli. Bu bölgede deprem kaçınılmaz. Bir taraftan nimetlerinden yararlanıyoruz termal sularla ama bunun külfeti de var. 1944 ‘de olmuş 1957’de olmuş ve eski tarihlerde de olmuş. O nedenle her bir vatandaşımızın üzerine düşen görev var. Bir kere aç gözlülük ve tamahkarlık yapmayacağız. Oturduğumuz binalar sağlam olacak, çürük binalarda oturmayacağız, çürük binaları almayacağız, çürük binaları yapmayacağız. Çürük binayı yapan yada çürük zemine bina yapanlar satacak yada kiraya verecek kimseyi bulamayacaklar. Biz bu bilince ulaştığımız taktirde 5-6 şiddetinde depremlerden korkmayız. Biz bir deprem ülkesiyiz. Bizim üzerimize düşen görevler var. Biz vatandaşlarımızı bilgilendireceğiz, inşaatlarda belediyemiz gerek ruhsatlarını verirken, gerek inşaat devam ederken kontrolleri yapacağız, uyarılarda bulunacağız ama en büyük denetimi her zaman halk yapar. Halk o evleri almayacak ve o evlere oturmayacak. Sağlam evde oturacak ve içerideki eşyalar için de önlemlerini alacak. Allah benzer acıları bir daha ülkemizde yaşatmasın. Ben Bolu’nun depremden en iyi ders çıkaran vilayetlerden biri olduğunu düşünüyorum çünkü o günden bu güne yapılan yapılaşma nedeniyle daha iyi olduğunu düşünüyorum. Başka bölgelerimizdeki depremlere de hem Bolu’daki kurumlarımızın, hem de Bolu Halkının yardımlarını biliyorum. Tekrar aramızdan ayrılan vatandaşlarımıza yeniden rahmet diliyorum. Allah’tan bu tür acıları bir daha yaşatmamasını diliyorum.”

Yapılan konuşmaların ardından İl Müftü Yardımcısı Halil Taşpınar tarafından depremde hayatını kaybedenler için dua okundu. Programın sonunda programda emeği geçenlere teşekkür belgeleri verildi. 

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2014, 10:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128

banner124