HAYAT BİR GOFRETE BENZER !

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan Yazı...

HAYAT BİR GOFRETE BENZER !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Beklemekten hoşlanır mısınız? Diye bir soru sorsam. Her halde çoğu kişinin cevabı hiç hoşlanmam olur. Aslında bu cevap bile bizim ne kadar aceleci olduğu ve hayattan keyif alamadığını gösterir. Hâlbuki bence beklemek tadını çıkara çıkara yaşamanın ta kendisidir.

Düşünün sizin bir bebeğiniz oluyor önce doğumunu beklersiniz. Ah bir doğsa diye acele edersiniz Sonra ah bir yürüse dersiniz. Çocuk yürür sonra koşsa dersiniz. Sonra ah bir okula başlasa diye acele edersiniz. Okul hayatı biter. Ah bir iş bulsa evlense diye acele edersiniz Hatta evlenir evlenmez çocuk yapın diye ısrar edersiniz evli çiftin üstünde baskı kurarsınız.

Şimdi bazıları gülümseyerek Onur sen bizi yazmışsın diyebilir.” Ancak ülkemizde insanların çoğu böyle davranır. Hep acele ederler beklemeyi de hiç sevmezler. Tamam, belki günümüzün şartları hızlı olmayı gerektiriyor ancak unutulan bir şey var. Hayatı hızlı yaşarsak yapılacak işleri hızlıca bitirirsek yaptığımız şeylerden keyif almazsak yaşamanın ne anlamı kalır. Unutmayın hayat aceleye gelmez.

Bunlar nerden mi çıktı. Hemen anlatayım.

Geçtiğimiz günlerde televizyon kanalların karıştırırken “ Gelecek geliyor” isimli bir programa denk geldim. Orada Birol Güven almış karşısına 2 uzmanı gelecekte şöyle olacak. Gelecekte böyle olacak. Birçok işi robotlar ve yapay zekâ yapacak x kuşağı bizim gibi günün 8 saati çalışmayacak diyordu. Çünkü x kuşağı dediğimiz yeni nesil her şeyi kısa sürede halletmeyi seviyor. Mesela gelecekte sinema filmleri bile 40 dakika olabilir 120 dakika x kuşağını sinemada tutamayız diyorlardı.

Bunun üzerine futbol karşılaşmalarının bile süresinin 90 dakikadan 45 dakikaya indirilmesinin tartışıldığını duydum. Kendi kendime ya ne oluyor. “Bu acelemiz ne en sevilen aktivitelerin bile süresini kısaltmaktan bahsediyoruz. Neymiş kendimize daha çok vakit kalacakmış. Neymiş daha az çalışacakmışız. Sanki biz çok çalışan çok üreten bir ülkeyiz çok yoruluyoruz da daha az çalışacakmışız”

Bilemiyorum ama ben şahsen çalışmaktan ve üretmekten mutlu olan bir insanım ayrıca futbol, sinema ve tiyatro gibi aktiviteleri izlemeyi severim. Aynı şekilde sevdiğim bir şeyi ya da birini beklemeyi de severim. Çünkü bilirim bazı güzel şeyler sabırla beklersek ve beklerken de olması için çaba harcarsak olur. Ayrıca yaşadığımız salgın günlerinde kendimize vakit ayırmanın ne olduğunu gördük evlerde insanlar sıkıntıdan patladı.

Durum böyleyken bizim gelecek nesillere bir şeyleri kısaltmayı değil her şeyden keyif almayı, hızlı yaşamayı ve sadece tüketmeyi değil, bir şeyler üretmeyi ve mutlu olmayı öğretmemiz gerek. Bakın bu anlatmaya çalıştığım şey her insan için önemlidir ancak engellenen bireyler için daha da önemlidir. Çünkü bazı engellenen bireyler evde hiçbir şey üretmeden ben engelliyim yapamam diyerek üretmeye çabalamadan günlerini geçiriyor ve yaşamdan tat alamıyor.

Aileleri de hızlı yaşamaktan bu arkadaşlarımızla ilgilenmeyi onlarla kaliteli zaman geçirmeyi ihmal ediyor. Durum böyle olunca içine kapalı sabahtan akşama kadar evde oturan televizyonda gündüz kuşağı programlarını izleyen yaşadığı andan keyif almayan insanlar ortaya çıkıyor. Laf aramızda televizyonlardaki gündüz kuşağı programlarını izleyip psikolojisi sağlam insan olamaz neyse bu ayrı bir konu hiç girmeyeli çıkamayız.

Bakın arkadaşlar yaşadığımız hayatı bir çikolatalı gofrete benzetirsek o gofretin her lokmasından tat ve keyif almalıyız. Asla bitirmek için acele etmemeliyiz. Çünkü zaten bir gün o gofret bitecektir. Önemli olan gofreti yerken her lokmasından tat almak ve mutlu olmaktır. Bunu da ancak yaptığımız her şeyden keyif alırsak bir şeyler üretip mutlu olursak başarabiliriz.

Yazan - Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber - Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan Yazılar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128