ÇEVRECİLİK ve DEMOKRASİ

Prof.Dr.Yaşar Akbıyık

ÇEVRECİLİK ve DEMOKRASİ
 Son dönem Fransız toplumbilimcilerinin önde gelenlerinden Alain Touraine’nin Demokrasi Nedir? adlı  kitabı günümüz dünyasında çok tartışılan çevrecilik ve demokrasi ilişkisine kapı aralıyor. Ülkeden ülkeye farklı uygulanan, kişiden kişiye bakış açısı değişen  bu  kavramları güncel boyutunun ötesinde kuramsal olarak ele alan bu düşünürün görüşleri bizlere ışık tutabilir. Touraine   demokrasiyi,  herşeyden önce bireyin savunusu olup, kişide akıl ile kimliği birleştirmek üzere verilen özgürlük çabası olarak tanımlamaktadır. Demokrasinin gelişmesini, doğaya kendi yasalarını benimsetmek, böylece doğanın zenginliklerini sömürmek isteyen herhangi bir aklın fetihçi gururunun bir yana bırakılmasına bağlamaktadır.  Bu anlayış, başka alanlarda olduğu gibi bu alanda da herkesin kimliğe ve çevrenin bozulmaması anlayışına başvurması aklın ve bilimin kurtarıcılık rolünü yadsıyan bir doğalcılığa dek varabilir. Çevreci kampanyalarda kimi zaman bir akıl dışılık, kimi zaman da bir otoriterlik göze çarpar. Bu sapmalar bizi çevreciliğin hedefini küçültmeye, çevreciliği mümkün olan en büyük üretimi sağlamak amacıyla kurulmuş bir üretim dizgesini sınırlamaktan çok yalnızca düzenleme kaygısındaki bir akım olarak görmeye itmemelidir. 

   Çevreci hareketin önemi, kültürel yönelim ile kaynakların yalnızca toplumsal kullanımı düzeyinde kalan sosyal çatışmayı kültürel yönelimlerin düzeyine çekmesinde yatar. Demokratik eylemin alanını büyük ölçüde genişleten, kapitalizm ya da bürokrasinin ötesinde üretimde verimlilik arayışıdır bu. Bu arayış Batı dünyasında kadınların önemli ve baskın bir rol oynadıkları ilk genel anlamdaki toplumsal ve kültürel harekettir. Siyasal temsilcilerle toplumsal eyleyiciler arasındaki kopuk bağı, zayıf  şekilde olsa da yeniden kuran, tüm insanlığın paylaştığı umut ve korkuları siyasal sisteme taşıyan çevreci politikadır. Çevreci partilerin Batı’da savundukları politikalar kamu alanında  yayılmış, özellikle solda, sanayi toplumunun getirdiği ve toplu eyleme yönelik seferberlikler yaratma niteliğini yitiren politikaların yerini almıştır. Bazı düşünürler,  şiddetli çevreciliğin (deep ecology) kimi yanlarının demokrasi karşıtı yönlerini kınamıştır. Bununla beraber çevreci eylem birçok açıdan uygulayım ve pazarın baskın mantıklarına karşı saldırıya yönelmiş, hatta çevre politikası milliyetçi, ulusal ya da cinsel azınlıkların savunusuyla bir tutulur, başka bir deyişle kültürel  çeşitliliğe, hayvan ve bitki çeşitliliğine saygıyla özdeşleştirilmiştir. Çevrecilik üretimde verimlilik arayışının vahşi egemenliğine karşı çok daha ‘doğal’ güçleri insan olarak, canlı bedenler olarak varoluşu seferber eder.

Touraine’e göre olumlu bir özgürlük anlayışını getiren demokrasinin temel niteliklerinden birinin çevrecilik  olduğunu söylüyor. Hatta daha ileriye giderek, demokrasi doğal varlıkların savunusuna yönelik bir çevreci hareketten destek görmüyorsa temel niteliklerini yitirdiğini ifade ediyor.  Kültürel hareket olarak çevreciliğin, kurumsal güvencelerle özgürlükleri koruma gücünü kazandıran demokratik kültürün önemli bir ögesi olduğunu belirtiyor.

Touraine’nin teorik bir yaklaşım sergilediği  çevrecilik dünyada değişik olaylarla kendini göstermektedir.  İnsanın doğaya üstünlüğünü radikal bir tavırla reddeden doğaya özel değer veren ve ideolojik bir akım olan derin ekoloji (Deep ecology) anlayışı bireylerin ve toplumların  doğaya saygı duymalarını ister, insanı evrenin merkezine yerleştiren insanmerkezli paradigmaya karşı çıkar.

 Bazen başkalarının haklarını  ihlal edecek derecede kendini gösteren bazen siyasete alet edilen çevrecilik konusunun kültürümüzde  önemli bir yere sahiptir. Eski Türklerde su kutsal sayılır suya tükürmek ve işemek  saygısızlık olarak görülürdü. Dedekorkut Destanlarındaki şu dua dikkat çekicidir: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Taşkın akan güzel suyun kurumasın”.

Çevrecilik İslam dininin de üzerinde  hassasiyetle durduğu önemli olgulardan biridir. Kur`an-ı Kerim yeryüzü ve gökyüzündeki canlı cansız bütün varlıkların belli bir ölçü ve dengeye göre yaratıldığından beyan ederken, insanın tabiattan faydalanma esnasında bu ölçü ve dengeyi bozmaması gerektiğine dikkat çeker. Hz. Perhamberin.  hadis-i şerifinin işaret ettiği bu anlayış  bilincinde olan Müslümanlar olarak çevrecilik bizim inançlarımızın ve kültürümüzün temelini oluşturur. Çevreciliği ve insan haklarını  batıdan öğrenecek değiliz. Çevre sorunları 19.yy. Sanayi Devrimi sonucu ilk defa Batı’nın sanayileşmiş ülkelerinde görüldüğünden batılı toplumlarda çevre bilinci erken uyanmıştır. Tekstil sanayisinin ilk kurulduğu yerlerden olan İngiltere’nin Manchestre kentinde kadın ve kuçükyaşta  çocukların kimyasallar nedeniyle  toplu ölümlere maruz kalması sonucu kadınlar haklarını elde etmek için harekete  geçmişler zamanla haklarını elde etmişlerdir Bu kentte yer alan Kadın Hakları  Müzesi belki de dünyada tek örnektir.

   Türkiye ve İslam dünyasında dini olarak çevreciliğin üzerinde durulmasına rağmen, bu hususta toplum bilincinin gelişmesi  kendini geç göstermiştir. Bu biraz da toplumun eğitim durumuyla alakalıdır.  Artık okullarda çevre bilincini geliştiren dersler okutulmakta olup,  kişisel duyarlılık artmıştır. Ancak bu hususta arzulanan noktaya  gelinebildiğini söylemek zordur. Son on yılda Tarım ve Orman Bakanlığının ağaçlandırma seferberliğine girmiş olması sevindiricidir. Üniversitemiz kampüsünde  ailem adında diktiğin onlarca fidan büyümesini sürdürürken bir tanesi ne yazık ki bilinçsiz bir şekilde engellenmektedir. Bunun nedeni de bu ağacın yarım metre yanına banko yapılmış olmasıdır. Bankoya oturanların çam ağacının yapraklarını koparmaları nedeniyle  ağacın o tarafı  kel kalmıştır. Uyarı yazısı yazıp ağacın dalına koydumsa da bunu önleyemedim.  Bunlar farkında olunmadan yapılan  tahribatlardır. Oysa, birakın yapraklarını koparmayı kırılan bir ağacı sarmak, bir insanın kırılan bacağını, kolunu sarmak ve iyileştirmek kadar önemlidir.  İşte çevreciliğin  teorik yönüyle pratik yönü böyle. Bu bilgiler ışığında çevrecilik adına on ağaç için başkalarının haklarını ihlal etmek pahasına Gezi Parkında başlatılan, Türkiye’ye milyarlarca dolar kaybettiren ve imajımızı zedeleyen olaylara ne dersiniz? Çevre adına, medeni toplum adına daha katededeceğimiz çok mesafe var değerli okuyucular. Saygı ve sevgilerimle.

Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2013, 20:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER