Gürsoy’ dan” İsmail Cem’lik” tespit!

Eski dışişleri ve kültür bakanlarından İsmail Cem’in 70’li yılların başında kaleme aldığı “Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi” kitabının sonundaki tespit “ Türkiye’nin geri kalan değil geri bıraktırılan bir ülke “olduğu iddiasına dayanır. Bu tespit Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vurmuş ve önemli tartışmalara yol açmıştı. Cem’in 40 yıl önce yaptığı tespit dün AK Partili İl genel meclis üyesi Mustafa Nuri Gürsoy tarafından bir kez daha doğrulandı.

Gürsoy’ dan” İsmail Cem’lik” tespit!
 Bolu İl genel Meclisinin Haziran ayı birinci oturumunda AK Partili il genel meclis üyesi Mustafa Nuri Gürsoy geçtiğimiz ay gittiği Japonya geziyle ilgili izlenimlerini anlattı. Japonya halkının yaşam alanlarına çok duyarlı olduğunu söyleyen Gürsoy, Türk köylüsünün yaşam standartları açısından Japon köylüsünden çok daha üstün olduğunu söyledi.

 

 

“Türkiye’nin niye geri bıraktırıldığını çok daha iyi anlıyorum”

 

Aynı şeyi otoyollar ve altyapı noktasında söylemesinin zor olduğunu vurgulayan Gürsoy; “ Maalesef ülkemizin bu konuda bir hayli eksiği var. Bu yüzden Japonya’yı takdir etmemek mümkün değil. Japonya gibi ülkelerin Yol ve altyapı çalışmalarına baktığımda Türkiye’nin niye geri kaldığını ya da geri bıraktırıldığını çok daha iyi anlıyorum” dedi. Gürsoy; “Ak Parti hükümetinin son 10 yıldaki çalışmaları bu konuda eksikliklerimizi giderecek ve çok büyük adımların atıldığı çalışmalar olmuştur” biçiminde konuştu.

 

Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi”nden...

Türkiye, öteki geri kalmış ülkelerle kıyaslanmayacak kadar köklü bir kültüre, tarihe, devlet geleneğine sahiptir; stratejik öneminden folklor çeşitliliğine uzanan ayrıcalıkları, bölgesel bir liderliğin potansiyel gücü, kalkınmanın insan ve kaynak şeklindeki hammaddeleri vardır. Ve bütün bu özelliklerine, 200 yıllık çabalarına rağmen Türkiye, geri kalmışlığı aşamamış bir ülkedir. Temeldeki bozukluğun, 600 yıllık tarihin ve günümüzdeki genel durumun incelenmesi sonucunda ortaya şöyle bir gerçek çıkmaktadır: Türkiye'nin asıl meselesi kalkınmayı sağlayacak birikimlerin yokluğu değil, yanlış yönde ve biçimde, kalkınmaya önder olamayacak sınıf ve zümrelerin önderliğinde kullanılmış olmasıdır. Birikimleri harekete geçirecek dinamiklerin yeterli olmayışıdır... Türkiye'de bin yıllık bir kültürün süzgecinden geçmiş insan birikimi de vardır, hatta sermaye de. Mesele bunların yanlış kullanılmasından, ya da hiç kullanılmamasından doğuyor. Yani un da vardır, yağ da vardır, şeker de. Ancak, helvanın yapılması için uygulanan tarif hatalıdır..



 

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2013, 21:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128