BU KIZ NE YAPSIN ?

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan Yazı...

BU KIZ NE YAPSIN ?

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

O gün sokakta akülü aracımla dolaşırken gözüme kaldırımın köşesine oturmuş 20 – 25 yaşlarında bir kız takıldı. Bir süre uzaktan izledim. Üzgün olduğunu ve ağladığını fark ettim. Sonra merakıma yenilerek yavaş yavaş yanına yaklaşmaya başladım. Kız yere bakıyordu dalgındı ve gözleri yaşlıydı. Yanına yaklaşıp dikkatini çekmeye çalıştım. Ancak moral bozukluğundan beni görmüyordu. En sonunda iyice yanına yaklaşıp Merhaba diyerek el salladım.

Kız bana baktı. Cebinden çıkardığı mendille gözlerindeki yaşı sildi. Kafasını afifçe sallayarak Merhaba dedi. Hayırdır niye ağlıyorsunuz diye sordum. Kız biraz moralim bozuk diye cevap verdi. Canınızı sıkan konu nedir anlatmak ister misiniz? Diye sordum. Kız hafifçe doğruldu gözleriyle beni süzdü. Yok, bir şey anlatıp canınızı sıkmayayım. Hatta ben yavaş yavaş eve gideyim diyerek oturduğu kaldırımdan ayağa kalktı. Çantasını omzuna attı. Tam yürümeye hazırlanıyordu ki

Ben olur mu öyle şey belli ki sizi üzen bir sıkıntı var. Ayrıca bu kadar üzgünken sizi bırakamam. Gelin karşıdaki parkta biraz oturalım. Birazcık kendinize gelin sonra gidersiniz dedim. Kız çok iyisiniz sağ olun ama daha adınızı bile bilmiyorum. Parkta oturmak iyi fikir değil ben eve gideyim dedi. Gülümsedim. Ya biz parkta aynı yerde oturmayacağız benim zaten gördüğün gibi bir sandalyem var. Sen tek başına oradaki bankta oturursun bende uzakta dururum rahatsız etmem merak etme dedim.

Kız çok naziksiniz ama olmaz diyecekti ki, birden başının döndüğünü hissetti ve akülü araca tutunarak tamam gidelim dedi. Ben akülü aracı çalıştırarak, yavaş yavaş parka doğru ilerlemeye başladım. Tabii bir yandan da gözüm aracımdan tutunarak yürümeye çalışan kızdaydı. Yavaş yavaş ilerleyerek parktaki bankların önüne geldik. Kız yavaşça banka oturdu.

İyisiniz değil mi diye tekrar sordum. Kız başını sallayarak iyiyim dedi. Ben uzaklaşayım mı yoksa yanında kalayım mı dedim. Kız ilk defa gülümsedi. Yanımda durabilirsiniz dedi. Gülümseyerek peki dedim ve bize çay getir diye parktaki büfeciye işaret ettim. Çok geçmeden çaylarımız geldi. Ancak kızın morali hala düzelmemişti.

Merakla çayları içerken bir kez daha sordum. Sizi bu kadar üzen problem ne? Kız en sonunda anlatmaya karar verdi. Kısık ve utangaç bir ses tonuyla bu gün beni işten çıkardılar. Bu yetmezmiş gibi ailem beni birazcık ayağım aksadığı yani hafif bir engelim oldu için kimse beğenmez bu kızı düşüncesi ile istemediğim biriyle evlendirmek istiyor. İşim varken baskılara dayana biliyordum. Ancak şimdi işten de çıkardılar ne yapacağım ailemin bu baskısına nasıl karşı koyacağım bilmiyorum. Dedi

Senin ayağın mı aksıyor hiç fark etmedim. Gayet güzel yürüyorsun. Ayrıca bu düşünce ile insan istemediği biriyle evlendirilir mi? Buna bir çözüm bulmalıyız dedim. Kız: düşünüyorum düşünüyorum aklıma bir çözüm gelmiyor çıldırmak üzereyim dedi. tam bu sırada ……..

Evet, bu haftaki yazıya kendi yazdığım yarı gerçek yarı kurgu bir öykü ile başlamak istedim. Biliyorum en heyecanlı yerinde kestim diye bana kızacaksınız. Ancak biliyorsunuz 8 Mart dünya kadınlar gününü birkaç gün önce geride bıraktık. Kutlayan kutladı. Kadınlar çiçeklerini aldı sevindi. Ancak her zaman olduğu gibi her şey o günde kaldı. Ve öyküde anlatmaya çalıştığım olay gibi olayların gerektiği gibi dile getirildiğini düşünmüyorum.

Bu yüzden size bu öyküyü birlikte tamamlamayı öneriyorum. Bu durumda kız ne yapsın? İş bulsun mu? Yoksa ailesinin baskısıyla evlensin mi? tekerlekli sandalyedeki adam kıza nasıl yardım etmeli? Unutmayın bu durumu bire bir yaşayan engellenen kadınlar gerçekten var. Neyse hadi bakalım biraz düşünelim maillerinizi ve mesajlarınızı bekliyorum. Haftaya öykünün sonu sizin mesajlarınızla şekillenecek…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128