banner133

banner128

banner120
14 Kasım 2018 Çarşamba

ÇOCUKLAR SINIFLARA

OKUYUCU MEKTUBU

12 Eylül 2018 Çarşamba 10:30
Bu haber 245 kez okundu
ÇOCUKLAR SINIFLARA
 


 

  Yeni eğitim-öğretim dönemi başlıyor, taze zihinler okula hazırlanıyor. Heyecan ve sevinçle koşup okul yolunu tutanların yanı sıra ağlayan, annelerine sarılıp kopamayan, derse girse bile kaçıp gitmek isteyen, yerinde duramayan çocuklar oldukça fazla... Peki neden çocuklar aynı duruma farklı tepkiler veriyor?

           Okula başlamadan önce çocukların zihinsel, sosyal ve gelişimsel olarak okula hazır olup olmadıkları büyük önem arz ediyor. Çocuklar kurallı ve öğretim odaklı bir sisteme geçiş yaparken ana sınıfları bu süreçte idealdir. Çocuk kendi akranlarıyla düzenli bir etkileşim halinde olur yardımlaşmayı, sosyalleşmeyi öğrenir. Çeşitli oyun ve etkinliklerle el beceresi ve kas gelişimi desteklenir. Bu sayede birinci sınıfta okuma-yazma öğrenmesi daha kolay olur. Ellerini yıkama, dişlerini fırçalama, vücudunu temiz tutma gibi öz bakım becerilerini kazanır. Kurallarla tanışır onlara uymayı, sorumluluk almayı, problemler karşısında akıl yürütmeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenir.

           Tüm bunların yanında yine de okul olgunluğunun oluşmasında en büyük pay ebeveynlere aittir. Her çocuk doğduktan sonra ihtiyaçlarını karşılayamaması, kendi işini yapamayacak olmasından dolayı bakıma muhtaçtır. Zamanla yürüyecek, üzerini-ayakkabısını giyecek, yemeğini yiyecek yetileri gelişir. Bunları yapabilmeye başladığı ilk andan itibaren çocuğa izin verilmeli ve eylemleri desteklenmelidir. Çocuk bir şeyleri yavaş yaparken sabretmeli ya da yanlış yaptığında doğrusunu gösterip tekrar yapmasına fırsat verilmelidir. Ebeveynlerin çocuklarının iyiliğini düşünerek ‘’O daha küçük yapamaz’’ düşüncesiyle hareket etmeleri maalesef çocuğun gelişimine ket vurur. Oturmaya başladığından itibaren çocuğun, yemek yerken aile bireyleriyle birlikte yemek saatinde aynı masada(mama sandalyesinde) bulunması gerekir ki bunun çocuk için anlamı ‘’ben bir bireyim’’ dir.   Çocuk yemeğin yarısını yerken yarısını döker, ayakkabılarını yanlış giyer, üzerini ters giyer,  ama en sonunda başarır. Bu sayade çocuk hata yapma lüksü olduğu ve hataların telafi edilebilir olduğu bilincine varır.  Eylemlerinin sorumluluğunun kendine ait olduğunu kavrar. Aksi taktirde aşırı koruyucu bir tutumla, ihtiyaçları anne babası tarafından karşılanmaya devam eden çocuk, her şeyi anne babasının bildiğini ve onlarsız bir şey yapacamayacağını sanacaktır. Ebeveynler tarafında da durum iç açıcı değildir, okul başladığı güne kadar izin verilmeyen, öğretilmeyen her şeyi çocuklardan yapmalarını beklerler. Çocukların kaygılarına birde onlarınki eklenir. Bu durumda zaten  çocukta var olan kaygıyı tetiklememek adına ebeveynlerin sakin, rahatlatıcı, kabullenici bir tutum sergilemeleri çocuğa, bu süreci kolaylaştırıcı bir ortam sunacaktır. Çocuk anne babasının yüzündeki endişeyi gördüğünde kendi olumsuz duygularının yersiz olmadığı kanısına varır, bu da çocuğun gelişiminde yaşantısını etkileyecek derin izler bırakabilir. ‘’Neden ağladığını anlatır mısın, niçin kortuğunu söyler misin?’’ gibi teşvik edici sorularla çocuğa kendini ve duygularını ifademe etme fırsatı verilmelidir. Sözcüklerle ifade edilemeyen türlü düşünceler, ağlama krizleri, öfke nöbetleri gibi sağlıksız yollarla dışa vurulur. Alınan cevaplara da  yine gerçekçi bir dille yanıt verilmelidir. Toplumumuzda en yaygın davranışlardan biri olan çocuk düştüğünde ‘’bir şey yok kalk, acımadı ki’’ demek yerine sakin bir üslupla‘’evet biliyorum şuan canın acıyor ama birazdan geçecek’’ yanıtını vermek doğru olandır. O yüzden ebeveynler okulla ilgili her türlü kaygıyı kabüllenici bir tutum ve gerçekçi bir dille çocuğuyla konuşmalı, çocuğun alışma ve öğrenme sürecine dahil olduğunu O’na hissettrilmelidir. Anne babasının bu destekleyici tutumu çocuğun kendine olan inancını ve güvenini tazeler, okulda yapılanların ilgiyle karşılanması motivasyonu artırır.
Anahtar Kelimeler: OKUYUCU, MEKTUBU

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    banner114
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129