Evcil olsun olmasın Temas yoluyla hastalık geçebilir

Röportaj: Mehmet Engin Fotoğraflar: Volkan Yılmaz Bolu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bahadır Öztürk, veterinerliğin Türkiye’deki yeri, tarihçesi, büyük baş, küçük baş, kanatlı...

Evcil olsun olmasın Temas yoluyla hastalık geçebilir

Röportaj: Mehmet Engin

Fotoğraflar: Volkan Yılmaz

Bolu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bahadır Öztürk, veterinerliğin Türkiye’deki yeri, tarihçesi, büyük baş, küçük baş, kanatlı hayvanlar, evlerde baktığımız evcil hayvanlar ile ilgili bakım, hastalık, üretim, hayvanlarla ilgili sağlık ve aşılama gibi konulara değindi. İnsanlara bulaşıcı hastalıkları ve alınması gerekli önlemleri belirtti. Bolu Veteriner Odası’nın bu konularla ilgili yaptığı çalışmaları anlattı.

Bolu Olay Gazetesi olarak Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bahadır Öztürk ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi, oldukça bilgilendirici konuları kapsıyor. Öztürk’le söyleşimize, veterinerliğin tarihçesinden itibaren günümüze kadar olan gelişmeleri aktarıyoruz:

‘’Dünyanın İlk veteriner okulu 1761’de Fransa’nın Lyon kentinde Cloude Bourgelat tarafından açılmış ve 1762 ‘de eğitime başlayabilmiştir. Türkiye’de ilk veteriner okulu tam 80 yıl sonra (1842) Prusyalı Veteriner Hekim Godlewsky tarafından İstanbul’da açılmıştır. (Askeri Veteriner Okulu). Bunun ardından 1889’da ilk sivil Veteriner Okulu olan halkalı öğrenime açılmıştır. Şu anda ise 24 adet Veteriner Fakültesi mevcut olup 5 yıllık eğitimden sonra mezun vermektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) 6343 sayılı ‘’Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına,Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun ‘’ ile 1954 yılında teşekkül etmiş, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur. TVHB Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icra eden yaklaşık 30.000 Veteriner Hekimi temsil etmektedir. TVHB’ne bağlı ve Türkiye sathına yayılmış 55 il ya da bölge Veteriner Hekimler Odası bulunmaktadır. Bolu Bölgesi Veteriner Hekimler Odası da bölgemizde bu amaçla oluşturulmuş bir kuruluştur.’’

Sayın Öztürk, Bolu Veteriner  Hekimleri Odası çalışmaları ile ilgili bilgiler verir misiniz?

‘’Odamız Ankara’da bulunan Veterinerler Konseyi’ne bağlıdır. 1992 yılında ilk olarak Bolu Belediyesi Veteriner Hekimler Odası adında kurulmuştur. Önceden Düzce ve Bolu birdi ama geçen sene Düzce ayrılarak yeni bir veterinerler odası kuruldu. Düzce ayrılmadan önce yaklaşık 260’a yakın üyemiz vardı şimdi ise 210 üyemiz bulunmaktadır. Etkinlik olarak da biz her yıl serbest meslektaşlarım veya özel sektörde çalışan meslektaşlarım asgari ücret tarifeleri belirliyoruz. Onların bir sıkıntıları olduğunda sıkıntılarını sorunlarını çözmek için uğraş veriyoruz. Hatta bakanlıkta mesleğimizle ilgili Avrupa Birliği uyum çerçevesinde çalışmalar var ve bu mesleğin etkin bir şekilde resmi kurumlarda da yer almasına yönelik çalışıyoruz. Özel çalışan veterinerlerin daha çok yetkilendirilmesini istiyoruz. Bu yetkilendirme hem devletin yükünü hafifletecek hem de özel sektörde çalışanları biraz daha aktif hale getirecek. Bu amaç doğrultusunda konseyde bütün odalar olarak toplanıp bir istişare oluşturduk ve bu istişare doğrultusunda isteklerimizi ilettik konsey de bakanlığa iletiyor. Buna ek olarak yine bakanlıkla ilgili damızlık kuluçka işletmeleri yönetmeliği, hayvancılık işletmeciliği yönetmeliğine yönelik çalışmalar oluyor ve bu çalışmalarda da aktif olarak bulunuyoruz. Bir karar yasa çıkarken etkin olmaya çalışıyoruz. ‘’

Veterinerlik konusunda halkımız yeterince bilgili mi veya bilgilendirmeler yapılıyor mu?

‘’Aslına bakarsanız veteriner hekimlik konusunda halkımız yeterince bilgili değil. Bizimde mesleki olarak bazı eksikliklerimiz var tabi, kendimizi tanıtmada iletişimde sorunlarımız var. Kendimizi yeterince tanıtamıyoruz. Biz de bu sorunu aşabilmek için kendimizi bilimsel açıdan iletişim konusunda geliştirerek sorunları aşmaya çalışıyoruz. Kedi - köpek gibi evcil hayvanların sahipleri bilinçli, fakat özellikle büyükbaş hayvan ve diğer yetiştiriciler bu konuda çok eksikler. Çünkü sadece sahip oldukları hayvan hasta olunca gelip veterinere danışıyorlar. Halbuki hastalık öncesi yapılması gereken birçok işlem var. Bu işlemlerin hepsi yapılmış olsa hem onlar için hayvancılık daha kazançlı bir hale gelecek hem de biz veteriner hekimlerin hayvan sağlığı üzerindeki etkinliği artacak.  Çünkü hayvan hastalandıktan sonra işler daha zor bir hale geliyor. Kurtulabilir hastalıklar var belki ama kurtulma şansı olmayan hastalıklar da var. Bunların yanında bir de gizli seyreden hastalıklar var. Özellikle büyükbaş ve küçükbaş diye adlandırdığımız koyun, keçi gibi hayvanlarda olan Brusella hastalığı var ki, hayvandan insana geçebiliyor ve zararlar verebiliyor. Örneğin hamile bayanlarda düşük olmasına sebep olabiliyor. Son dönemde aşıları yapıldı, çünkü çiğ sütten de hastalık bulaşabiliyor. Ayrıca temas yolu ile geçebilir.’’

Toplumu bilinçlendirmek için çeşitli dönemlerde herhangi bir etkinlik yapıyor musunuz?

‘’Bilinçlendirmek için yaklaşık 2 ay önce Abant İzzet Baysal Üniversitesinde bir seminer yaptık. Hastalıklarla ilgili değil de besleme üzerine bir bilgilendirme yaptık. Broşürler hazırlıyoruz. Özellikle kuş gribi döneminde hazırladık. Yine yapacağız hem hastalıklar üzerine hem de besleme üzerine bir broşür hazırlayacağız bunun üzerine çalışmalar yapmaktayız. Gizli hastalıklar var mesela tüberküloz hastalığı hayvandan insana geçen bir hastalıktır. Bunlar tüberküloz testleri ile test ediliyor ve şartlı kesime sevk ediliyor. Çünkü ısısal bir işlem gördüğü zaman bakteriler ölüyor.Ama çiğ iken temas halinde zarar verir. Hayvanlardan insanlara geçen bir sürü parazit var hastalık var ve bunlar çok önemli hastalıklardır. Hem sağlık Bakanlığı hem de gıda tarım ve hayvancılık Bakanlığı tarafından sürekli takip edilmesi ve sık sık kontrol edilmesi gerekiyor.’’

Biraz da sizi tanıyalım bize kendinizi tanıtır mısınız?

‘’Ben liseyi Bolu’da bitirdim. Üniversite eğitimimi de Uludağ Üniversitesi’nde 1994 yılında tamamladım. Mezun olduktan sonra Tarım Bakanlığı bünyesinde 1 yıl kadar görev yaptım. Daha sonra askerlik görevimi yerine getirdim ve askerden döndükten sonra da özel sektörde çalışma hayatıma devam etmeye başladım.  Kanatlı hayvanlar üzerinde çalıştım ve hala devam etmekteyim.’’

Veterinerler Odası Başkanlığı göreviniz ne zaman başladı?

‘’Daha önceki başkan arkadaşımız milletvekilliği için istifa etti, onun yerine ben geçtim. Daha sonrasında bu yıl bir seçim yaptık ve ben tekrar aday oldum ve tekrar başkanlığa seçildim. Benim burada farklı bir hedefim yok, sadece mesleki olarak neler yapabiliriz, hangi alanda faydalı olabilirim bunları düşünüyorum. Bütün meslektaşlarımla ve de üst konseyle de aynı çerçevede ikili ilişkileri sürdürmeye çalışıyorum. Bakanlıkla da iletişim içinde olmamız gerekiyor, ben de yapmam gereken neyse onu elimden geldiğince yapıyorum. Her türlü projeye de açığız, hatta Abant İzzet Baysal Üniversitesi ile birlikte Avrupa Birliği destekleme projeleri, bilimsel ve eğitim gezileri var ve bununla ilgili projelerimiz var, eğer bunlar gerçekleşirse güzel olacak diye düşünüyorum. Ayrıca hastalıklar ile ilgili bir proje vardı ve büyükbaş hayvanlarda bu yapıldı. Bildiğiniz üzere büyükbaş hayvanlarda Botilismus hastalığı vardı ve bu hastalık üzerine bir çalışma yapıldı. Biz de şimdi kanatlı hayvanların solunum sorunu ile ilgili bir proje yapılmasını önerdik ve bu projeyi Ankara Üniversitesi hocalarından Prof. Dr. Mehmet Akan ile birlikte yapmayı düşünüyoruz. Eğer bu proje gerçekleşirse, bu doğrultuda ürün kayıp oranını %  2 oranında bile azaltsak bunun ekonomiye katkısı çok büyük olur çünkü çok büyük paralar tutuyor. ‘’

Geçenlerde ulusal basında kanatlı hayvanlarla ilgili bazı haberler çıktı. Örneğin 17 günde civciv tavuk oluyor kesiliyor ve vatandaş yiyor ve eğer hiçbir işlem yapılmazsa hayvan tümör yüzünden 45 gün sonra ölüyor. Bu doğru mu bunu bize açıklar mısınız?

 ‘’Kesinlikle öyle bir şey yok. Aslına bakarsanız doğa insana bütün ipuçlarını veriyor. Kanatlı sektöründe de öyledir. Normal köyde yetiştirdiğimiz tavuk kuluçka da taklit edilmiştir. Tavuğun kuluçka döneminde yaptığı işlemleri gözlemlerseniz şu an ki mevcut kuluçkalarda aynen onun taklididir. Artık hayvan seçilirken eskiden biliyorsunuz yerli sığırlar vardı ama artık montofon inekler var, et yönünden yüksek verime sahip inekler ve Holstein  yani Hollanda ineği dediğimiz, süt verimi yüksek inekler vardır. Tavukçulukta da aynı durum söz konusudur. Yumurta verimi yüksek olan ana babadan çıkan erkek ile yine yumurta verimi yüksek olan ana babadan çıkan dişiyi aile yapıp çiftleştirme yapılıyor ve bu şekilde bir popülasyon oluşturuluyor. Aynı şekilde et verimi yüksek olanlarda da aynı işlemler yapılıyor. Artık bizim ülkemizde de et verimi yüksek olan bir tavuk üretimi olmalı ama ne yazık ki yok. Son zamanlarda yumurta verimi yönünden yüksek olan bir cins geliştirildi, fakat et yönünden böyle bir çalışma bulunmamaktadır. Yurt dışından ithalatın olmadığı anda üretim biter. Ayrıca hem büyükbaşlarda hem de kanatlı hayvanlarda birçok aşı yurtdışından geliyor. Bu bizim için çok büyük bir kayıptır. Aslında biz burada bu aşıları üretebiliriz. Bu konuda devletin veya özel sektörün bir öncülük yapması gerekmektedir. Çünkü ülkemizde virüs var, fakat aşısı bulunmamaktadır. Ayrıca yurt dışından gelen aşılar bazen işe yarayamayabiliyor. Örneğin bronşitte büyük sıkıntı yaşamaktayız. Bronşit aşısı burada tutmuyor ve bu yüzden hayvanlarda kayıplar oluyor. Daha önce aşı üretimi için çalışmalar vardı ve üretimi de yapılıyordu ama biz var olanı da kapattık, tamamen yurtdışına bağımlı olmuş durumdayız.’’

Bahadır Bey şu an ilimizde bulunan büyükbaş, küçükbaş yani hayvan sayıları ne kadardır acaba?,

‘’Büyükbaş hayvan olarak Bolu’da resmi kayıtlarımızda 127.000 adet, küçükbaş 112.000 adet, kanatlı etlik piliç 34 milyon adet, yıllık damızlık kanatlı da 2 milyon 400 bin adet vardır. Küçümsenmeyecek rakamlardır bunlar.’’

Bolu’da hayvan hastanesi var mı peki? Acil bir durumda nasıl müdahale ediliyor?

‘’Bolu’da hayvan hastanesi bulunmamaktadır. Ama serbest piyasada arkadaşlar var, onların küçük hayvanları steril ortamlarda muayene ve ameliyat edebilecekleri muayenehaneleri var ve buralarda yapılıyor. Ama büyük hayvanların muayeneleri ve ameliyatları ahırlarda yapılıyor. Mesela bazen doğum güç oluyor gerçekleşmiyor sezaryen ameliyatı yapmak zorunda kalıyoruz ve bu durumlarda ahırın bir köşesinde steril ortamlar hazırlanarak ameliyatlar gerçekleştiriliyor. Ayrıca bu şekilde ki doğum sıralarında rahmin dışarı çıkması gibi bir durumla karşılaşabiliyoruz bu durumlarda da aynı şekilde ortam hazırlanarak ameliyat gerçekleştiriliyor rahim yerine koyuluyor ve gerekirse arkasına dikiş atılıyor.’’

Vatandaşımızın acil durumlarda ulaşabileceği herhangi bir numara var mı veya acil durumlarda ne yapabilir?

‘’Ulaşması gerektiğinde zaten bütün veterinerlerin numaraları var ama eğer bu şekilde de kimseye ulaşamazlarsa oda yönetimine ulaşırlar bizde onlara bir arkadaşımızı yönlendiririz. Oda numaramız 0374 215 35 74 bu numaradan istedikleri zaman bizlere ulaşabilirler. ‘’

Önümüz bahar ve bu dönemde ortaya çıkan kırım Kongo olayı var. İlimizde daha önceki dönemlerde bu şekilde olaylar görüldü ve siz bu konu hakkında neler önerirsiniz?

‘’Öncelikle kenelerin zararlı ve zararsız olanları var ama sizin bunu anlamız zordur. O yüzden yapılması gereken kesinlikle keneye dokunmadan doğrudan hastaneye gidilmesi gerekir. Açık alanlarda özellikle hayvanların olduğu alanlarda geziliyorsa buralarda tedbirler alarak gezilmesi gerekmektedir. Ayrıca bununla ilgili özellikle halkın yoğun olduğu alanlarda yani piknik alanlarında yaz ayları içinde ilaçlamalar yapılıyor ve bu ilaçlamalar yapıldığı sürece çok fazla problem olacağını düşünmüyorum.’’

Yazın çok fazla sinek var. ilimizde de güvercin biti diye bir tür var ve bunlar tavuk kümesleri ile ilgili midir?

‘’Öncelikle şunu belirtiyim tavuk üretim alanlarında kesinlikle bit - pire olmaz. Ama güvercinlerde bazen olabiliyor. Ayrıca etrafta başıboş hayvanlar olduğu sürece bit oluyor ve o hayvanlardan dolayı etrafa dağılıyor. Ayrıca evcil hayvanlar, kedi - köpek sahipleri için şunu da belirtmek isterim. Çünkü insanlar kışın bit - pire olmaz diye düşünüyorlar ama bunun yaz  - kış takip edilmesi gerekmektedir.

Aslında Türkiye’ye ait herhangi bir suç bulunmadı. Çünkü bütün hastalıklar dışarıdan göçmen kuşlarla ülkemize gelmiş bulunmaktadır.  Çünkü ülkemiz, kıtaları bağlayan bir köprü vasıtası gördüğü için kuşlar hastalık getirebiliyor. Ben bir de şunu eklemek istiyorum. İlimizin içinde tavuk kokuyor diyorlar. Ama bildiğiniz üzere Bolu’da güvercinler bayağı bir yoğun, onların da gübresi kokuyor. Yani kokan aslına bakarsanız güvercinler, tavuk kokusu değildir.’’

Son bir soru olarak yerleşim alanı içinde tavuk kümesleri vardı ve vatandaş bu durumdan çok şikayetçi bu kümesler kapatılamaz mı acaba?

‘’Öncelikle belirteyim ki o kümesler şehir merkezinde değildi. Şehirleşme arttıkça o kümesler de yerleşim alanları içinde kaldı. Şu an da yerleşim alanı içinde kümes kalmadı, hepsi kaldırıldı. Salıbeyler’de büyük bir kümes vardı ve Dodurga’da bir kümes vardı, hepsi kapatıldı. Ayrıca Belediye çevre planı düzeni oluşturdu ve yerleşim alanlarının 25 km yakınına kümes yapılamıyor. ‘’

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER