seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

BOLU MEYVECİLİĞİNİ GELİŞTİRME PANELİ DÜZENLENDİ

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen “Bolu Meyveciliğini Geliştirme Paneli” düzenlendi.

 BOLU MEYVECİLİĞİNİ GELİŞTİRME PANELİ DÜZENLENDİ

AİBÜ Kültür Merkezi Pembe Salonda düzenlenen panele Bolu Valisi Ahmet Zahteroğulları, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Bahar, AİBÜ Ziraat ve Doğa Bilimleri FakültesiDekanı Prof. Dr. Vahdettin Çiftçi, Seben Belediye Başkanı Süleyman Özbağ, Bolu Bağışçılar Vakfı Başkanı Şerafettin Erbayram, panelistler, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri tarımsal danışmanlar, öğretim görevlileri, ve öğrenciler katıldı.

Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nin çalışmaları hakkında bilgi veren Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Bahar panel öncesi yaptığı konuşmasında Fakültenin Bolu’ya çok önemli katkılar sağlayacağının altını çizerek, “Fakültemiz Bolu tarımına katkıda bulunabilecek, ARGE çalışmalarına katkı sağlayacak, hem sorunların tespitine hem de giderilmesine yönelik üniversite ile tarımla ilgili her kurumların bir arada çalışmasına ön ayak olabilecek birçok çalışmanın içinde bulunacağına eminim. Ben bu düzenlenen panelin Bolu’muza önemli katkılar getireceğine inanıyorum. Bu tür panellerin ve sempozyumların hem ülkemiz için hem de bu alanda çalışanlar için faydalı olacağına inanıyorum” ifadelerine yer verdi.

BEN BİR TARIM GÖNÜLLÜSÜYÜM

Panel öncesi konuşan Vali Zahteroğulları, “Biz hala bir tarım toplumunun veya onun devamı olan bir toplumun  evlatlarıyız. Dolayısıyla her birimizin toprakla bir ilişkimiz var. Her yurttaşın bu anlamda söyleyecek sözleri var diye düşünüyorum. Aslında ben bir tarım gönüllüsüyüm. Herhâlde meslek hayatımda en fazla emeği bu alana sarf ettim. Allah ömür verirse bundan sonra da bu alanda çalışmaya devam edeceğim inşallah. Bolu bildiğiniz gibi Türkiye’de küçük ölçekli illerden coğrafi itibariyle bir tanesi. Topraklarının % 65-66’sı ormanla kaplı. Geriye kalan yerleşim alanlarını, tarıma elverişli olmayan alanları da çıkardığımızda 120 bin hektar kadar bir alanda tarım ve ziraat yapmaya çalışan bir iliz. Bu itibarla bakıldığında tarımda ön sıralarda söz sahibi olacak bir İl değil. Ama biz bu az olan topraklarımızı en iyi şekilde nasıl değerlendirebiliriz bunun arayışı içerisindeyiz. Toprağımız az ve bunun yanında bir şey daha var İklim.  İklimin, birçok yöreye göre avantaj olan alanları olduğu gibi  dezavantajlı var. Çünkü bahar ve sonbahar erken donlarından etkilenen, genel itibari ile soğuk bir iklime sahibiz. Seben ve Kıbrıscık İlçelerimiz hariç. Orada bir mikro klima iklim mevcut. Bunun yanında köyler büyük ölçüde göç vermiş. Tarımda genç nüfus yok. Dolayısıyla az emekle çok kazanç elde edebilecek katma değeri yüksek ürünler bulmamız lazım. Bizim de arayışımızda bu yönde. Bunun için acaba Bolu’da ceviz olabilir mi? konusunu ele aldık.  Çünkü doğada var. Bunun için ilk ele aldığımız projelerden biri cevizcilikti. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı var ithal ediyor, emeği kolay, saklaması mümkün ve Pazar sorunu olmayan, iyi kar edilen bir ürün. Böyle bir ürünü eğer yerleştirebilirsek söylediğimiz tarife az emekle çok kazanç elde edebilecek, katma değeri yüksek ürün tarifine uyacağını düşünüyoruz. Bizim şöyle bir şeye vaktimiz yok. 10 senede araştırma yapalım ondan sonra yapalım. O zamana kadar benim  ömrüm yetmez. 10 sene burada kalmam. Gelen kişiler bu projeyi takip eder mi etmez mi bilinmez. Ondan da endişem var. O nedenle biz şimdiden başlayalım” dedi.

BOLU’YU BİR CEVİZ MEMLEKETİ HALİNE GETİREBİLİRİZ

Deneme bahçesinin oluşturulduğunu ve bu sene 60 bin ceviz fidanının toprakla buluşturulacağını ifade eden Vali Zahteroğulları konuşmasında, “Yılda 50 bin - 60 bin fidan dikersek biz birkaç yıl içerisinde 5-10 yıl sonra Bolu’yu bir ceviz memleketi haline getirebiliriz. İnşallah akamete uğramaz, yanlışlar yapmıyoruzdur. O nedenle de doğru zamanlama, doğru ceviz çeşidini ve doğru yerde oluşturmamız lazım. Elma Seben ilçemizde özellikle dikilen ve genel olarak üretilen bir ürün. Onun da biraz ıslaha ihtiyacı var. Orada bir deneme bahçesi Bağışçılar Vakfımız tarafından kuruldu. İnşallah orada da doğru, verimi yüksek, iklime ve toprağa uygun meyve çeşidini yerleştirmiş olacağız. Geçen Seben’e Yüksekokulun açılışına gittiğimde gördüm. Bundan birkaç sene önce bağ asma fidanları dağıtılmış. Bugün itibariyle yiyebileceğiniz en taze ve en lezzetli üzümdü bana göre. Çarşıdan pazardan aldığınızdan Başka yerlerden gelenlerden çok daha güzel. Belki bu anlamda bağcılığı da belli bir miktar  önümüzdeki yıldan itibaren orada yaygınlaştıracağız. Sonuç itibariyle biz evet az nüfusla olsa toprağımızın her metrekaresini değerlendirip üretime dönüştürmemiz lazım. Zira tarım uzunca bir süre Türkiye’de bunu söylemekten çekinmeyeceğim biraz aşağılandı. Biraz itildi. Fakirlik göstergesi sayıldı. Ve hepimiz köyden benim annem babam halen köyde oturuyor. Hepimiz köyden şehre kaçtık. Bu doğal bir kaçıştı aslında. Sanayileşmenin şehirleşmeni getirdiği bir göçtü ama bu toprağı ihmal etmemiz anlamına gelmiyordu”  dedi.

HERKESİN EMEĞİ DEĞER BULMALI VE BESLENMELİ

Herkesin emeğinin değer bulması gerektiğinin altını çizen Vali Zahteroğulları, “Dünyada değeri gittikçe artan iki şey var. Biri su diğeri gıda. O nedenledir ki ben birçok konuşmamda bundan bahsediyorum. Avrupa Birliği ile ilgili biraz çalışmalar yapmış bir arkadaşınız olarak. Avrupa Birliği bir strateji belgesi yayınladı. O strateji belgesinde gıda ve tarım en stratejik sektör olarak tespit edildi. Avrupa gibi bir coğrafyada, yani dünyaya sanayi, teknoloji, silah gibi tarımın dışında her alanda nerdeyse öncülük eden batı dünyasının, tarım ve gıdayı bu kadar stratejik sektör olarak tespit etmesi herhalde bize gelecek adına bir şeyler söylüyor. Onlar her şeyi stratejik düşünen ve planlayan insanlar. Aslında birçoğumuz gidip gördüğümüz gibi  bizim bir vilayetimiz büyüklüğünde olan kimi Avrupa ülkelerinin bizden kat kat fazla bu alanda değer ürettiğini ve gelir elde ettiğini görüyoruz” dedi.

AZ EMEKLE KATMA DEĞERİ YÜKSEK, ÇOK VERİM, ÜRÜN VE GELİR ELDE ETMELİYİZ

Bolu Valisi Zahteroğulları konuşmasını şöyle sürdürdü; “Aslında ilimizle ilgili çizdiğimiz çerçeve, az emekle katma değeri yüksek, daha çok verim, ürün ve gelir elde etmek meselesi aslında bizim ülke tarımımızın da en önemli problemi. Bu meseleleri çözmeliyiz. Bunun için 3 şeyi yapmamız gerekiyor. Ben de bir yurttaş bir yönetici olarak buna inanıyorum. Bunun için tarımda AR-GE’ye yatırım yapacağız. Tarımda ARGE yapacağız. Yani siz fidanını, fidesini tohumunu, aşısını, gübresini bütün doğal materyallerini dışarıdan ithal eden bir ülke olarak bir tarım ülkesi olamazsınız. AR-GE’ye zaman ve kaynak ayırmamız lazım. Var ama ARGE çalışmaları maalesef sistematiğe edememişiz. Biz mutlaka araştırmacıyı, tohumcuyu, fideciyu vs gibi bu araştırmayı ekonomik materyale dönüştürecek olan kişileri ve üreticiyi bir şekilde buluşturmamız lazım”

RANTABL İŞLETMELER KURMALIYIZ

Ölçek büyüklüğünün önemli olduğunu belirterek kendisinin zaman zaman kurumlardan brifingler aldığına değinen Vali Zahteroğuları, “Brifinglerde şu kadar tarım işletmemiz var diyor. Ya işletme falan yok. Kendimizi kandırmayalım. Yani üç dönümle iki keçi iki inekle işletme olmaz.  Biz  senelerce şöyle yaptık.  . Beş tane arı verelim bir tane inek verelim. Herkes kendi gelirini sağlasın. Artık böyle bir şey olmuyor, inanmıyorum. Bunlar karın doyurmak için yapılan çalışmalardı. Karın da doyurmuyor haddi zatında. Artık model büyük işletmeler olmalı. Herkes artık ekonomik düşünmeli ve  rantabl işletmeler kurmalıyız. Başka insanlarda ücretli olarak bu işletmelerde istihdam edilebilir. Herkesin mesela fabrika sahibi olmasını düşünebilir miyiz? Biri fabrika kuracak, diğer insanlar da istihdam edilecek. Herkesin fabrika sahibi olması gerekmiyor. Tarımda da artık böyle düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla bir yandan evet aile işletmeciliği devam ederken, diğer yandan daha büyük ve modern işletmeler kurulmalı” dedi.

 

KENDİ PAZARIMIZI OLUŞTURALIM VE TÜRKİYE’YE BU KONUDA ÖNDERLİK EDELİM

Vali Ahmet Zahteroğulları konuşmasını şu şekilde sonlandırdı; “Bir üçüncüsü de hepsi bununla bağlantılı Pazarlama. Bir çiftçimizden hem mal sahibi olmasını bekliyoruz, hem ziraatçı olmasını bekliyoruz, hem mühendis olmasını bekliyoruz, hem mesleği bilmesini hemde pazarlamayı bilmesini bekliyoruz. Pazarlamayı bilecek. Doğru ürünü seçecek, yetiştirecek, bunu bütün bilgilere sahibi olarak üretecek, hasat edecek, sonra çıkarıp bir de satışı ile uğraşacak. Benim tarımda ileri gitmiş ülkelerde gördüğüm   bunun hepsinin yerli yerine konulduğudur. Her ülkenin kendine göre bir pazarlama yöntemi var. Ama bizim mutlaka bunu oluşturmamız lazım.  Bu konuda biz Bolu olarak şanslıyız ve Türkiye’ye aslında bu konuda önderlik edebiliriz. Çünkü Bolu kanatlı sektöründe kendine özgü bir yöntem geliştirdi. Anlaşmalı çiftçilik modeli. Bizim kanatlı sektöründe vatandaşlarımızın pazarlama ve bu söylediğim süreçlerle ilgili bir problemi yok. Kümesi var, işletmeler gelip kümese her türlü materyali koyuyorlar, ürettikten sonra da  alıp kesimini yapıp, primine göre primli bir şekilde bakımı da teşvik edecek bir şekilde ücretlerini ödüyorlar. Bu sadece bizim ilimiz için değil Türkiye için çözülmesi gereken en önemli üç konu olduğunu düşünüyorum. Bunu kıymetli hazirun ile de paylaşmak istedim. Bolu da dediğim gibi az topraklarda, az emekle en yüksek verimli ürün nasıl elde edebiliriz. Bunun için neler yapmamız lazım. İlimizde ceviz dedik, karpuz ve salep yetiştirme çalışmalarımız var. Burada hocalarımızı dinleyerek kendimize faydalı dersler çıkarmaya çalışacağız. Şimdiden vereceğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Panelin ilimiz ve ülke tarımına hayırlı olmasını dilerim”

Konuşmaların ardından Kastamonu Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Genetik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen’in başkanlığı yaptığı ve 2 oturumdan oluşan panelin ilk oturumunda; Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahdettin Çiftçi Bolu Tarımının Genel Durumu, Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faik Ekmel Tekintaş Bodur Meyve Yetiştiriciliği, Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Atilla Aşkın Meyvecilikte Bahçe Tesisi ve Fidancılık, Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Özkan Meyvecilikte Budama ve Önemi, Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Yılmaz Boz Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün AR-GE Çalışmaları hakkında sunu eşliğinde katılımcılara bilgiler verdiler.

İkinci oturum da ise Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Karadeniz Cevizin Çevirme Aşısı İle Aşılanması, Ordu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Saim Zeki Bostan Meyve Yetiştiriciliğinde İklimin Önemi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kazankaya Üzümsü Meyveler Yetiştiriciliği, Gaziosamanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Cangi ise Bağ Yetiştiriciliği konularını aktardılar.

Düzenlenen Bolu Meyveciliğini Geliştirme Paneli Kastamonu Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Genetik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen’in Genel Değerlendirme bölümünde soru cevap ile sona erdi.

Ayrıca Kastamonu Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Genetik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, Bolu Valisi Ahmet Zahteroğulları’na kendi eserleri olan kitapları da hediye etti.

 

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2014, 18:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner129