seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

Bolu Türkiye birincisi

Bolu Bakkallar Şekerciler ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Selahattin Ayen Bolu Olay Gazetesine şok bir açıklamada bulunarak ilimizin marketler zinciri bazında Türkiye2de birinci sırada yer aldığını açıkladı. Ayen; " Türkiye de marketler konusunda Bolu şu anda ilk sıradadır. Çünkü her konuda Bolu pilot şehir seçilir ve uygulanır. İşte bu konu da da baktığımız zaman Bolu resmen pilot bölge seçilmiş durumdadır. Çünkü Türkiye de 140 bin nüfusa sahip hiç bir yerinde bu kadar market yoktur. Bolu'da 58 tane ulusal, 30 tane yerel market bulunmaktadır" diye konuştu.

 Bolu Türkiye birincisi

ÖZEL HABER- RÖPORTAJ: Kasım ŞAHİN- Semih BAYKAL

Ayen, Bolu’da ses getirecek açıklamasının devamında şunları söyledi; " Şimdi Bolu'yu masaya yatırırsak, Türkiye geneline baktığımız zaman Bolu ulusal marketler ve süper marketler tarafından her nedense pilot bölge seçilmiş ve her mahallenin eskiden bir kaç bakkalı olurken bugün her mahallede bir kaç tane ulusal marketin var olduğunu görmekteyiz ve her geçen gün çoğalıyorlar. Düşünebiliyor musunuz şu an da merkezimizin nüfusu 140 bin hadi geldiklerle gittiklerle 150 bindir. Düşünebiliyor musunuz şu anda merkezde 58 tane ulusal market şubesi var. Bu abartma filan değil resmiyette biz her mahalle de kimin ne olduğunu biliyoruz. Bunun yanında ulusal market düzeyinde metrekare olarak dükkan açan 30 tane de yerel market vardır. Hesap yapacak olursak Bolu da her mahalleye 3 tane ulusal marketin şubesi düşmektedir. İşte Bolu da bu noktaya gelindi ve bu durum daha da artmaktadır. Ülkemiz de hani yüzde 10 enflasyon var deniliyor ya market enflasyonu Bolu da şu anda yüzde yüze vurmuştur. Türkiye de marketler konusunda Bolu şu anda ilk sıradadır. Çünkü her konuda Bolu pilot şehir seçilir ve uygulanır. İşte bu konu da da baktığımız zaman Bolu resmen pilot bölge seçilmiş durumdadır. Çünkü Türkiye de 140 bin nüfusa sahip hiç bir yerinde bu kadar market yoktur. Bu karşın baktığımız zaman Bolu da köylerle birlikte bakkal sayımız 274'tür, merkez de ise 225 tanedir. Tabi bakkal derken bunun içerisine büfeciyi sokuyoruz, ondan sonra küçük bakkalları ve bize kayıtlı orta ölçekli bakkalları sokuyoruz. Ama bunlar Bolu'nun yüz ölçümünü hesap ettiğiniz zaman bu bakkalları, büfeleri görmeniz hemen hemen yok demektir, çünkü hepsi dağılmış vaziyettedir. Ancak biz yine de ülkemize ve insanlarımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Ama bu marketlerin artışı devam ettiği sürece bu durumdan meslek odalarımız da etkileniyor. Neden etkileniyor çünkü bizim de üyelerimiz adına yapmamız gereken faaliyetlerimiz var. Şimdi üyelerimiz odalarına olan yükümlülüklerini ve borçlarını ödeyemez durumdayken bu sorun nasıl halledilecektir, bu odalar onlara nasıl hizmet verecektir. Biz kurumlarla olan diyaloglarımız da ve istişarelerimiz de her şeye çok önem veriyoruz. Bakın biz bu dikkat ve hassasiyeti şehrimizi yönetenlerden de bekliyoruz" dedi.

 

"BAKKALLAR SOLUM CİHAZINA BAĞLI YAŞIYOR"

 

Bakkalı ve küçük esnafı hiç bir zaman öldüremezsin. Ancak solunum cihazına bağlarsınız. Yani Bolu'daki küçük esnaf can çekişiyor. Çünkü gerçekleri görüp de söylemek zorundayız. Biz bilindiği üzere Türkiye de ilk defa şehrimiz de bugünleri görerek üyelerimizle birlikte hem hükümetin hem de şehrimizin yönetimini elinde bulunduran Belediyelerimizin dikkatini çekmek için yürüyüşler düzenlemiştik. Bunun amacı ise; bizde bu memleketin insanıyız memleketin esnafıyız, bizden de her türlü vergi alınıyor, o zaman korunmaya muhtaç kesimiz. Eğer bizi hükümetlerimiz koruyup kollamaz ise dediğimiz gibi ancak biz solunum cihazın da yaşarız. Solunum cihazında yaşayan bir insanın da ömrünün ne kadar olduğunu herkes kestirebilir. Onun için bu konular da kimse kimseyi aldatmasın. Gelinen nokta ile bütün küçük esnaf büyük sıkıntılar içerisin de aldıkları kredileri ödeyemez durumdalar ve evine ekmek alamaz duruma geldiler. Çünkü ülkemiz de vergiler küçük, büyük diye ayrılmıyor. Herkes aynı standartlar ölçüsünde elektriği satın alıyor, suyu kullanıyor, ondan sonra vergisini ödüyor. Ama bilindiği üzere iki de bir torba yasada vergi afları ve iyileştirme adı altında bir takım kolaylıklar getirilmeye çalışılıyor. Eskiden biz torba yasa filan bilmezdik geçmiş dönemlere baktığımız zaman. Ama şimdi demek ki bu torba yasalar da esnafın da artık bir kurtarılma ihtiyacı ortaya çıkıyor ki işte taksitlerinizi veya vergilerinizi şu kadar taksitle ödeyebilirsiniz gibisine iyileştirmeler getirilmeye çalışılıyor. ama ben şunu söylüyorum, ne zaman bu torba yasalar bu tür iyileştirmeler gelse de esnaf artık bu iyileştirmelere cevap veremeyecek pozisyona geçmiş durumdadır. Gönül ister ki herkes Devletine karşı vergisini versin, ödemesini yapabilsin ama bunu ancak kazananlar yapabilir. Ama akşama kadar siftah yapmadan dükkanını kapatan esnafımız soruyorum dükkanında ilk siftahını yaptığı zaman evine ekmek mi götürecektir yoksa vergisini mi ödeyecektir, tabi ki evine ekmek götürmeyi düşünecektir.

 

"GIDA TARIM VE HAYVANCILIK YETKİLİLERİNİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUM"

 

Bugün kermes ve kermesler adı altında şehrimiz de 12 ay faaliyet gösteren yerler var. Bunun adı kermes olabilir mi? Buralar da bakkallarımızı etkiliyor çünkü oralarda tuhafiyeden tutunda bakkalların da sattığı ürüne kadar her şey vardır. Bize geldikleri zaman yöneticilerimiz dükkanlara girdikleri zaman Gıda Tarım ve Hayvancılığın il yetkilileri denetimlere geldikleri zaman her ürünün son kullanma tarihi var mı yok mu,  Gıda Tarım ve Hayvancılıktan izin alınmış mı diye bizim esnafımızın dükkanlarını didik didik ederler ve bir tarihi geçmiş ürün buldukları zaman diyelim hasbel kader bir köşede unuttuysanız 1000 TL'nin üzerin de cezalarla karşı karşıya kalırsınız. Ama ben bakıyorum şimdi kent meydanın da yöneticiler tarafında izin alınarak kurulmuş cadılar içerisinde ne olduğu belirsiz imal edilip alınıp satılan şeyler var  kent meydanları bu tür alanlar değildir. Ben Gıda Tarım ve Hayvancılık yetkililerini göreve çağırıyorum. Çünkü burada satılan ürünler halk sağlığına uygun mudur değil midir? Nedir bunlar? Eğer bu işler meydanlar da yapılacaksa biz de esnaflar olarak dükkanlarımızı kapatalım, meydanlar da bu hizmetler verilsin bu işler oralarda yürütülsün yani. Biz buna da karşıyız kesinlikle yöneticilerin bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bizi denetleyenler maalesef bunları seyreder durumdalar. biz bunları hakketmiyoruz oralar da satılan bütün ürünler esnaflarımızın dükkanlarında daha kalitelisi ve daha hesaplısı mevcuttur. Ulusal marketler de satılan ürünlerin bakkallara oranla daha ucuz olduğu söyleniyor, biz buna katılmıyoruz. Neden katılmıyoruz çünkü üretici firmalar bugün büyük baskı altındadır. Şimdi üretici firma ürünü satacağı zaman satacak nokta üretici firmaya diyor ki benim Türkiye de veya il bazında şu kadar marketim var buralara koymak için ben sizden önce bir takım şeyler isterim raf parası şu parası bu parası gibi bunları isterim diyor. Sanki o üretmişte o satıyor gibi üreticiler bugün en büyük mağdurları oynayan kesimdir niye fiyatı onlar belirlemiyor., fiyatı bugün ulusal marketler belirliyor.

 

"BAKKALLARI HER ZAMAN 112 ACİL SERVİSE BENZETİRİM"

 

Ben bakkalları her zaman 112 acil servise benzetirim mahallenin acil ihtiyaçlarını gideren bir nokta olarak görürüm. Çünkü üst katta oturuyorsa veya telefonunu biliyorsanız eğer ciddi bir ihtiyacınızsa onlar bakmışsınız her yer kapanmış ama o bakkal amca gelir size dükkanı açar o ahde vefatı gösterir. Ama artık günümüzün şartları da ahde vefayı da ortadan kaldırdı. Ayrıca Bakkal amcanın defteri hale devam ediyor. Ama bunu sürdürenlerde daha sonra bu işten çok zarar görüyor. Çünkü maalesef tüketicimiz parası olmadığı zaman bakkalımıza uğruyor. Yani parası olunca marketlere olmayınca bakkallarımıza uğruyorlar. Bu halen daha devam ediyor ve bunu ciddi anlamda kullanan bir kesim var. Ama bunu bazıları da uyanıklık adına kullanıyor ve bu durum hiç hoş bir şey değildir. Bakkalımızın o duygusallığını sömürerek bu işi yapıyorlar, alışverişi yaptıktan sonra bakıyorsunuz defter kapardıysa o adamı bir daha göremiyorsunuz.

 

"PERAKENDE SEKTÖRÜNÜ DÜZENLEYEN BİR YASA YOK"

 

Şimdi kamuoyunun da bildiği gibi perakende yasası daha 57. Hükümetler döneminden başlayan süreçte masaya yatırılmış, değişen ve  dönüşen Dünya şartlarında sermayenin Dünya da gezmesi, dolaşması sebebiyle Türkiye'nin de bundan etkileneceği o günlerden belliydi. Bununla ilgili gelişmeleri yerinde izleyen ve gören teşkilatlarımızın, konfederasyonlarımızın Başkanları, yönetim kurulları o günkü hükümetlere bu sektörün perakende sektörünün düzenlenmesi ve geleneksel alışverişin yapıldığı küçük esnafın dükkanlarının ileriye dönük yaşayabilmesi için bu konuda perakende yasasının çıkmasıyla ilgili müracaatlarını yapmışlardır. Tabi ki müracaatlar verildiği zaman o zaman ki hükümetler bunu değerlendirmeye almış ve bunun gerekliliğine inanmışlardı. Ancak Türkiye şartlarında bunun bir anda olması zordur. Çünkü Türkiye büyük bir ülke ve ekonomi de büyük bir pasta olduğu için nasıl olur düşüncesiyle hareket edilirken, bu işin lobisini yapanlar Meclisler de bunu engellediler. Ogün bugündür de engellemeyle bu süreç devam ediyor. Bu 57. hükümetin üzerinden kaç tane hükümet geçmiştir ama hepsi bunun gerekliliğine inanmasına rağmen maalesef bugüne kadar bu konularla ilgili Meclisten geçmiş bir yasa yoktur. Ama taslak halinde her dönem ve her hükümet zamanında bu söylenilmiştir. En sonda gelinen nokta da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın bu konu da bir çalışma yaptığını, hatta daha önce Bolu Milletvekilliği yapan Fatih Metin'in Bakan yardımcı olma hasebiyle bu konular üzerinde bir takım çalışmalar yaptıklarını ifade etmiştir. Taslak bizim önümüze geldi, ama taslağı okuduğumuz zaman bir takım düzenlemeler görülmekle birlikte bunun hayata nasıl geçirileceği noktasında şu anda net bir bilgi ortada görülmemektedir. Yeni hükümette bunu gündemine aldığını söylemiş, hatta bu sene Ahilik haftası kutlamaları çerçevesinde Başbakan Davutoğlu da Kırşehir'e gelmiş ve orada bunun gerekliliğini ifade etmiştir. Ama Türkiye'nin gündemi çok çabuk değiştiği için maalesef küçük esnafın sorunlarına, yaşamasına merhem olacak taslaklar Meclisin önüne gelememektedir.

 

"ULUSAL MARKETLERİN ŞEHRİMİZİ HİÇ BİR YATIRIMI YOKTUR"

 

Son olarak Şehrimize her ne kadar ulusal marketlerin faydası oluyor gibi görünse de tüketiciler tarafından böyle kabul edilse de ancak bu durumun böyle olmadığını görmekteyiz. Çünkü marketlerin kazandığı paralara bakıldığı zaman bunlar büyük paralar ama bugüne kadar bu marketlerin şehrimize tek bir yatırımları yoktur. örneğin Bolu da üniversitemiz açıldığı zaman hoş geldin yemekleri, mezuniyetlerde de öğrencilerimize güle güle yemekleri verilir ve kayıt için gelen ailelerin veya mezuniyet için gelen ailelerin Boluluyla hoş bir şekilde karşılaşmaları sağlanır ve uğurlanır. Bu yemeklerin sponsorları Bolu'nun ve Bolu da ticaret yapan esnaflarımızın katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Ama bu ulusal marketlere gittiğiniz zaman kapılarını çaldıklarınız da siz katkı sağlayın diyin tek bir kuruşunu bile alamazsınız. Onun için ben diyor ki, Şehrimize katkısı olmayan bu yerlerden alışveriş edilirken dikkat edilmeli. Benim şehrime ne kadar katkısı var diye insan kendini sorgulamalıdır. Ama maalesef bunlar hiç sorgulanmıyor ve sorgulanmaması nedeniyle şehrimiz bu yönüyle de kayıp yaşıyor. Son olarak ben buradan sizlerin aracılığıyla halkımıza seslenmek istiyorum Lütfen alışverişleriniz de raf fiyatıyla, kasa fiyatını lütfen kontrol edin ve inanın çoğu ürün bugün bakkallarımız daha hesaplı olduğunu gözlemlesinler. Ben bu noktada halkımızın küçük esnaflarımızı da tercih etmelerini istiyorum. Yani en azından ayda yaptıkları beş on alışverişten üç dört tanesini de küçük esnaflardan yapmaları yönünde çağrıda bulunuyorum. Çünkü şehir dinamikleriyle yaşar, ulusal marketler bir gün tasını tarağını toplar gider ama bizler bu şehrin kalıcı insanlarıyız. Onun için her zaman birbirimizi destekleyelim.

Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2014, 09:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
KÖROĞLU
KÖROĞLU - 5 yıl Önce

bakkallari bir araya getirip market kurun. bu kadar mi beyniniz calismiyor

devir degismis, sizin beyniniz hala 50 yil oncesinde

SIRADAKİ HABER

banner129