“Cumhurbaşkanımızın haklılığı ortada, Dünya 5'ten büyüktür!“

AK Parti Milletvekili Ali Ercoşkun, TBMM Komisyon Başkanı olarak AİBPA'nın İstanbul'daki toplantısına ev sahipliği yaptı. Avrupa ve Afrika kıtasında bulunan 42 ülkenin temsilci parlamenterlerine seslenen Ercoşkun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adeta insanlığa ders veren "Dünya 5’ten büyüktür" söylemine arka çıkarak, "Birleşmiş Milletler çatısı altındaki Güvenlik Konseyi gibi karar organları sadece güçlülere hizmet eden kararlar alıyorlar. Biz, değerli Cumhurbaşkanımızın çok haklı ifadesi ile yüksek sesle 'Dünya 5’ten büyüktür' diyoruz. Son dönemde yaşananlar ve sahillere vuran çocuk bedenlerinin yürek burkan görüntüleri, Cumhurbaşkanımızın ne denli haklı olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

“Cumhurbaşkanımızın haklılığı ortada, Dünya 5'ten büyüktür!“

Ak Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun, Komisyon Başkanlığı'nı yaptığı Akdeniz İçin Birlik ve Parlamenter Asamblesi (AİBPA)'nin İstanbul'daki toplantısına ev sahipliği yaptı. Avrupa Birliği üyesi ülkeler yanı sıra Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerin temsilci parlamenterlerini Şişli'deki Hilton İstanbul Bosphorus Otel'de ağırlayan Ercoşkun, 10 Şubat Çarşamba günü saat 10.00'da düzenlenen toplantı öncesi, ulusal basın kuruluşlarına açıklamada bulundu.

 

ERCOŞKUN'DAN ULUSAL BASIN KURULUŞLARINA AÇIKLAMA

Ercoşkun, ABPA üyesi 42 ülkenin parlamenterleri ile yapılan toplantı öncesi otelde basın mensuplarının karşısına çıktı. TRT Haber ve Ülke TV kameralarına gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ercoşkun, Orta Doğu'daki mülteci sorununu ele alacakları toplantılarda, ayrıca göç sorununa çözüm arayacaklarını söyledi. Ercoşkun, kendisini ana haber bültenlerine taşıyan açıklamalarında, Orta Doğu'ya dair birbirinden çarpıcı değerlendirmelere imza attı.

 

"ÇOCUK BEDENLERİNİN SAHİLLERE VURMASINA ZORBA İDARELER YOL AÇMIŞTIR"

TBMM AİBPA Komisyon Başkanı Ercoşkun, ardından toplantı salonuna geçerek, toplantının açılış konuşmasını yaptı. Ercoşkun, "Yakın çevremizde çok büyük insanî trajedilerin yaşandığı şu zor dönemde, sorumluluğumuzun çok daha ağır hale geldiği ortadadır. Sahillere vuran çocuk bedenlerinin yürek burkan görüntülerinin, kendi sorumluluğumuzun ağırlığını daha iyi hissetmemizi sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Çevremizdeki bu trajedi, kendi kendine ortaya çıkmadı. Bunların, bölgemizdeki siyasî ve toplumsal şartların ve kimi zorba idarelerin yol açtığı büyük hadiseler olduğunun şuurundayız. Böylesi bir coğrafyada yaşamanın nimet ve külfeti, avantaj ve dezavantajları eşit ölçüde büyük. Şu sıralarda etrafımızda yaşanan vahim tablodan söz edildiğinde, ilk anda akla, daima, güney komşularımız geliyor. Karşı karşıya bulunduğumuz sorunlar sadece güney coğrafyamızla sınırlı değil, kuzeyimizde de sorunlar maalesef daha karmaşık bir hal almıştır. O nedenle, Akdeniz havzasındaki insani hareketliliğin, başka bir ifadeyle göç ve mülteci akınının istikrarlı ve sağlıklı bir çerçeveye kavuşturulması ve terörizmin ekonomik, sosyal ve eğitim alanlarına olumsuz yansımaları üzerinde görüş alışverişinde bulunmalıyız" dedi.

 

"ONLARIN SÖZLÜĞÜNDE, SULH, SELAMET VE BARIŞ KELİMELERİNİN YERİ YOK!"

Ercoşkun, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Bugünkü küresel ölçekte etkili ve egemen güçlerin dünyaya dayattıkları dış politika paradigması ya da zihniyetine hiçbir itirazda bulunmadan teslim olmamız, bize kabul ettirilmeye çalışılan uluslararası siyaset düşüncesi ya da felsefesini, sömürge ülkesi tavrı içinde aynen taklit edip benimsememiz beklenemez. Ne yazık ki günümüzde bazı uluslararası aktörler, askerî ve ekonomik  gücü ellerinde bulunduruyor olmanın bir sonucu olarak, uluslararası ilişkileri bir çatışma ya da savaş hali olarak tanımlıyorlar. Onların sözlüğünde sulh, selamet ve barış gibi kelimelerin çok fazla yeri yok. Böylece, diplomasiyi bir tür savaş olarak görüyor ve öyle yürütüyorlar. Savaş çıkartmaktan da çekinmiyorlar, çünkü onlara göre, savaş da bir tür diplomasi."

 

"ORTA DOĞU'DA ÇIKARLAR UĞRUNA KARGAŞA YARATIYORLAR"

Uluslararası siyaset arenasındaki açıklamalarında, adeta ders veren söylemlerde bulunan Ercoşkun, şunları söyledi: "Unutmamamız gereken bir başka husus da şudur: Bugünün dünyasında 'çıkar' ya da 'menfaat' kavramı kutsallaştırılmış, 'adalet' kavramı da gözden düşürülmüştür. Uluslararası ilişkilerde en çok kullanılan kavramlar, 'ulusal çıkar' ya da 'millî menfaat' kavramları haline geldi. Merhamet duygusunu geçtik, adalet kavramını hatırlayan var mı? Yok! Varsa yoksa 'menfaat'. Günümüzün hâkim güçleri, 'çıkar' kavramı ile tüm politikalarını meşru hale getirmeye çalışıyorlar. Hâlbuki bu, zulmün ta kendisidir.

Bu sömürge medeniyeti zihniyetinde 'zulüm' ve 'adalet' kavramı bir şey ifade etmiyor. Diyorlar ki: 'Ben şu operasyonu yapacağım, çünkü bunda ulusal çıkarım var.' Böylece, ulusal çıkarı var diye o politika meşru hale geliyor. Bu durum bugün yaşadığımız trajedilerin en büyük sebebidir. Çıkarcılık, çıkarlarını her şeyden üstün görmek bir birey için karakter düşüklüğü demekse, uluslar için de aynı anlamı ifade eder. 'Ulusal çıkar' diye bir kavram yerine 'ulusal hak' ya da 'millî haklar, millî hukuk' kavramının kullanılması gerektiği düşüncesindeyiz. Her milletin, kendi hakkının ve hukukunun takipçisi olması en doğal hakkıdır. Ama hak, çıkardan doğmaz. Çıkarın var diye, binlerce kilometre ötedeki coğrafyalara keyfî biçimde müdahale edemez, o ülkelerde karışıklık ve kargaşa çıkaramazsın. Ama bugün  Suriye'de, Irak'ta, Ukrayna'da, Filistin'de Gazze'de, Yemen'de, Libya'da hâkim güçlerinin yaptıkları kimi zaman tam da budur."

 

ERCOŞKUN, ULUSLARARASI ARENADA CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'I SAVUNDU

Ercoşkun, açıklamalarının sonunda, "Günümüzde uluslararası ilişkiler, maalesef bir çifte standartlar manzumesi haline dönmüş bulunuyor. 'Ulusal çıkar' kavramından düzmece hak üretenler için haklılığın kaynağı da 'güç'ten ibaret. Günümüz dünyası sözüm ona kurallarla yönetiliyor, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki Güvenlik Konseyi gibi karar organları var; fakat bunlar sonuca dikkatli bakıldığında, sadece güçlülere hizmet eden kararlar alıyorlar. Fakat bu noktada biz, değerli Cumhurbaşkanımızın çok haklı ifadesi ile yüksek sesle 'Dünya 5’ten büyüktür' diyoruz. Son dönemde yaşananlar ise bu sözün ne kadar doğru olduğunu bize kanıtlıyor. Medeniyetlerin beşiği olan bölgemizin tüm bu sorunların altından kalkacak güce ve potansiyele sahip olduğunu bir  kez daha ifade  ediyorum" ifadelerini kullandı.

Ercoşkun'un açıklamaları sonrası, toplantıda soru cevap bölümüne geçildi. AİBPA üyesi ülkelerin parlamenterleri toplantının bu bölümünde görüş alışverişinde bulundu. Ercoşkun başkanlığında ve ev sahipliğinde yapılan toplantının ilk bölümü çekilen aile fotoğrafının ardından tamamlandı. HABER MERKEZİ

 

Güncelleme Tarihi: 11 Şubat 2016, 18:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128