Çetinkaya; “AKP meydanlarda başka, perde arkasında başka konuşmuştur”

Saadet Partisi Bolu İl Başkanı Veysel Çetinkaya, son günlerde dış politikada yaşanan olayları değerlendirerek sert açıklamada bulundu. Çetinkaya; “Tüm vatandaşlarımıza sağlıklı ve hayırlı günler diler, herkese saygılar sunarım. Özellikle Güneydoğu illerimizde devam etmekte olan tehlikeli ve gergin ortamın hala devam etmesi, Türk Halkının endişelerini daha da arttırmaktadır. Yine buna paralel olarak, Irak ve Suriye olayları ile Rusya ile aramızdaki gerginliğin giderek artması halkımızın karamsarlığını daha da arttırmaktadır. Buna ilaveten özellikle Mavi Marmara saldırısı ile 9 vatandaşımızı şehit eden İsrail Devleti ile son günlerde yaşanan yumuşama sözcükleri halkımızı daha da üzmüştür” dedi.

Çetinkaya; “AKP meydanlarda başka, perde arkasında başka konuşmuştur”

Çetinkaya açıklamasını şöyle sürdürdü; Mavi Marmara’da şehit edilen insanların kanı üzerine yapılacak her türlü pazarlık, her türlü mutabakat, gaflet ve dalalettir. Böyle bir mutabakatın altında imzası olanlar ne tarih önünde ne de millet vicdanında bunun hesabını veremeyecektir. İsrail ile imzalanacak olan bu mutabakat iktidarın vicdanen de iflas ettiğinin en somut göstergesidir. Hani bir söz var, ‘Şecaat arz ederken sirkatin söylemek’ diye. Tıpkı bunun gibi,  Hükümet’in en yetkili isimlerinden biri ‘mutabakatı savunacağım’ derken milletimizin gözünün içine baka baka ‘İsrail Devleti şüphesiz ki bizim dostumuzdur’  diyebiliyor. Bu durumda, insan sormadan edemiyor, İsrail dostunuzsa Filistin halkı sizin neyiniz oluyor? Yoksa her seçim öncesi oy almak için politika malzemesi yaptığınız nice değerler gibi, Filistin halkı da mı siyasi bir figürdür?

AKP meydanlarda başka, perde arkasında başka konuşmuştur. Miting meydanlarında en yüksek perdeden haykırmış, ama iş icraata gelince  söylediklerinin tam tersini yapmıştır. Başka bir ifadeyle iktidar, meydanlardaki içe dönük konuşmalarıyla yüce milletimizi kandırmış uygulamalarıyla da ‘ağabeylerini tatmine çalışmıştır.’ Örneğin; Davos’ta ‘one minute’ dediler, hemen arkasından Türkiye’nin vetosunu kaldırarak İsrail’in en büyük hayali olan OECD üyeliğini kabul ettiler. ‘İsrail ile ilişkilerimiz normalleşemez’ dediler ama aynı İsrail ile cumhuriyet tarihinin ticaret rekorunu kırdılar. Washington’a, Brüksel’e, Kopenhag’a her yere defalarca gittiler ama ‘gideceğiz’ dedikleri halde Gazze’ye bir türlü gidemediler. Çünkü dışarıda ağabeylerinden izin alamadılar.

Böyle dış politika olmaz. Gelinen noktada İsrail kadar, AKP iktidarı da Türk milletine özür borçludur. AKP iktidarı ‘İsrail’in akıttığı şehit kanlarının hesabı mutlaka sorulacaktır’ diyerek yıllardır oyaladığı için milletimize karşı özür borçludur. İktidar, Mavi Marmara’da şehit düşen kardeşlerimizin ailelerine karşı özür borçludur. İktidar, Türkiye’ye umut bağlayan, Filistin halkına, ölümün hangi gece hangi fosfor bombasıyla geleceğini bilmeyen Gazze’li masumlara bir özür borçludur. Yine ‘Safmışız, Aldanmışız’ mı diyecekler? Bilemiyoruz. Ama Milletimiz adına bu özrü bekliyoruz.

İlk olarak şunu söylemek isterim ki, bu millet tarihin hiçbir döneminde şehit kanını pazarlık konusu yapmamıştır. Ama eğer iktidar açısından mesele 20 milyon dolarla kapatılacak kadar basitse, yine bu millet, değil 20 milyon, 200 milyon dolar toplar yetimlerine, şehitlerine sahip çıkar. Yeter ki İsrail’e boyun eğilmesin. Yeter ki bu ülkeye bu zillet yaşatılmasın. Oysa mesele 20 milyon dolar meselesi değildir. Mesele İsrail’in pervasızlığıdır. İsrail’in yıllardır Filistin halkına uyguladığı soykırımdır. Gazze’ye uyguladığı haksız ablukadır.

Ülke olarak kirli, sinsi ve kanlı bir oyunun kurbanı oluyoruz. Aramıza terör eliyle nifak tohumu sokmak istiyorlar. Bizi birbirimize düşürüp bin yıllık kardeşliğimizi bozmak istiyorlar. Şiddet şiddeti doğurur. Kan kan ile yıkanmaz. Öfke ve nefret ile değil, sağduyu ve akl-ı selim ile hareket edelim. İhtilafa, ayrılığa düşmenin değil, her zamankinden daha fazla birlik olmanın zamanıdır. İnanın, artık vakit kalmadı. Ateş kapımıza dayandı. Haçlıların, küresel emperyalizmin, Irkçı Siyonizmin nihai hedefi Türkiye’dir.  Her düşen İslam ülkesi, tehlikenin Türkiye’ye bir adım daha yaklaştığını gösteriyor. Bu yüzden ya bir olacağız ya da mahvolacağız! Bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak bir kez daha yapıyoruz. İnandığımız gerçekleri tarihi bir sorumluluk olarak aziz milletimizle bir kez daha paylaşıyoruz. Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi yalnız ve yalnız Cenab-ı Allah’dır. HABER MERKEZİ

           

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2015, 16:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128