BİRE SEVDA BİRE VATAN

Prof. Dr. Yaşar AKBIYIK AİBÜ Eski Rektörü

BİRE SEVDA BİRE VATAN
 

Yunanistan’dan Türkiye’ye göç eden Müslümanlarla, Türkiye’den göç eden Yunanlılardan, bir Rum kızıyla bir Türk gencinin sevdasını anlatan Demet Altınyeleklioğlu’nun: “Ah Bre Sevda, Ah Bire Vatan, Bir Mübadele Romanı” adlı kitabı duygularımı depreştirdi. Hepimizin gönlünün derinliklerinde sevdaları vardır. Hepimizin doğduğumuz, yaşadığımız ve öldüğümüz ortak bir vatanı vardır ecdadımızdan kalan. Orada yaşar, orada doğar ve orada ölürüz. Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi: 

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır 
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. 

Eyüp Taşova, vatan sevdasını şöyle anlatır:

Anadır, yardır, çiçekli diyardır vatan
Şehittir, her karış toprağında yatan
Bir başkadır, milletin özünde sevgisi
Beşiktir, saraydır, cennettir vatan
Hudutlarda, Ay Yıldız, uğrunda ölünen
Saran kollarını, yardır, namustur vatan.

      Orhan Şaik Gökyay,  bu sevgilinin   gerçek sahiplerini şöyle dile getirir:

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıra dağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...

Bu  ülke, Çanakkale savaşında gazi,  Antep  savaşında şehit olan,  son nefesini verirken,  koynunda taşıdığı nişanlısının bir demet saçıyla gömülmek isteyerek şu destanı yazan Maraş’lı şehit Hüseyin gibiler sayesinde vatan olmuştur:

Nişanlım Emo’ya Destan:

Çanakkale harbine gittim ölmeden geldim.

Nişanlım Emo’yu evinde buldum.

Evlenmek için bir ay daha durdum.

Jandarma Artin’i  evimde gördüm.

Artin jandarma kaldıkça evlenemezdim.

Ellik gavurunu bitirmedikçe köye dönemezdim.

Güzelim Emo sabret ne olur.

Allah’ın emri yerini bulur.

Maraş kurtulduktan sonra düğünümüz olur.

İşte o zaman seninle evleniriz güzelim Emo.

Ellik gavurunun mallarını yağmaya kalktık.

Arkama döndüm edeme  baktım.

Edemin öldüğünü haber aldım.

Edemin hayfını almaya Antep’e gidiyorum harbe.

Konu komşularla hakkını helal eyle.

Emo ölürsem kimse ile evlenme.

Antep’ten gelinceye kadar yolumu bekle.

Kömür gözlü Emo’m sabret ne olur.

Allah’ın emri yerini bulur.

Kadir Mevlam dönmeyi nasip et.

Emu şehit olursam mezarıma bir gül dik.

Beni ziyaret etsin hep bildik.

Emo’m yalnız bırakma beni, daima ziyaret et.

Diktiğin gülden başına bir gül dik.

Verdiğin saçı öper koklarım.

Antep’te gavurları inşallah paklarım.

Ölürsem de ehemmiyeti yoktur.

Saçını mezarımda da öper koklarım.

Annesinin Şehit Hüseyin’e  yaptığı şu vasiyeti ayrı bir vatanseverlik örneğidir:

Oğlum Hüseyin! Dayın Rusya’da, baban Balkan, kardeşin Maraş harplerinde şehit oldu. Hüseyin bana bak! Son yongam sensin. Minareden ezan sesi kesilecekse, camilerin kandilleri sönecekse, sütüm sana haram olsun. Öl de köye gelme. Emo için merak etme. Harbi kazanır da dönersen Emo’ya kavuşursun. Harpten kaçar gelirsen, inşallah Emo’yu mezarda görürsün. Haydi yolun açık olsun oğlum!

Edirne’li, Maraş’lı, Van’lı, Kars’lı İzmir’li şehitleri  sayesinde  Anadolu vatan olmuş, Türkiye böyle kurulmuştur.  Vatan sevdasının ilahi rütbelerinin açıklandığı bir hadisi şerifte sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: ‘’Allah rızası için bir gün nöbet beklemek, dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır.  

      Türkiye’nin kurucucu Mustafa Kemal Atatürk, 1918 yılında tedavi için gittiği  Avusturya’nın Karlsbad kaplıcalarında kendisine gönül verip evlenmek isteyen   Avusturya’lı  bir genç kıza ülkesinde nişanlısı olduğunu söylerek verdiği cevap  anlamlıdır Genç kız nişanlısının kim olduğunu sorduğunda, Mustafa Kemal:   “Vatanım!”   diye cevap verir. Kızın yüzünde bir şaşkınlık ifadesi belirmiştir. Mustafa Kemal sözüne:   Ben askerim”   diye devam eder:   “Ömrümün sonuna kadar vatanımı sevecek ve onunla yaşayacağım”.  Değerli okuyucalar  gönlümüzdeki gerçek ve ölmez sevdamız vatanımızdır, gerisi teferruattır. 

Güncelleme Tarihi: 02 Haziran 2013, 20:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER