“Eğitim hakkı için tüm topluma çağrı yapıyoruz”

Eğitim Sen Bolu Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici yüz yüze eğitimle ilgili yaptığı açıklamada, “Okullar açılmadan önce fiziksel mesafe ve hijyen planlaması yapılmalıdır”dedi.

 “Eğitim hakkı için tüm topluma çağrı yapıyoruz”

Haber: Ceylan Beykoz

Eğitim Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim Sen) Bolu Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici,  21 Eylül itibariyle başlayacak olan 2020-2021 eğitim öğretim yılı ile ilgili açıklamalarda bulundu.  Dünya genelinde bütün eğitim kademelerinde bir buçuk milyarın üzerinde öğrencinin eğitim yaşantısının pandemiden kaynaklı olağan akışının dışına çıktığını, eğitim alanında da bir kriz yaşanmaya başlandığını ve geleneksel yüz yüze eğitim ortamlarından zorunlu olarak uzaklaşıldığını belirten Eğitim Sen Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici açıklamasında, “2020-2021 eğitim öğretim yılında okul öncesi ve birinci sınıf öğrencileri için yüz yüze gerçekleşecek eğitim seyreltilmiş olarak 21 Eylül tarihinde başlayacaktır. Diğer kademelerdeki eğitim “uzaktan eğitim” yolu ile sürdürülecektir. Eğitim sürecinde yaşanan zorunlu boşluk ‘uzaktan eğitim’ uygulamaları ile kapatmaya çalışılsa da, yaşanan sürecin eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler üzerindeki olumsuz etkileri artarak sürmektedir. Bugün okulların açılıp açılmaması ile ilgili yürütülen tartışmaları takip eden herkes, ülkemizde salgının geldiği aşamayı ve eğitim-öğretim süreçlerine yönelik olası etkilerini kaygıyla takip etmektedir. Eğitim Sen olarak sürecin başından itibaren eğitimin gerekli tedbirlerin alınarak bir an önce yüz yüze devam etmesi gerektiğini ısrarla vurgularken, salgının başlamasından 6 ay geçmesine rağmen hala her hangi bir somut tedbir alınmadığını görüyoruz. Yine; uzaktan eğitimin var olan eşitsizlikleri daha da derinleştireceğini, uzaktan eğitim araçlarına sahip olmayan, internet erişim sıkıntısı yaşayan öğrencilerimize uzaktan eğitimin çok uzak olduğunu ve eğitim hakkından mahrum olduklarını biliyoruz. UNİCEF’e göre her üç çocuktan biri uzaktan eğitime ulaşamıyor. EBA alt yapısının yetersizliği, içeriklerin uygunsuzluğu, uzaktan eğitime uyarlanmayışı ve hazırlıksızlık bu vahim tabloyu ortaya koyuyor maalesef” dedi.

“OKULLARIN TAM GÜVENLİ OLARAK AÇILMASINI VURGULAMAKTAYIZ”

Bu süreçte eşitsizliklerin derinleştiğni, eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkıp ayrıcalığa dönüştüğünü söyleyen Gezici açıklamasının devamında, “En büyük endişelerimizin birisi de okul terklerinin artmasıdır. Bu nedenle karar alıcıların algı yönetimi yapmasını değil süreci yönetecek irade göstermesini bekliyoruz. Yüz yüze eğitime geçilmesi için salgının belirli oranda bastırılması, sosyal hareketliliği azaltacak tedbirler almasını, okullarda sağlık riski oluşmasını engelleyecek gerekli tüm önlemlerin alınmasını ve okulların tam güvenli olarak açılması gerektiğini ısrarla vurgulamaktayız.  MEB, yaptığımız tüm uyarılara rağmen hala ne yüz yüze eğitim için ne de uzaktan eğitim için öğrenci ve velilerin endişelerini giderecek, güven verici somut bir adım atmamış ve açıklama yapmamıştır” diye konuştu. 

“UZAKTAN EĞİTİME ERİŞİMDE ÇOK CİDDİ SIKINTILAR YAŞANIYOR”

Bakanlığın okulların eğitim öğretime hazır hale getirilmesi konusunda sorumluluk almaktan kaçındığını belirten Gezici ayrıca şunları söyledi: “Bütün sorumluluğu eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve taahhütname ile velilerin üstüne yıkmak istemesini kabul etmediğimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Sağlıkla ilgili gerekli önlemlerin alınması için gerekli adımlar atılmadan, yeterli altyapı hazırlıkları yapılmadan, eğitimin güncel ihtiyaçları açısından ek bütçe talepleri yerine getirilmeden atılacak her adım, sadece eğitim emekçileri ve öğrencilerimiz açısından değil, tüm ülke açısından salgın riskinin daha da büyümesine neden olacaktır. Türkiye'de okulları açmayı planlarken, özel okul ve devlet okulları için farklı uygulamaların gündeme gelmesi, okullar ve öğrenciler arasındaki eşitsizliği daha da derinleştirecektir. Uzaktan eğitime erişimde çok ciddi sıkıntılar yaşanırken, öğrencilerin uzaktan eğitime erişimini sağlayacak hazırlıklar yapılmadan atılacak her adımın mevcut eşitsizliği daha da derinleştirmesi kaçınılmazdır. Bazı özel okullarda 8. ve 12. sınıflarda yüz yüze eğitime başlamıştır. Özel okullar yüz yüze eğitime geçerken, MEB’in gerekli hazırlıkları yaparak bunu başaramaması kabul etmek mümkün değildir. Okullaşma politikalarıyla veli ve öğrencilerin en fazla tercih ettiği akademik liselerin kapasitelerinin üzerinde öğrenci almak zorunda kaldığı, okullarda kütüphane ve labaratuvarların dahi derslik yapıldığı sınıf mevcutlarının 50 öğrencinin üstünde olduğu okullarımız mevcut. Yeni derslik ve okul ihtiyacı ortadayken, öğretmen açığı giderilmemişken seyreltilmiş sınıf uygulamasını nasıl yapacaksınız?”

 “FİZİKSEL MESAFE VE HİJYEN PLANLAMASI YAPILMALIDIR”

Okulların önemli bir bölümünde yardımcı personelin olmadığını ve temizlik sorunlarının çözülemediğini vurgulayan Gezici, “Okulların açılmasında 18 milyon öğrencinin yararını, fiziksel ve ruhsal durumunu, eğitim emekçilerinin ve velilerin endişelerini mutlaka göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu süreçte Eğitim Sen olarak önerilerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Öğrencilerin eğitim ve yaşam hakkı bir bütündür. Öğrencilerin, eğitim ve bilim emekçilerinin sağlığını, yaşamını güvenceye almadan eğitim hakkının güvenceye alınması mümkün değildir.  Öğrencilerin okula gelip giderken kullandıkları ulaşım araçları önemli oranda sağlık riski oluşturmaktadır. Bu riski ortadan kaldırmak için öğrencilerimiz ve bütün eğitim emekçileri için ücretsiz servis olanağı sağlanmalıdır. Okullar açılmadan önce fiziksel mesafe ve hijyen planlaması yapılmalıdır. Devlet okullarında bir sınıfta en fazla 12 öğrenci olacak şekilde düzenleme yapılmalıdır. Taşımalı eğitime son verilerek, köy okulları yeniden eğitime açılmalıdır. Atıl kamu binalarında düzenleme yapılarak buralardan derslikler oluşturulmalıdır. Okulların çoğunda temizlik ve hijyen sorunu yaşanmaktadır. Bütün eğitim kurumlarının maske, dezenfekten, temizlik ve hijyen malzemeleri ücretsiz karşılanmalıdır.  Okullarda temizlik ve hijyen işlerinde çalışacak personel açıkları kadrolu atama ile karşılanmalı,  hijyen ve salgınla mücadele konusunda eğitim almaları sağlanmalı ve salgına karşı koruyucu ekipmanla donatılmaları sağlanmalıdır. Bilim insanlarının önerileri doğrultusunda okulların yüz yüze açılmasına karar verilmesi durumunda eğitim emekçilerine ve öğrencilere ücretsiz test ve aşı yapılmadır. Uygun koşullar sağlandığında yüz yüze eğitim için önemli oranda öğretmen ihtiyacı olacaktır. Yeterli sayıda öğretmen ataması kadrolu, güvenceli olarak yapılmalıdır. Öğrencilerimize ve öğretmenlere uzaktan eğitim için gerekli internet, teknik destek, bilgisayar veya tablet ücretsiz olarak verilmelidir” ifadelerini kullandı.

“EĞİTİM HAKKI İÇİN TÜM TOPLUMA ÇAĞRI YAPIYORUZ”

Salgın sürecinde öğretmenlerin ekonomik sorunlarının baş gösterdiğini söyleyen Gezici son olarak ise şunları bildirdi: “Pandemi sürecinin ekonomik kriz koşullarını daha da derinleştirmesi, sadece sağlığımızı kaybetme riskini arttırmamış, aynı zamanda bizler açısından ciddi hak kayıplarını gündeme getirmiştir. Emeğimizin karşılığı olarak aldığımız maaşla geçimimizi sağlamamız her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Maaşlardaki erime, sadece son 10 yılda 9. derecenin 1. kademedeki bir öğretmenin maaşında dolar bazında 407 ABD Doları(3.044 TL),  altın bazında 7 çeyrek altın düzeyinde gerçekleşmiştir. Maaşlarımızda yaşanan bu gelir kaybı mutlaka ek zam yapılarak karşılanmalıdır. Maaşlarımızda yaşanan erime yetmiyormuş gibi, MEB’in eğitimin bütün yükünü öğretmenlere yıkmak istemesi, öğretmenleri fiilen ek ders alamaz hale getirmiştir. Üstelik uzaktan eğitimin bütün yükünü çeken öğretmenler dijital ortamda canlı ders anlatırken, yüz yüze eğitim sırasında yaptığı hazırlıktan çok daha fazlasını yaptığı düşünüldüğünde, öğretmenlerin emeğinin ısrarla görünmemesi ve sürekli değersizleştirilmesi kabul edilemez.  Bizler Türkiye’nin dört bir yanında fedakârca görev yapan öğretmenleri, eğitim ve bilim emekçileri olarak; mesleğine ve haklarına yönelik saldırılarla birlikte, Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerimizin başta sağlık hakkı olmak üzere tüm öğrencilerimizin kamusal eğitim hakkı için tüm topluma çağrı yapıyoruz. Yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen mesleğimize, ekmeğimize, geleceğimize ve öğrencilerimizin eğitim hakkına yönelik saldırılara, eşitsizliklere, hukuksuzluklara karşı eşit özgür ve onurlu bir gelecek mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Erdal Tanrıverdi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128