CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur; “Özgecan Bir Milat mı?”

CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, dün CHP’lilerin konuğu oldu. Onur, kadına yönelik şiddet olayları ve Mersin’in Tarsus ilçesinde tecavüz edildikten sonra hunharca öldürülmesi olayını yeniden gündeme taşırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yüklenerek, “Özgecan bir milattır dediler ki, ben Özgecan’ın bir milat olduğunu kabul etmiyorum bence bizim miladımız daha önce başladı. Başbakan bunu söyledi. 2 gün sonra Cumhurbaşkanı çıktı mini etekli kızlara feministlere verdi veriştirdi. Milat bitti. Özgecan’dan önce ve ondan sonra bir sürü kayıp oldu. Özgecan milat olsaydı ondan sonra kayıp olmazdı. Hatta ve hatta karınsın öldürmeye teşebbüs eden hatta ve hatta yemeye çalıştı herhalde parmaklarını ısırmış koparmış şiddet gören eşi 17 yaşından görücü eşiyle evlendirilmiş ayrılmak istemiş kaçmış erkek barışmak üzere almış ormana götürmüş ve ısırarak ellerini parçalamış. Öldürmediği için serbest. Koca öldürmediği için serbest. Özgecan Milat mı?” diyerek tepki gösterdi.

 CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur; “Özgecan Bir Milat mı?”

Haber: Kasım ŞAHİN

CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ile CHP Bolu Milletvekili aday adayı olan akademisyen Burak Cop, CHP il binasında partililerle bir araya geldiler. Onur, şu açıklamalarda bulundu; Her gün kadınların yaşam tarzı aleyhine döndüğü söylemlerin ardından bunların birer cinayete, felakete tezahür etmesiyle yaşadığımız bir 4 yıl oldu. Son dönemlerde kadının 3 çocuk yapması üzerine nikah salonlarında, düğünlerde yönlendirmeler. Sürekli olarak aile içindeki şiddetin görmezden gelinmeye çalışılması, sürekli olarak sağlıksız evliliklerin desteklenerek sağlıklı boşanmaların bir günah haline getirilmesi ile ilgi bir takım söylemlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bunu  mevcut Cumhurbaşkanı, önceki  Başbakan,  onun Bakanları ve ona bağlı olan bütün Valiler de Diyanet İşleri de imamlar da hutbe okuyanlarda görmemiz mümkündü.

 Ardından bir kürtaj, sezeryan kavgası çıkmaya başladı. Bu sırada kadın cinayetleri hızla ilerlemeye başladı. Adalet bakanının 2011 yılında yaptığı yüzde 1400 arttığına yönelik bir açıklaması var onun dışında da bir veri yok elimizde. Bu da eski bir istatistik. Bildiğimiz o onun üzerine daha çok artış var. Ne kadar arttığını bilmiyoruz. Çünkü Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı veri tutmuyor. Tutmadığını da belirtiyor. Hatta sıkıştırdıklarında onu adalet bakanına sorun demişti.  Çünkü kadınlar ölmüş artık Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığının sorumluluğundan çıkmış. Artık iç işleri bakanlığı ile adalet bakanlığının sorunu olmuş. Bu cinayetler böyle devam etti. Derken, ayrı plajlar, pembe otobüsler, kahkaha atan kadın iffetsizdir söylemler. Bunlar bakanların seviyesinde oldu. Daha sonra hamile gezen kadın gezmesin, 6 yaşındaki kız çocuğu ile evlenmek caizdir diye böyle bir sürü söylemler oldu. Kadını belirli bir muhafazakar çerçevenin içine sokmak, buna muhafazakarlar da demeyelim kadını resmen ir çerçevenin içine hapsetmek amaçlı bir söylem gelişti. Bu noktaya kadar geldi ve halen devam ediyor.

Özgecan bir milattır dediler ki, ben Özgecan’ın bir milat olduğunu kabul etmiyorum bence bizim miladımız daha önce başladı. Başbakan bunu söyledi. 2 gün sonra Cumhurbaşkanı çıktı mini etekli kızlara feministlere verdi veriştirdi. Milat bitti.

Özgecan’dan önce ve ondan sonra bir sürü kayıp oldu. Özgecan milat olsaydı ondan sonra kayıp olmazdı. Hatta ve hatta karınsın öldürmeye teşebbüs eden hatta ve hatta yemeye çalıştı herhalde parmaklarını ısırmış koparmış şiddet gören eşi 17 yaşından görücü eşiyle evlendirilmiş ayrılmak istemiş kaçmış erkek barışmak üzere almış ormana götürmüş ve ısırarak ellerini parçalamış. Öldürmediği için serbest. Koca öldürmediği için serbest. Özgecan Milat mı?

Davutoğlu, milat bundan sonra bir kadın hareketi başlıyoruz dedi. Sizin bir kadın hareketi başlatmanıza gerek yok bu ülkede kadın hareketi başladı. Kadın hareketi Osmanlı’dan beri var. Kadın hareketi son dönemde bu kadın cinayetlerin durdurmak için kadına siyasette yer vermek için kadının sosyal statüsünü yükseltmek için kadın erkekleri erkeklere rağmen çalışıyorlar. Cinayetlere rağmen çalışıyorlar.

 

Katiller, polis eşliğinde giderken bu aile meselesi diyor. Tabi ki aile kutsal tabi ki kadın kutsal ama ailenin içinde siz kadın ve çocuğu koruyamıyorsanız sizin ayrı bir yasaya ihtiyacınız vardır.

Özgecan öldürüldü bir idam kavgası başladı. MHP’nin iktidar ortağı olduğu bir dönemde idam kalktı. Nereye gidiyoruz. Sanki idamdan başka çare yok muş bütün önlemler alınmış asalım. Bu dil değişmediği müddetçe siz dünyanın e ağır cezasını getirmiş olsanız bu sorun çözülmeyecek. İdamın olduğu ülkelerde de bu devam ediyor. Bir kere, birkaç maddesi vardır bu kadın cinayetlerinin siyasi anlamda çözümü için. Öncelikle kadın örgütlerinin lafları dinlenecek. Çünkü bunlar bir tecrübe. Mor Çatı bu güne gelene kadar kolay mor çatı olmadı. Kadın cinayetlerini durdurmak için önemli bir veri var ellerinde. Onlarla birlikte bir veri üretin onların dediğini yapacaksınız yasak boşlukları dolduracaksınız. İnanın kadın cinayetleri ile ilgili 24. Dönemde verilmiş soru önergesi, araştırma önergesi, kanun teklifi ve yapılmış konuşmaları dizseniz ciddi bir külliyat. Yazılmamış çizilmemiş hiçbir şey yok.

Nasıl önceden Töre Saiki kalktı şimdide tahrik indirimi kalkmalı. Töre Saiki kalınca töre adı altında işlenen cinayetlerde düşüş oldu. Aynı şekilde 3 kalem koymuştuk. Kadın olduğu için öldürüldüğüz aman ve bu kadın eğer, eşi, ve aile ve birlikte yaşadığı, sevgilisi tarafından öldürüldüğü zaman indirim olmasın. Bir kere yasamızın boşluklarına bakacağız ve ona göre düzenleme yapacağız. Onun için bu tahrik indiriminin kaldırılması gerekiyor. Bu yasal düzenlemeyi yaptık ardından, yönetmeliklerin çıkması lazım. Yönetmelik çıktı. Uygulanıyor mu? Doğru dürüst uygulanmıyor. Bir kere bu yönetmeliklerin uygulanmasında çok dikkatli olmak gerekiyor. Ama bizim en önemli sorunumuz dil. En önemli sorunumuz, yöneticilerin konuşmaları aşağıda, toplumun tabanında cinayetlere sebep oluyor.

 Kanaat önderi dediğimiz insanlar söylediklerine dikkat etmeli, söyledikleri sözlerin nereye gideceğini hesap etmeli. Cezalar konusunda, öldürme ve yaralama olayları var. Bunu düşünen erkekler bunu hesap ederek cinayet işliyor. Kadın ölmüyor ama ölmekten beter oluyor. Bir kadın kocasından boşanmak istediği için, iki dizi ve dirseklerinden vurulmuş. Kadının iki bacağı dizden kesildi. Kollarının ikisi de kesildi. O kadın şu anda iki kolu ve iki bacağı koparılmış plastik bir bebek gibi yatıyor. Bu adam öldürmediği için yaralanmadan yararlanıyor. Bunlarla uğraşmak gerekiyor. İdam çözüm değil. Bugün kadın cinayetlerinin birinci sebebi, boşanılmak istenilen kocalarla boşanılmış kocalar. Demek ki, bu konularda biraz dikkat edeceğiz. Boşanmak bu kadar şeytanlaştırılır. Olsun o aile içindedir kocadır sever de döver de şeklinde düşünürseniz. Kadın kendi hayatını kurup boşanmak istediğinde bu defa boşanmak  bir suç gibi gösterilip cinayetlerde haklılık aratılıyor. Bu çok tipik bir nedendir.

Yasadaki boşlukları düzelteceğiz, yönetmeliklerin düzgün uygulanmasını sağlayacağız asla yoruma yer bırakmayacağız. Dilimize dikkat edeceğiz. Bu cinayetler işlendiği ve bu travma düzeltilmediği müddetçe kadınlar daha çok birleşiyor. Daha çok bilinçleniyorlar. Daha çok kişi koruma istiyor. Kadın hayat hakkını söke söke alacak. Ama ben şunu söylüyorum. Kadın cinayetleri ve kadın konusu bir kadın meselesi değildir esas itibari ile erkek meselesidir. Onun için bu işi esas olarak kadınlardan çok erkeklerin sahip çıkmasında fayda var. Bu işi birlikte çözmek gerekiyor. Çünkü öldürülen kadınsa öldüren de erkek oluyor. Birlikte yol alırsak bu işi daha kolay çözeriz diye düşünüyorum.

Güncelleme Tarihi: 13 Mart 2015, 18:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128