CHP KURULTAYA GİDERKEN…

FARUK ÇİDEM YAZDI...

 CHP KURULTAYA GİDERKEN…

Deniz Baykal’a karşı gerçekleştirilen bir komplodan sonra 22 Mayıs 2010 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin liderlik koltuğuna oturan ve partinin 7. Genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu 5-6 Eylül’de ya güven tazeleyecek ya da koltuğu bırakacak.

Peki, Cumhuriyet Halk Partisi’ni böylesi sert bir kurultaya götüren sebepler sadece parti içinde ki “ulusalcı kanat” olarak adlandırılan isimlerin huzursuzluğu mu yoksa parti’nin yıllardır kemikleşmiş çizgisinden ayrılıyor düşüncelerinin artık sabredilemez bir hale gelmesi mi?

Bugünleri değerlendirirken geçmişe bir göz atmakta fayda var.

4 yıl öncesine geri dönelim ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2010 yılındaki kurultayda 1250 delegenin 1189’unun geçerli oyunu alarak partinin 7. Genel başkanı olduğu güne tekrar bakalım.

Kılıçdaroğlu’nun salona girişi Fatih’in İstanbul’a girişi kadar heybetli, salondakilerin de beklenen kurtarıcının gelişi gibi coşkulu karşıladıkları günde Kılıçdaroğlu kürsüden laiklik, Ergenekon operasyonları ya da parti içi bir konuşma değil bol bol vaatlerde bulunan bir seçim konuşması yaparak şunları söylemişti;

“Artık iktidar yürüyüşü değil, iktidara koşuyoruz. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu ülkeyi kurarken ilk sözleri halk oldu. Bizim de ilk sözümüz bu olacak. Halkla birlikte yürüyeceğiz. CHP Kuvva’yı Milliye Müdafaa-ı Hukuk demektir. İzmir’de Hasan Tahsin, Lozan’da İsmet İnönü’dür. Erzurum’da Nene Hatun, Maraş’ta Sütçü İmam’dır. CHP değişimci ve devrimcidir. Cumhuriyet devrimlerini sonuna kadar götüreceğiz. Korkunun değil, sevginin cumhuriyetini inşa edeceğiz. Kitabımızda kin asla yoktur, ama düşmanlarımızla kinimizi sonuna kadar götüreceğiz. Yok edelim insanın insana kulluğunu kardeşçe aşacağız bu topraklarda. Açlığa, yoksulluğa karşı yeni bir ülke yaratacağız”

“Kime sorsanız en büyük sorun işsizlik diyor, Binlerce üniversite mezunu, lise mezunu işsizdir, Hakkarili gençlerin işi yok, Başbakan’ın her iş veren bir işçi alsın. Peki, Recep Bey’in buluşu. Çünkü ekonomiyi bilmiyor. Recep efendi fakir nasıl geçinsin. Havuzlu villaları mı var?”

 “Bunlar anayasa değişikliği yaptı. Sorunlar çözülecek diye yok öyle bir şey. Yargı reformunda süre kısalmayacak. Milletin sorunları var. Harçlar yüksek millet gidemiyor. Yandaş medyadan sonra yandaş yargı için bunu yapıyorlar. Gezip anlatacağız. CHP iktidarında söz veriyoruz. Çağdaş Batılı bir Anayasa yapacağız.”

Konuşmanın özü; Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna otururken partililerine ve partiye gönül verenlere iktidar olma sözü vermişti. 22 Mayıs 2010’dan beri yerel seçim, genel seçim, referandumlar ve son olarak da Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti.

Yapılan seçimlerin hiçbirisinde Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan seçildiği kurultayda verdiği iktidar olmak sözünü tutamadı. Bu mağlubiyetler ilk zamanlar partililer için büyük sıkıntılar yaratmasa ve sürekli bir mazeret bulunsa da, partinin bugün geldiği noktada artık saklanamayacak kadar büyük bir enerjinin biriktiği gözle görülür hale geldi.

Geride bıraktığımız son yerel seçimde Ankara’da sağcı bir ismi belediye başkan adayı göstermekten geri durmayan ve ciddi tepkiler alan Cumhuriyet Halk Partisi’nin aynı politikayı Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yinelemesi bardağı taşıran son nokta oldu.

Pek çok parti yöneticisi tarafından ismi ilk açıklandığı anda adaylığına karşı çıkılan Ekmeleddin İhsanoğlu’yla da başarısız bir seçim geçirilmesi CHP’de kurultayı zorunlu hale getirdi.

Sürekli sert çıkışlarıyla gündeme gelen Muharrem İnce’nin ise Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçildiği kurultay konuşmasındaki gibi “artık iktidar olmak isteyen bir CHP var…” çıkışlarının ise tabanda bir heyecan yaratıp yaratmadığını seçim günü görmüş olacağız.

Parti içinde yaşanan son tartışmaların, politika üretme ve siyaset yapma tarzına ilişkin olması CHP için yeni bir döneme girildiğinin göstergesi. Ulusalcı olarak nitelenen kanadın, partinin sürekli sağa kaydığı eleştirisine karşı sol ile nereye kadar bağ kurulacağına değinmiyor olması ise diğer bir konu.

Kılıçdaroğlu ya da İnce, hangi isim genel başkanlık koltuğuna oturursa otursun, siyasi çizgisini AKP’nin belirlediği bir Türkiye siyasetinden koparamadığı sürece, kendisini olumlu anlamda yenileyemeyeceği aşikar.

Son olarak; Cumhuriyet Halk Partisi gibi yapısal olarak içinde kırılmalar yaşanması zor olan bir partide “işler yolunda gitmiyor, sorunları çözmek tek şansımız” çıkışını yapmak gerçekten cesaret gerektiren bir hadise. Ve bu yüzde Muharrem İnce ve ekibi ciddi anlamda takip edilmeyi hak ediyor diye düşünüyorum.

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2014, 11:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER