Çözüm sürecinde 2.aşamaya geçildi

PKK 25 Nisan’da sınır dışına çekilmeye hazırlanıyor. PKK, Kandil'de uluslararası bir basın toplantısının ardından sınır dışına çekilme sürecine başlayacak. Sürecin yansımalarını Bolu halkına sorduk.

Çözüm sürecinde 2.aşamaya geçildi
 Haber; Duygu Kaya

 

PKK lideri Abdullah Öcalan ile Kandil'deki örgüt yöneticileri arasındaki mektuplaşmalarda rol alan BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı açıklamaya göre PKK 25 Nisan’da sınırlar dışına çekilecek. PKK’nın Türkiye’nin sınırlarından çekilmesinin resmi açıklaması Kandil’den yapılacak. Böylece Kürt sorununun çözümü konusunda ikinci aşamaya geçilecek. Sürecin neler getireceği bilinmez fakat Bolu Olay gazetesi olarak Bolulu’lardan sonuca yönelik öngörüler aldık. Genel olarak barış isteniyor fakat insanımız hala sürecin yönetimi konusunda fikir ayrılığına düşüyor.

 

 

“PKK Partileşerek İstediğini Başardı”

 

 

Durmuş Şahar\Fotoğrafçı

                                 Akil adamlar isminin yanlış olduğunu söylemek istiyorum bir kere. Bunlar halkın nabzını tutan kişiler değildir. Çözüm süreciyle ilgili içeriğin ne olduğu tam bilinmiyor. Şimdi sürece genel olarak baktığımızda halkın kaygısı toprak bütünlüğünün bölünmesi konusundadır. Ülke sınırlarının değişmesi ve devamında Erdoğan’ın gizli bir eşbaşkan olacağı kaygısını taşıyor insanlar. Bunlar netleşirse kaygı kalmaz, barışın sonucu netleşir. Örgüt yurtdışına çıkacak fakat tekrar silahlanma olasılığı da vardır. Nihai sonuç olmadan örgütün silah bırakacağını sanmıyorum. Silahları gömüp gitmekle olmaz. Şu anda PKK partileşti bana göre. Silahlı mücadelenin özünde şöyle bir durum vardır, örgüt önce silahlanır mücadelesini yürütür sonra partileşir. Aşama böyledir. Partileşme sürecinde kendi açılarından istediklerini alamazlarsa yine silaha sarılabilirler. PKK kendisi diyor, silahlı güçler bizim öz savunma gücümüzdür diye. PKK’nın uzantısı BDP de değildir aslında. Örneğin BDP PKK’ya danışmadan parlamentoya gidecek adayları seçemez. Keşke zamanında SHP’nin açıkladığı Kürt sorununun çözüm rotası uygulansaydı belki de bugün bu noktada olmazdık.

 

 

“AKP Seçim Yatırımı Yapıyor”

 

Şaban Ertozan\Emekli Öğretmen

                                     PKK ile barış yapılmaz. PKK yurtdışına çekilerek tam bir düzenli ordu oluşturacak. Silah bırakmadıktan sonra niye barış yapıyoruz. Aslında baştan hiç pazarlığa oturulmamalıydı. APO Kürt halkını ne kadar temsil ediyor ki pazarlığa oturuyorsunuz. Bu olanlar BOP’a giden yolun halkalarıdır. Burada bağımsız bir devlet kurulacağına inanmıyorum. ABD’nin güdümünde olacak bir bölge bağımsız mıdır? AKP resmen seçim yatırımı yapıyor. Genel seçimlerden önce de silahlar susmuştu hatırlarsanız sonra ne oldu gene başladı. Seçimlere kadar barış süreci olacak sonra çatışma devam edecek.

 

 

 

                                  “Artık Çözüm Süreci Şeffaflaştı”

 

 

Mehmet Emin Güz\Avukat

Bir süreden beri bazı çözüm aşamaları şeffaf yapılıyor. Bu hükümetle de sınırlı değildi aslında bunu Oslo görüşmelerinden de anladık. Bu dönemin özelliği daha şeffaf olmasıdır sadece. Böyle bir sürece şöyle bakmak lazım illa ki kan dökülerek mi çözüme ulaşacağız. Bizim devlet geleneğimizde müzakere vardır. Osmanlı’dan beri bu böyledir. Fakat genel olarak bir kavram karmaşası var. Üniter devlet yapısı anlayışı bir siyasi yönetim biçimidir. İttihat ve Terraki döneminde Ahmet Rıza ekolü İttihat ve Terrakiye hâkimdi. Prens Sabahattin hâkim olsaydı ademi merkeziyetçilik şeklinde olurdu yönetim. Yani devletler zaman zaman yönetim analamında değişiklik yapabilir. Atatürk’te başlangıçta parlamenter sisteme karşıydı ama ne oldu zaman içerisinde görüşü değişti ve parlamenter sisteme geçildi. Yarı Başkanlık sistemi sağlıklı değildir. Başkanlık sistemi otoriterlik olarak algılanıyor ama tam tersi daha demokratiktir. Türkiye’de eyalet sisteminin olması mümkündür. Daha rasyoneldir. Sürecin eleştirdiğim yönleri de var. Keşke AK Parti başlangıçta çözüm sürecine başlarken güvenlik sorunu olarak değerlendirip başlamaydı. Özgürleştirme, demokratikleşme sorunu olarak ele alınsaydı. Çünkü AKP’nin yapısı buna müsaitti, statükocu değildi, kimliklerin özgürlüğünden yanaydı. Toplumda şunu iyi görmek lazım herkes çözüm olsun istiyor. Bir başkasının çocuklarının üzerinden siyaset olmaz. Çözüm üretmemiz gerekir. MHP ve CHP büyük çoğunluk olarak çözüm ister. Fakat sürekli bir itiraz var. Endişeliler süreç kötüye gider diye. Öyleyse her 3 parti üzerine düşeni yapsın hiçbir şey kötüye gitmesin. Süreç baltalanmasın. Böyle bir süreçte yanlış adımlar atılacak TC ibaresinin kaldırılması gibi illa ki, provokasyonlar olacak, Fakat olanlara rağmen soğukkanlı olmak lazım. PKK’nın içinde de provokasyonlar var.30 yıldır yaşayan gayri resmi bir örgüt illa ki muhalefet edenler olacak. Bu konuda da iyimser olmalıyız. Bu süreç uzun bir süreç neler görüşüldüğünü tam anlamıyla bilmiyoruz. Birileri ben gidiyorum demiş bence olumlu bir gelişme. Dursa daha mı iyi?

Demokratik gelişmeler olsun istiyoruz bunu da silahları bırakarak gösterecekler tabi bunu da bekliyoruz. Bana göre Kürt halkı bu görüşmelerden şu kazancı sağlayacak. Bir sefer yerinden yönetimle her şey daha iyi olacak. Ben Prens Sabahattin Ekolü gibi düşünüyorum. Kürt halkı endişeli olabilir diyorlar ki bölücü örgüt halkın temsilcisi gibi hareket etti istediğini aldı ve çekiliyor. Böyle bakmayalım. Halk belli bir yaşam standardı istiyor, çocuklarını okula göndermek istiyor. O insanların başında bir terör belası vardı. Bu noktada güç sahibi olan PKK zaman içerisinde kendini meşrulaştırmak için çatıştı ve halkın üzerinde bir güç oldu. Şimdi gelinen süreçte örgütten bağımsız olarak halka özgürlükler verilecek. Örgüt yalnızlaşacak. Hükümet daha fazla güçlenecek örgüt karşısında. 10 yıldan beri demokratikleşme adımları atılsaydı belki bu noktalara gelinmezdi.

 

Güncelleme Tarihi: 24 Nisan 2013, 20:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER