Damat Ferit benzetmesi

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, son günlerde yaşanan olaylara değinerek şok açıklamalarda bulundu. Özcan Damat Ferit benzetmesi yaparak, “Yani eminim Damat Ferit bile bu kadar taviz vermemişti. İktidarda kalabilme adına. Damat Ferit'in Türk tarihinde nasıl anıldığını herkes bilir, ben çok merak ediyorum 50 yıl sonra yazılacak olan Türk tarihinde veya Dünya tarihinde Recep Tayyip Erdoğan şu an onun konsülün de güdümünde olan adamı Başbakan Davutoğlu çapsız veya hırsız olarak anılmayacak. Bir de bunun yanında Vatan haini olarak anılma ihtimalleri de çok yüksek bu yaptıklarından sonra. Utanarak izliyorum şuan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak. Şaşırtıyor bunlar bizi, yönettiğiniz ülkeyi soydunuz. Bunu gördü toplum çok refleks gösterdi veya göstermedi. Ama yönettiğiniz ülkenin bölünmesine hizmet eden bir siyasal anlayış içersinde nasıl olur bu yöneticiler onu anlaya bilmek mümkün değil. Yönettiğiniz ülkeyi önce soydunuz, şimdi de böldüreceksiniz bu mantıkla” diye konuştu.

Damat Ferit benzetmesi
Haber: Kasım ŞAHİN – Semih BAYKAL

Son günlerde ülkemizde yaşanan olayları değerlendiren Özcan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Biz öteden beri söylüyoruz IŞİD'i biz terör  örgütü olarak görüyoruz. Türkiye'deki bütün siyasal partilerde aynı noktaya geldi. En sonunda AKP aynı noktaya geldi. Daha bayram öncesine kadar IŞİD' i unsur olarak görüyordu, terör örgütü olarak bile nitelendiremiyordu sayın Cumhurbaşkanı. Artık onlarda söylemde terör örgütü olarak demeye başladılar. Bugün IŞİD yapay bir terör örgütü, uluslararası güçlerin oluşturduğu bir terör örgütü. Belki de Türkiye'nin bilerek veya bilmeyerek yakın zamana kadar hükümet aracılığıyla silahlandırdığı destek verdiği terör örgütü, bugün bu terör örgütü sınırımıza kadar dayandı. Bugün ki sıkıntı nereden kaynaklanıyor. Hemen sınırımızda bulunan resmi adı Ayn El Arap ama bilinen adı Kobani olan şehri kuşatmasıyla gündeme geldi. Kobani' nin özelliği şu çok sayıda Kürt vatandaşı yaşıyor. Türkiye'deki Kürtlerin soydaş olarak gördüğü insanlar yaşıyor ve Kobani' deki vatandaşların bir özelliği daha var, Kobani' deki vatandaşların önemli bir kısmı Suriye vatandaşıdır. 1920'li yıllarda çıkan ayaklamalar sonucunda bir kısmı o bölgeye yerleşmiş olan Kürtlerin oluşturmuş olduğu bir nüfus var. Şimdi buraya kadar dayanmış, Türkiye buradaki insani görevini yapmış sınırdan geçmek isteyen insanları kabul etmiş, almış hatta araçlarını ve hayvanlarını da almış. Mağdur etmemeye çalışıyor insani görevini yapmaya çalışıyor. Ama bu Kobani' deki olayları bahane eden Türkiye' deki PKK yanlısı, terör örgütü yanlısı gruplar ve siyasal hareketler bunu sürekli su istimal ediyor. Yani siz oradaki insanların güvenliğini sağlamak için askerinizle, polisinizle Devlet olarak oradasınız, ama bunu yapmaya çalışan ve oradaki insanları kardeşim gibi görüyorum diyen insanları bunlara sahip çıkmaya çalışan askeri ve polisi taşlıyor” dedi.

 

TARİHİ BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ

 

Bunu bir kalkışma hareketine dönüştürmeye çalışıyor ve o yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin simgesi olan kurucu M. Kemal Atatürk'ün anıtlarına saldırıyorlar, okullara saldırıyorlar, kamu binalarına saldırıyorlar, askere ve polise saldırıyorlar ve bunun demokratik bir tepki olduğunu söyleyecek kadar da yüzsüzler. Bunu kabul edebilmek mümkün değil. T.C. Devletine uluslararası güçler aracılığıyla bunlar da yerli işbirlikçileri maalesef bunları yaşatanlar. Bir Ortadoğu'daki bir Arap baharını yaşatmaya çalışıyorlar. Belki de tarihi bir süreç yaşıyoruz. Önceki gün ki olaylar hiç hoş değildi. Sen neyi bahane ediyorsun da kime saldırıyorsun böyle bir şey olabilir mi.  Türkiye'yi Suriye'ye mi, Irak'a mı, Mısır’a mı çevirmek istiyorsun.  Ne yapmak istiyorsun, kime hizmet istiyorsun. Bunun cevabını vermesi lazım birinin. Ben biliyorum zaten cevabının ne olduğunu amaç karışıklık çıkarmak. Bugün doğuda ve güneydoğuda bazı şehirlerde yaşananlarla gezi eylemlerini kıyaslamaya kimsenin hakkı yoktur. İkisi birbirinden çok farklı şeylerdir. Birisi tüm Türkiye'de diktatörce uygulamalar, hükümete karşı bir tepkiydi. Ama bugün yaşananlar tamamen ülkeyi bölmeye, parçalamaya ve karıştırmaya dönük tepkilerdir.

 

GELENLERİN İÇİNDE AJAN VAR

 

İşleri de kolaylaştırdı hükümet uyguladığı politikalarla. Şu an Türkiye'de dün Cumhurbaşkanı'nın söylediğine göre 1milyon 700bin yabancı var. Bunun ne kadarı ajan o da belli değil. Ama bir kaç bin ajan olduğu söyleniyor. Bölge de MOSAD, Esad'ın Muhaberatı yaratığı gizli servis, Irak, CİA ve Rus ajanları var. Bakın dün orada gösteri yapan kalabalığa bir yerlerden ateş edildiği söyleniyor. Kimin ateş ettiği, kimin kime ateş ettiği bile belli değil. Ama burada insanların öldürülmesi, bu olayları çıkartmak isteyenlerin maalesef elini güçlendiriyor. Ben vatandaşlarımızdan sağ duyulu hareket etmelerini bekliyorum. İnşallah bu dışarıdan Türkiye' yi karıştırmak isteyenlerle içeri de onlara yardım ve yataklık eden işbirlikçiler başarıya ulaşamayacak.

 

BOP PROJELERİNİN PARÇALARI

 

Öteden beri söylüyoruz bu Büyük Ortadoğu projesi'nin parçaları. Amerika ve Batıda ki bir kaç ülke günlük hedefler koymuyor önlerine. Bunlar tamamen ekonomik faaliyetlerini öne koymuşlar, o bölgede ki yer altı zenginliklerini sömürebilmek için bu bölge de bir karışıklık yaratmak istiyorlar. Kimin kimi öldürdüğü onlar için önemli değil, onlar için daha çok çıkarları son derece önemli. Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Daha ben üniversitedeyken bu Ortadoğu projelerinin haritaları dağıtılıyordu.  Şu an Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan'a ben, arkadaşlarım, sayın genel başkanımız ve parti yöneticilerimiz sürekli uyarılarda bulundu. Ama daha Erdoğan ne olduğunu kavrayamadığı Büyük Ortadoğu projesinin eş Başkanı olduğunu söylüyordu, bir kaç yıl önceye kadar. Belki de anlamını kavrıyordu, Büyük Ortadoğu projesine destek vermek şartıyla Türkiye'de birileri tarafından iktidara gelmesine müsaade edildi. Bunu da ilerde tarih yazacak. Bu konuda da ilerede kaygılarımız kuşkularımız var.

 

BÖLÜNMÜŞ TÜRKİYE ÖZLEMİ ÇEKENLER VAR

 

Arap Baharını, Türk baharına çevirmek isteyen insanlar var. Bölünmüş bir Türkiye özlemi çeken insanlar var. Maalesef Türkiye'nin içinde de var bu insanlardan. Atatürk'ün Nutku'nu bugünlerde okuyunca 1920-30'lı yıllardaki Dünya'ya bakarak, bugünlere bakarak ne kadar da anlamlı sözler söylediğini bir kez daha idrak ediyorsunuz. Atatürk'ün Türkiye için ne kadar önemli olduğunu, bu ülkenin bölünmez bütünlüğü açısından Atatürk söylemlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş oluyorsunuz. Yani ne yapmaya çalıştığı belli değil hükümetin. Geçen hafta konuşamadık, bir teskere geldi. Biz hayır oyu kullandık. Çıkıyor şimdi hükümet buna HDP ile CHP aynı çizgide hayır oyu kullandılar. Ya arkadaş bu kadar topluma yalan söylenmez. HDP' nin hayır oyu kullanmasıyla, bizim hayır oyu kullanmamız arasında dağlar kadar fark var. HDP şunu söylemiyor, yabancı askerler Türkiye'ye gelmesin demiyor. Tam tersi gelsin istiyor. Onlar istiyor ki Türkiye bölgeye girmesin, ama bu bölgede ki YPG güçlerini, PKK uzantılarını silahlandırsın veya silahlandırılmasına aracılık etsin. Onlar diyorlar ki korkuları şu hayır demelerinin, yarın bir gün Suriye'nin kuzeyine, Irak’ın kuzeyine Türk askeri girerse, orada terör yanlısı uzantıların bazı kazanımları elden gidecek.

 

NEDEN TEZKEREYE HAYIR OYU VERDİK

 

Bunlar buna karşı. Biz bugüne kadar gelen teskereler evet dedik 2003 yılından bu yana 11 yıl geçti. O teskerelerin özelliği neydi, o teskereler PKK'ya karşı çıkarılmış teskerelerdir. Ulusal bütünlüğümüzü tehdit eden bölücü terör örgütünün yok edilmesine yönelik teskereler biz bunlara evet diyorduk. Ama bugün getirilen teskereye iki sebepten hayır diyoruz. Bir burada IŞİD veya PKK'ya dönük bir teskere değil bu teskere Esad rejimi devirmeye dönük bir teskeredir. Biz diyoruz ki biz Esad’ı sevmeyiz, hoşlanmayız, Esad'la dostluk kurmadık. Bodrumlarda tatil yapanlardan da olmadık. Ama her diktatörü devirmek Türkiye Cumhuriyeti'nin görevi değil. Yani biz Esad’ı devirmek için Mehmetçiğimizin şehit olmasına, Kanının akmasına göz yumacağız. Niye Böyle bir vebale ortak olacağız. Amaç IŞİD ve PKK ile mücadele değilse, terör örgütü ile mücadele değilse, başka bir ülkenin rejimini değiştirmeye yıkmaya dönük bir teskereyse biz buna evet diyemeyiz. İkinci gerekçemiz 2003 yılındaki gerekçemizle aynı yabancı unsurlara tamamen kapıları açıyor. 2003 yılından beri daha geniş yetkiler veriyor, bütün yabacı ülke askerleri Türkiye'ye gelebilir. Sınırlama ve ne kadar kalacakları ile ilgili sınırlama yok, Gemiler geçiş yapabilir, uçaklar gelebilir, tankları, topları gelebilir. Ne olacak peki bunlar geldi. Yarın bir gün Türkiye topraklarından ayrılmadılar, bu büyük bir sıkıntıdır. İkincisi zamanında 20 yıl önce bir çekiç güç oluşturuldu, bu çekiç güç sayesinde bölgede PKK palazlandı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başına ciddi şekilde dert oldu. Çünkü silah verdiler bunlara, ağır silah verdiler. Bugün aynı şeyi yaptılar. O bölgeden çıkarken, çekilirken, işleri bittikten sonra getirdikleri ağır silahların bir kısmını bizim yıllarca başıma bela olan PKK'ya bıraktılar. Ne olacak T.C. devletinin bundan ne kazanımı olabilir.

 

VATAN HAYİNİ ANILMA İHTİMALLERİ VAR

 

Yani eminim Damat Ferit bile bu kadar taviz vermemişti. İktidar da kalabilme adına. Damat Ferit'in Türk tarihinde nasıl anıldığını herkes bilir, ben çok merak ediyorum 50 yıl sonra yazılacak olan Türk tarihinde veya Dünya tarihinde Recep Tayyip Erdoğan şu an onun konsülün de, güdümünde olan adamı Başbakan Davutoğlu çapsız veya hırsız olarak anılmayacak. Bir de bunun yanında Vatan haini olarak anılma ihtimalleri de çok yüksek bu yaptıklarından sonra. Utanarak izliyorum şuan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak. Şaşırtıyor bunlar bizi, yönettiğiniz ülkeyi soydunuz. Bunu gördü toplum çok refleks gösterdi veya göstermedi. ama yönettiğiniz ülkenin bölünmesine hizmet eden bir siyasal anlayış içersinde nasıl olur bu yöneticiler onu anlaya bilmek mümkün değil. Yönettiğiniz ülkeyi önce soydunuz, şimdi de böldüreceksiniz bu mantıkla.  

Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2014, 10:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128