‘’Bolu’da Ortaklık Kültürünün Gelişmesi Lazım’’

Bolu Vali yardımcısı Cemal Polat Bolu’nun Türkiye’nin en önemli yatırım ve ticaret güzergâhında bulunduğunu söyleyerek; “Ekonomik anlamda ilerlemek, üretim, istihdamı arttırmak istiyorsak üzerinde durulması gereken en önemli hususların başında girişimcilik ve ortaklık kültürü ile iş yapmanın gelmesi gerekir. Bu açıdan baktığımızda Bolu’da holding yapılanması şeklinde çalışan büyük yerli sermaye şirketleri yoktur.” Dedi.

‘’Bolu’da Ortaklık Kültürünün Gelişmesi Lazım’’
 Haber; Duygu Kaya

 

Bolu Olay Gazetesi olarak her hafta Bolu’da görev yapan vali yardımcılarıyla yaptığımız söyleşinin bu haftaki konuğu Cemal Polat oldu. Polat, Ankara Siyasal Fakültesi gibi zorlu bir okulda geçirdiği öğrencilik hayatından, 34 yıllık meslek hayatına ve Bolu’ya dair birçok şeyi Bolu Olay gazetesine anlattı.

       

‘’34 Senemi Mesleğime Adadım’’

Bolu Vali Yardımcımız Cemal Polat söyleşimizin başında doğumundan meslek yıllarına kadar süre gelen hayat hikâyesini bizimle paylaştı. Sivas’tan çıkıp neredeyse bütün Türkiye’yi hizmet inancıyla gezmiş olan Polat şunları söyledi.’’1955 yılında Sivas ilinin Divriği ilçesinin Şahin köyünde doğdum. İlkokul 3. Sınıfa kadar köyde okudum. 4.sınıftan itibaren tahsil hayatıma Ankara’da devam ettim. İlk, Orta, Lise tahsilimi Ankara’da tamamladım. 1973 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine kayıt yaptırdım. 1977 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin İktisat-Maliye bölümünden mezun oldum. 1979 yılında İç işleri Bakanlığı’nın açmış olduğu Kaymakam adaylığı yarışma sınavını kazandım. Aynı yılın Mayıs ayında Bolu ili Kaymakam adayı olarak göreve başladım. 1982 yılında Kaymakam adaylığı stajımı tamamladıktan sonra çekilen kura neticesinde Malatya ilinin Akçadağ ilçesine Kaymakam olarak atandım.  1982-1985 yılları arasında Malatya ili Akçadağ ilçesi Kaymakamlığı, 1985-1987 yılları arası Siirt ili Baykan ilçesi kaymakamlığı, 1987-1991 yılları arası Rize vali yardımcılığı yaptım. Rize vali yardımcılığı görevinin sırasında 1985-1990 yılları arasında bir yıl süre ile İç işleri Bakanlığı tarafından İngilizce dil öğrenimi ve mesleki çalışmalarda bulunmak üzere İngiltere’ye gittim. İngiltere dönüşünde Rize Vali yardımcılığı görevime devam ettim. Rize vali yardımcılığı görevimden sonra 1991-1993 yılları arasında Afyon ili Emirdağ ilçesi Kaymakamlığı,1993-1998 yılları arası Karaman ili Vali yardımcılığı,1998-2003 yılları arası Yalova ili Çiftlikköy ilçesi Kaymakamlığı,2003-2009 yılları arası Kırıkkale ili Vali yardımcılığı görevlerinde bulundum.2009 yılının 31 Ağustos tarihinden itibaren Bolu ili Vali yardımcılığı görevimi yürütmekteyim. Evliyim. Bir kız çocuğum ve bir oğlum var. Kızım İ.Ü Çapa Tıp Fakültesinde asistanlık yapmaktadır. Oğlum Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümü son sınıf öğrencisidir. Şu anda mesleğimde 34 seneyi geride bıraktım.’’

“Öğrencilik Yıllarım Zor Yıllardı’’

Ankara Üniversitesi bilindiği üzere Türkiye tarihinde bir dönem öğrenci hareketlerini ve sağ-sol çatışmalarının oldukça fazla yaşandığı bir yerdi. O dönemlerde üniversite eğitimini Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde sürdüren Polat hayatının en ilginç yıllarını paylaştı. Polat ‘’ Ankara Siyasalda öğrenciyken Prof. Dr. Muammer Aksoy benim dersime girmişti. Ankara Siyasal’da 75-76 döneminde öğrenci olayları bir hayli çoktu. O yıllar sıkıntılı dönemlerdi. Büyük amfide ders görüyoruz. 400 kişilik bir amfideyiz. Dersteydik, İçeri birkaç öğrenci girdi ve ‘ders bitmiştir’ dedi. 400 kişi sınıfı terk etti. Değişik olayları protesto etmek için gelmişlerdi amfide kendi taraftarları da vardı. Böyle olaylar artarak devam etti. Türkiye’de yaşanan olaylar Protesto edilebilir ama dersin sabote edilmesi yanlıştı. O amfide Anadolu’dan gelmiş yoksul aile çocukları vardı. Onların ders alma hakkı sabote edilemezdi. Ben Ankara’da ağabeyimin yanında okudum, yurtlarda sağ sol olayları daha çoktu. Şöyle bir olay yaşadım. 3.sınıftayız Haziran ayı sınavlar başlamıştı. Sınava girdim çıktım Yanımda İbrahim adlı bir arkadaşım vardı. Yürüye yürüye İç Cebeci köprüsünün üzerine geldik, dolmuş bekliyoruz, konuşuyoruz bir yandan. Kimler olduklarını bilmediğim bir kişi bana bir yumruk attı. Kim olduğunu da göremedim o sarsıntıyla. İbrahim’i de darp ettiler çekip gittiler. Durakta o kadar insan vardı fakat kimse müdahale etmemişti. O dönem ortam öyleydi. Bu olaydan sonra sınavlara giremedim. O seneki derslerim güz dönemine kaldı. Öğrenci olaylarını bilirsiniz özellikle olayların içinde olan insanlar okulu bitiremiyorlardı. Zordu o günler. O günleri bir daha yaşamayalım. İnsanlar gündüz vakti mahalle ortasında çatışıyorlardı.’’ Şeklinde konuştu.

 

‘’Bolu’yu Anlatmaya İzzet Baysaldan Başlamak Gerekir’’

Bolu’yu anlatmaya başlarken burayı bir şehir yapan ve sunduğu hizmetlerle insanların gönüllerinde taht kurmuş olan İzzet Baysal’ı kendi sözleriyle anlatan Cemal Polat şunları söyledi;‘’Bolu’dan bahsederken öncelikle büyük insan İzzet Baysal’ı rahmet ve minnetle anıyor ona sonsuz şükran ve minnet duygularımı sunuyorum. Bizlerin en başta gelen görevimizin İzzet Baysal’ı çok iyi anlamak ve gelecek nesillere iyi anlatmak olduğunu yine bu vesileyle ifade etmek istiyorum. Büyük hayırsever İzzet Baysal’ı güçlü bir ülke için insanların her şeyi devletten beklememeleri gerektiğini, insanların güçleri oranında devlete yardımcı olmalarını çeşitli söylemlerinde ifade etmiştir. Kurduğu ‘en büyük eserimdir’ dediği İzzet Baysal Vakfı aracılığı ile ilimize kazandırdığı Eğitim, Kültür, Sağlık ve Sosyal Hizmet alanlarına yönelik eserleriyle gerçek anlamda örnek bir model teşkil etmiştir. İzzet Baysal tarafından ifade edilen okuduğum zaman beni çok etkileyen ve düşündüren şu veciz sözlerini bu vesileyle söylemeden geçemiyorum. Hayırsever İzzet Baysal aynen şöyle ifade etmiş ‘’Türkiye’de benim gibi mali durumu iyi olan en az bir milyon insan var. Bu bir milyon insanın yarısı benim yaptığımın yarısı kadar hayır işi yapsın bu memleketin dünyanın en büyük ülkesini geride bırakır.’’ Ülkemizin bulunduğumuz coğrafi bölgede istikrarlı, her alanda kalkınmasını gerçekleştirmiş, insanları huzur güven, barış ve refah içerisinde yaşayan, uluslar arası alanda söz sahibi güçlü ülke durumuna gelmesi Büyük önder Atatürk’ün Türk milletine hedef olarak gösterdiği çağdaş uygarlığı yakalama, hatta daha da ileri gitme ülküsüne ulaşmanın çaresi merhum İzzet Baysal’ın veciz sözlerinin içinde mevcuttur. Aramızdan ayrılmış olsa da İlimize ve ülkemize kazandırdığı eserler yaptığı hizmetlerle gönüllerimizde ve kalplerimizde sonsuza dek daima yaşayacaktır.’’

 

“Bolu dünya çapında turizm markası olabilir”

 

Bolu hakkında genel bir değerlendirme yapan Cemal Polat;‘’Bolu Ankara-İstanbul gibi sanayileşmiş iki büyük metropol şehrin ortasında, ülkemizin en önemli yatırım ve ticaret güzergah üzerinde yer alan bir ilimizdir. Doğasıyla tarihi ve kültürel değerleriyle, yaylaları ve gölleriyle ormanlarıyla doğa harikası bir ilimizdir. Mevcut coğrafi konumu ana pazarlara olan yakınlığı, Bolu dağı tünelinin açılmasıyla ulaşım olanaklarının daha da arttığı, Türkiye’nin kanatlı et üretiminin %30’unu karşılayan, 20 binin üzerinde öğrencisi olan bir üniversitenin bulunduğu, eğitim sağlık ve alt yapısını büyük ölçüde tamamlamış bir ilimizdir. Bolu ilinin bu avantajlarından hareketle dünya çapında tanınan bir turizm bölgesi olması içten bile değildir. Bolu içinde deniz turizmi olmaması dezavantaj değil bunun dışında doğa, kış, kültür, termal, toplantı, kongre turizmi gibi değişik turizm çeşitleri mevcut. Bolu’nun bu potansiyeli varken tanıtımın öncesinde tesis alt yapılarının tamamlanması ilk etapta yapılması gerekenler arasındadır. Bugün Karacasu beldesi Bolu’nun gelecekte; Abant gibi, Kartalkaya gibi marka olabilir. Karacasu isminin ulusal ve uluslararası yatırımcılara duyurulması gerekir. O bölgeye 5000-6000 civarında yatak kapasitesi olan turizme hizmet eden tesislerin kurulduğunu düşünürsek, İstanbul-Ankara buraya gelecektir. Burası yatırımcıların cazibe merkezi olur. Bolu’nun çevresindeki illerde 25 milyon nüfus yaşamaktadır. Bu rakam Türkiye nüfusunun üçte birine tekabül eder. Bolu’nun zayıf tarafı büyük şirketler arasındaki ortaklık anlayışının mevcut olmamasıdır. Bolu’da çok başarılı olan Türkiye genelinde ilk 500’e giren şirketler var. Ama holdingleşememişler. Birliktelikten kuvvet doğar her zaman. Ortaklığa dayalı büyük işletmeler diğerlerine göre çok daha profesyonel olarak yönetilebilir. Çok daha uzun ömürlü olur. Ekonomik anlamda ilerlemek, üretim, istihdamı arttırmak istiyorsak üzerinde durulması gereken en önemli hususların başında girişimcilik ve ortaklık kültürü ile iş yapmak gelmesi gerekir. Bu açıdan baktığımızda Bolu’da holding yapılanması şeklinde çalışan büyük yerli sermaye şirketleri yoktur. Bolu dışında yaşayan Boluluların yatırımlarını Bolu’ya yapmaları gerekir. Organize sanayimiz var. Kent merkezinde, Gerede, Yeniçağa’da kurulumu devam eden Organize Sanayi Bölgemiz var. Organize Sanayi Bölgesi bir ilin kalkınmasının gelişmesinin kalbidir. Alt yapısı tamamlanmış sanayi parselleri üretip, bu parselleri uygun fiyatlarla müteşebbislerin ilimize yatırım yapacak yatırımcıların hizmetine sunmamız gerekir.’’ Dedi.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2013, 20:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER