Bolu'nun Kurtuluşu Ekolojik Turizmdir

7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Bolu milletvekili adayı olan Burak Cop ile hem Bolu'yu hem de ülkeyi ilgilendiren önemli konuları konuştuk. İstanbul'a yerleşmesine rağmen Bolu siyasetini yakında takip eden Burak Cop, Bolu'nun ekonomik kurtuluşunun ekolojik ve sürdürülebilir bir turizmden geçtiğini söyledi.

Bolu'nun Kurtuluşu Ekolojik Turizmdir

RÖPORTAJ: FARUK ÇİDEM

Bolu'ya gelmeden önce bir Düzce ziyaretiniz oldu. Öncelikle Düzce ziyaretinizin amacı neydi?

Düzce'ye yaptığım ziyaret bir teşekkür ziyaretiydi. Partimizin son kurultayında PM'ye aday olmuştum ve Düzce delegelerinden tam destek aldım. Düzce ziyaretimde şans eseri istanbul'dan önemli konukları vardı. 3 vekilimiz Düzce'deki çevre felaketi ve bunun İstanbul'a olan etkileri ile ilgili incelemelerde bulunmak üzere oradaydı. AKP'li Düzce belediyesi son derece ilkel diyebileceğimiz bir çöp depolama tesisi kurmuş. Bu tesisten başta Hecinler köyü sakinleri olmak üzere pek çok çevre köy şikayetçi. Bu tesisten sızan kirli sular İstanbul'un da içme suyunu karşılayan Melen çayına karışıyor. CHP Düzce il başkanımız Zekeriya Tozan'ın insiyatifinde kamuoyu oluşturma çabası var. Zekeriya Tosun bu başarılarını devam ettirirse önümüzdeki seçimlerde Düzce'den bir milletvekili çıkaracağımıza da inanıyorum.

Kurultay'da Parti Meclisi'ne aday oldunuz. CHP'nin son kurultayını nasıl değerlendiriyorsunuz ve sonuçları partiniz ve Türkiye açısından nasıl yorumlanabilir?

1 Kasım seçimleri sonrası muhalefetin genel olarak içine düştüğü demorilazasyon hali ne yazık ki kurultaya da yansıdı. Neticede her 4 kişiden birinin oy verdiği bir parti CHP ve toplumdaki değişimler ve gelişmeler CHP'ye direk olarak yansıyor. Gençleşme ve değişim isteği kurultaya çok bariz yansıdı. Kurultay delegeleri genel başkanın anahtar listesinde bulunanların dışında 23 kişiyi PM'ye soktular. Bu da bir değişim arzusuydu. PM'ye giren bu 23 kişinin çoğu sol kimliği ile bilinen, CHP'nin daha sol ve devrimci bir siyaset izlemesini isteyen arkadaşlar. Ama MYK'nın oluşturulmasında bu değişim isteğinin dikkate alınmadığını gördük. MYK daha muhafazakar bir biçimde gelişti.

Önümüzdeki günlerde parti içinde ki muahlefet enerjisi PM içi muhalefet yatağından kendisine bir yol bulabilir. CHP'nin geçmiş tarihinde de bu var. Toplumda emek ve devrimci hareket gelişince CHP'de bundan olumlu etkileniyor. CHP tabanı da bu sol politikalara doğru meyil veriyor ve daha solcu bir CHP istiyorlar.

Siz tekrar İstanbul'a yerleşmenize rağmen Bolu'daki yerel siyaseti de takip ediyorsunuz. Partinizin de yakından takip ettiği Karacasu'da bulunan bir arazinin satışı gündemde. Bolu'nun turizm alanında attığı adımları nasıl buluyorsunuz?

Karacasu'daki “ballı ihale” konusu partimizin de gündeminde. O arazide Türkiye'de yaşayan herkesin hakkı var. buranın özel mülkiyete geçirilmesi AKP döneminde gördüğümüz kişilere rant sağlatılmasının bir diğer örneği.Ben o arazinin satılıp Kütahya'ya yatırım yapılmasına takılmıyorum. Benim için sorun oranın kime ve ne için satılacağı daha önemli. Tartışmalı bir ihale yapıldı ve iptal edildi. Burada Tanju beyin doğru bir talebi vardı. Araziyi belediyenin almasını önerdi. Ama eksik bir öneri olduğunu düşünüyorum. Eğer belediye o araziyi alıp konferans salonu, tiyatro salonu yada dar gelirli ailelerin çocukları için bir spor okulu yapacaksa çok doğru olur. Ama belediye oranın şu yada bu özel mülkiyete geçmesine aracılık edecekse hiç bir anlamı yok. Şu an AKP içindeki içi sermaye fraksiyonu karacasudaki arazi için çatışıyor. Bir tarafta AKP'nin  bir milletvekili ve ona yakın bir iş adamı diğer tarafta Bolu Belediye Başkanı ve ona yakın bir iş adamı var. yani AKP içi bir çelişki varken ve belediye başkanı da büyük ihtimalle bu ihtilafta taraf iken belediye araziyi alsın diyerek işin içinden çıkmak eksik bir yaklaşım.

Peki 51 bin hektarlık bir alanın imara açılması hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Bolu'nun doğa turizmi konusunda bir diğer önemli bölgesi ise 51 bin hektarlık bir alanın imara açılması. O alanın nasıl kullanacağı, AKP'nin 81 ilde yaptıkları yüzünden bizi korkutuyor. İnşaat baronlarını semirtmek için kamuya ait alanların özel mülkiyete geçirilmesi ve bu alanların hoyratça yok edilmesi. Bolu için doğa ve orman hayati şeyler.

Ben de açıkçası Bolu'nun ekonomisinin geleceğinin turizm de olduğuna inanıyorum. Turizm ihtisas kredilerinin tamamına yakınının Bolu'ya verildiğini yaptığım bir araştırmada gördüm. Turizm Bolu için önemli ama bu ekolojik turizm olmalı. Bir bölgenin doğal ve sosyal yapısını bozmayan bir turimz olmalı. Eğer böyle bir turizm geliştirilecekse buna destek olmak gerekiyor. Ama tabiki on binlerce ağacı gelişi güzel kesip Arap sermayedarlarına haremlik selamlık oteller yaptırılacaksa buna sonuna kadar karşı çıkmamız lazım.

AKP milletvekili Ali Ercoşkun CHP'nin de HDP'nin özerklikten bahsettiğini ve bunu herkese anlatacaklarını söylüyor. CHP'nin özerklik anlayışı ile HDP'nin özerklik anlayışı aynı şeyler mi?

Ali Ercoşkun kurnazca bir yaklaşım sergileyerek “CHP de HDP de özerklik diyor, biz bunu heryerde anlatacağız” şeklinde açıklamalar yapıyor. Bizim bahsettiğimiz Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartı, yerel yönetimlerin yetkilerini arttırmayı öngörür ve mali kaynaklarını arttır.

HDP'nin bahsettiği özerkliğin tam olarak ne olduğunu anlamış değilim ama sanırım İspanya'da olduğu gibi bir özerk bölgeden bahsediyorlar. Ali bey ikisinin arasında ki farkı bilir. Kendisi Avrupa Akdeniz Parlamenterler Asamblesi'nde görev yapmış bir insan. Fakat politik kurnazlık gereği HDP'nin söylediği ile CHP'nin söylediğinin aynı olduğunu söylüyor. Bu seçmeni aptal yerine koymaktan başka Bir şey değildir.

HDP ve özerklik konularına değinmişken, ülkenin doğusunda yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendirdiğinizi sormak istiyorum. Bölgede yaşanan süreci ve devletin politikalarını nasıl görüyorsunuz?

AKP iktidarı eliyle toplum bölünüyor. AKP iktidarı kendi kürt politikasını ve güvenlikçi politikalarını eleştirenleri hainlikle suçlamakta bir sakınca görmüyor ama AKP'nin yarattığı ortamda AMEDSPOR'a gol atan bir oyuncu tribünlere karşı asker selamı veriyor. Sanki o tribünlerde oturanlar Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı değilmiş, vergi vermiyormuş ve askerlik yapmıyormuş gibi. Bu gelişmeler yine CHP'yi haklı çıkardı. CHP'nin çok doğru bir yöntemi vardı ve çözümün meclis olduğunu söylüyor. Bugüne kadar Tayyip Erdoğan'ın güç biriktirmesine ve başkanlık koltuğuna yürümesine odaklı bir çözüm süreci yürütüldü. Özellikle Oslo süreci döneminde devletin yetkililerinin  PKK'nın ileri gelenlerinin özerklik meselesini bile konuştuklarını anlıyoruz. Herşey konuşulabilir ama bunun yerinin meclis olması gerekiyor.

Bu yaşanılanlar ülkenin geleceğini nasıl etkiler? Düşmanlık daha da derinleşebilir mi?

Güneydoğu'daki durum sürdürülebilir bir durum değil. Hergün ölüm haberleriyle uyanıyoruz. Bölgedeki halkın büyük bir sefalet ve göç dalgasıyla yaşadığını görüyoruz. AKP iktidarı güvenlikçi politikalarla oradaki devlet otoritesini sağlayabilir. Ama bir kuşak sonra çok daha büyük bir ayrışma ve nefret dalgasıyla karşılacağımızdan korkuyorum. Ve buradan telafi edilemeyecek kopuşlar çıkabilir.

Tekrar Bolu'ya dönecek olursak; Kazım Karsu'nun muhalefet edemediği söyleniyor, bunun yanında il yönetimi ile arası açık olan bir vekiliniz var... Tanju Özcan ile sizin aranızda da bir soğukluk olduğu konuşuluyor. Bunlar hakkında ne diyeceksiniz?

Bolu'da CHP muhalefet edemiyor. Bolu'da muhalefet edilecek pek çok şey var aslında. Örneğin suya yapılan zamla resmen Bolu halkı ile alay ediliyor. İnsanlara nasıl ucuz su kullanabileceklerine dair önerilerde bulunuyorlar. CHP'nin bütün bu olup bitenlere yeterince  muhalefet gösterememesinde parçalı bir yapının olması.  Ama şunu söylemek zorundayım, örgütün başı il başkanıdır. Yani Kazım Karsu örgütün başı ve onun otoritesinin tanınmadığını söylemek kabul edilemez. Eğer bunu il kongresinin merkez ilçe kongre delegeleri olmadan toplanması ise bu konuda da haksızlar. Bu yargısal bir sorundan kaynaklıdır. Bütün bu olanların sorumlusu olarak da Kazım Karsu'yu görmüyorum.

Bütün bunların yanında AKP bir vekilimizi hala elimizden alamadı fakat biz hatalarımıza devam edersek vekilliği AKP'ye kendi elimizle teslim ederiz. Bu ayrılığa bir an önce son vermemiz gerekiyor. Bütün CHP'lilerin birbirine kenetlenmesi gerekiyor. Tanju Özcan'ın bana ve Kazım Karsu'ya, bizim de vekilimiz olduğu için Tanju Özcan'a ihtiyacı var.

Ben bir yıldır Bolu'da siyaset yapıyorum. Bir yıl boyunca beni hem Bolu'da hem de Ankara'da yıpratmak için pek çok şey yaptı. Tabi onun yaptıklarına karşılık ben de defans yaptım. Az önce dediğim gibi birbirimize düşmeye devam edersek vekilliği kaybedebiliriz. Bunun önüne geçmenin yollarından biri de; benim ve Tanju Beyin bundan sonra uyumlu bir şekilde çalışmaya başlaması. Sizin aracılığınız ile de Tanju Özcan'a buradan bireysel bir barış çağrısında bulunuyorum.

 

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2016, 16:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER