BÖYLE ÖĞRETMEN OLUR !

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan Yazı...

BÖYLE ÖĞRETMEN OLUR !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Geçen hafta kendi yazdığım bir öyküyü sizlerle paylaşmış ve yarıda kesip öykünün devamı nasıl olsun diye size sormuştum. amacım bir şeyleri düşünmenizi empati kurmanızı sağlamaktı. Bu anlamda yorum ve mesaj yazan fikirlerini benimle paylaşan herkese teşekkürler. Ancak galiba dezavantajlı bir bireyi öğretmen yaparak toplum olarak alışkın olmadığımız bir tablo çizmişim. Mesajların çoğu böyle öğretmen olur mu ? diye gelmiş.

Arkadaşlar bakın kaleme aldığım öykü benim hayal gücümün eseri olsa da biliyorum ki dezavantajlı bireylerde öğretmen oluyor. Hatta her yıl EKPSS ile birçok engellenen arkadaşımız devlet tarafından öğretmen olarak atanıyor. Ancak öyküde anlatmaya çalıştığım önyargılar nedeniyle şikâyetler oluyor.

Bizim bu konularda birazcık önyargımızı bırakıp bu insan o kadar okumuş ve öğretmen olmuş buralara kadarda gelmeyi başarmış demek ki yeterli bilgisi becerisi var diye düşünmemiz ve uzaktan ne yapıyor diye izlememiz gerek. Eminim bunu yapabilirsek bazı şeyleri daha net görüp farkında olacağız. Neyse biz öykümüze dönelim.

Nerede kalmıştık?

Şikâyetler üzerine olayı incelemek için okula müfettiş geldi. Yaklaşık bir hafta Ekrem öğretmenin derslerini ve sınıftaki çocukları gözlemledikten sonra kararların açıklamak için velileri, Ekrem öğretmeni ve çocukları sınıfta toparlar. Müfettiş öncelikle öğrencileri teker teker kaldırıp herkesin önünde Ekrem öğretmeninizden memnun musunuz? Onun bilgisine güveniyor musunuz diye sorar

Öğrenciler ilk başta Ekrem öğretmenin farklılıklarını yadırgasak ta sonradan alıştık ve diğer öğretmenlerimizden çok daha fazla şeyi Ekrem öğretmenimizden öğreniyoruz. Mesela işaret dili gibi dediler. Bunun üzerine müfettiş velilere şikâyetlerinin sebebini sordu. Veliler Ekrem Öğretmenin dezavantajları nedeniyle öğretmenlik mesleğinde yeterli olamayacağını düşündüklerini tekrarladılar.

Bunun üzerine müfettiş sınıfa başka bir Biyoloji hocası çağırır ve Önce Ekrem’den sonrada diğer biyoloji hocasından seçtiği bir konuyu anlatmasını ister. Tabi bu arada diğer hocayı sınıftan dışarı çıkarır. Ekrem konuyu tahtaya yazar ve işaret dili ile çocuklara en kısa ve pratik şekilde anlatır. Müfettiş diğer öğretmeni çağırır aynı konuyu anlatmasını ister. O da tahtaya yazar konuşarak anlatır.

Müfettiş çocuklara velilerin yanında “ hangi öğretmeninizi daha iyi anladınız? Diye sorar. Çocuklar yüksek sesle Ekrem öğretmeni der. Veliler işaret dili bilmedikleri için şaşkın bir şekilde Ekrem öğretmen bir şey anlatmadı ki neyi anladınız? der. Müfettiş çocuklardan birini kaldırır. Nasıl anladığını anlat bakalım der. Biz sınıfça Ekrem öğretmeni hep daha iyi anlamaya onunla iletişim kurmaya çok daha özen gösteriyoruz. Üstelik sessizlik olunca dikkatimiz dağılmıyor ve işaret dilini de öğrenince onun anlattıklarını daha kolay öğrenebiliyoruz diye cevap verir.

Müfettiş çocuklara hepiniz böyle mi düşünüyorsunuz diye sorar ve sınıftan yüksek sesle bir evet sesi çıkar. Müfettiş velilere döner. Bakın çocuklarınız Ekrem öğretmenimizle gayet iyi iletişim kuruyor ve anlattıklarını daha dikkatli dinledikleri için daha kolay öğreniyorlar. Evet, Ekrem öğretmenimizin dezavantajları var. Ancak burada o dezavantajları avantaja çeviren bir öğretmen ve onu çok seven öğrencileri var. Bu yüzden önyargılarınızı bir kenara bırakın. Bu çocuklara ve öğretmenimize yardımcı olmaya çalışın deyip şikâyet dilekçesini eline alır ve yırtar. Ekrem öğretmenin ve müdür beyin elini sıkar çocuklara ve velilere teşekkür eder. Sınıftan çıkar. Günler günleri aylar ayları kovalar bir gün Ekrem ders işlerken sınıfın kapısı çalar……

Evet, bu öykü buraya kadar “tekrar söylüyorum bu öykü tamamen benim hayal gücümün ürünüdür.” Yine yarım bıraktın diyenlere bir yazar olarak öyküler hiç bitmemeli, bundan sonrası sizin hayal gücünüze kalmış derim. Sevgili arkadaşlar ben bu öyküyle amacıma ulaştım. Yani zihinlere bir soru işareti bıraktım. Tam öyküdeki gibi değil ama bu tür olayları yaşayan hatta fiziksel dezavantajları nedeniyle görevlerinden ayrılmak zorunda bırakılan öğretmenlerimizin olduğu bir gerçek ne yazık ki bu tür olaylardaki en büyük sebep ise önyargıdır. Ne olur bu tür olaylarla karşılaşırsanız önyargınızı bir kenara bırakıp olayları öyle değerlendirmeye çalışın. Unutmayın dünyadaki en büyük engellerden biri önyargıdır. Eğer biz önyargılı davranmazsak inanın bir çok engel kendiliğinden ortadan kalkar….

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber -  Bolçi’nin katkılarıyla. Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar….

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER