Çanakkale Savaşı ve Diyanet İşleri Başkanlığı

Erhan BEYKOZ yazdı...

Çanakkale Savaşı ve Diyanet İşleri Başkanlığı
 İnsanlığın var oluşundan günümüze dünyanın en büyük kahramanlığıdır, Çanakkale Savaşı. Ne kadar yazılsa, ne kadar anlatılsa ne kelimeler yeter, nede sayfalar.

Hiçbir savaş bile bile ölüme gidilmek adına yola çıkma nedeni değildir. Oysa bir ulusun, bir milletin yarınları adına canını yok sayan 300 bin kahraman vatan evladının bu günleri hazırlamasıdır, asıl olan!

Bu vatan, genç canların kutsal topraklara düşmesiyle kurtuluşa başladı. Genç yaşta hayatlarının baharında birer çiçek fidesi olan toprağa düşerek, toprakların yeşermesini sağladılar.

Bu kahraman vatan evlatlarının bizlere emanet ettiği kutsal topraklar, kısa süre sonra bağımsızlığa kavuştu. Aradan geçen 100 yıl sonra bile, ilk günkü tazeliğini koruyan bu kutsal savaşın önemi her geçen gün daha fazla anlaşılmaktadır.   

Özellikle tarafsız gözle konuyu araştıran, metrekareye binlerce merminin düştüğü Conkbayırı ve savaş alanlarını görenler, gözleri yaşararak savaşın gerçekliğini kabul ederler.

Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüyü bitmemiş aslanların kahramanlığı önünde saygıyla eğilmek, insanlığın namus borcudur. Özellikle bu topraklarda yoğrulan insanımızın tartışmasız bu savaşı hücrelerinin her zerresinde yaşaması gerekir.

Dil, din, ırk, etnik köken, mezhep, memleket farkı gözetmeksizin koyun koyuna yatan bu insanların naaşları önünde saygıyla, şükranla eğiliyorum.

Tam 100 yıl önce bu günlerde yaşananları her yurttaş dilinin döndüğünce anlatır. Kimileri Çanakkale ve savaş meydanında göz yaşlarını tutamaz, kimileri duygularını kağıda dökerler!

Bu hafta gerçeklerle güzleşmek, yarınlara daha güvenle bakmak, geleceğimiz olanlara tam bağımsız bir ülke bırakmak için çok önemlidir.

Her ilimizde, her yerde bununla ilgili paneller, söyleşilerle birlikte, Çanakkale’ye geziler düzenlenir. Camilerimizde de Çanakkale ve kahramanlarımızı imamlarımız ellerindeki yazılanlarla anlattılar. Oldukça anlamlı yazı ve anlatımıyla son cümlelerine kadar etkilenmemek mümkün değildi!

İmam arkadaş elindeki kağıdı bitirdiğinde, içimizde yakmış oldukları Çanakkale ateşinin üstüne dünyanın bütün sularını dökerek söndürdüler. Dünyanın en büyük kahramanlığını, Çanakkale Savaşını az bile anlatmalarına karşılık, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının isimlerinin anlatımda tek bir cümleyle bile geçmemesi, içime ateş düşürdü.

Bu haftaki hutbenin kim tarafından verildiğini öğrendim. Hutbe Bolu gibi sanırım bütün Türkiye’de hizmet veren camilere Diyanet İşleri Başkanlığınca gönderilmiş. Ülkemin bütün kutsal mekanları camilerimizde başkanlığın yazıldığı az, öz bir hikaye anlatıldı.

Kutsal dinimizin siyasete alet edilmemesi için kurmuş olduğu diyanet işleri başkanlığı Çanakkale’de ülkemin kurtuluş ateşini yakan Mustafa Kemal’in adını anmaktan kaçındılar.

Atatürk adından korkanların, kurduğu ülkede ciddi bir bütçeyle sadece Yüce Allah’ın bizlere gönderdiği dinimiz adına doğruları, insanın yüce varlık olduğunu, İslamiyet’in en son din olduğunu ve gerçekler karşısında korkmamaları gerektiğini anlatmaları istenmektedir.

Şimdi gelinen noktada, başkanının milyonlar ödenerek bu milletin parasıyla alınarak bindiği aracın esiri olduğuna şahit oldum.

Allah’ın evinin korkularla saklanmak istenen gerçekleri, menfaatleriyle anlatamadıklarına şahit oldum.

Kendisinin dinimizi yaşamaktaki en önemli kurtarıcı Atatürk’ün adını korkudan söyleyemediklerine şahit oldum.

Yazıklar olsun diyanet işleri başkan ve üst kurul üyelerine! Eğer sizlerde kuruş hakkım varsa helal etmiyorum. Hani sizin öğrettiğiniz “kul hakkı” var ya, öbür dünyada iki elim yakanızda olacaktır, sakın unutmayın.  

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2015, 20:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zafer Türcan
Zafer Türcan - 6 yıl Önce

teşekkürler sayın beykoz..
beynimden geçenleri yazmışsınız.çanakkale şehitler haftası dolayısıyla 13 mart cuma namazında benim cuma namazına gittiğim cami de atatürk süz bir cuma hutbesi okundu..bu hutbeleri hazırlayanları ve okuyanları şiddetle kınamaktayım..

Kamuran Esen
Kamuran Esen - 6 yıl Önce

katıldığım çanakkale zaferi kutlamalarında da ayni durum söz konusu. sanki atatürk bu savaşa hiç katilmamamiş gibi.söyleyecek kelime bulamiyorum.ayip desem az gelir, günah desem az gelir. insan aslını nasıl inkar edebilir ki?( büyük harf kullanamiyorum, sitenizde bir problem var sanirim.)

SIRADAKİ HABER

banner128