HİÇBİR ŞEYE ŞAŞIRMIYORUZ ARTIK...

Faruk ÇİDEM yazdı...

 HİÇBİR ŞEYE ŞAŞIRMIYORUZ ARTIK...

Uzun zamandır olan biten çoğu şeye şaşırmıyoruz artık. Sokakta göz önünde öldürülen insana, babasının tecavüzüne uğrayan çocuğa, tüm dünyayı dolaştıktan sonra Türkiye’ye geldiğinde emniyet şeridinde bisikletiyle giderken arkasından çarpan arabayla ölen turiste, serseri kurşunla hayatını kaybedenlere... Kısacası kötü olan ne varsa artık çok normal Türkiye’de...

Nafile kalan sözlerimizden sonra kendi içimize kapanıp, ‘yok arkadaş ya olmayacak bu iş’ dememek için öfkelensek de alıştırılmış insanlar sarıyor etrafımızı. Dağıttıkça toplanan yürüyen ölüler damarlarında dolaşan kanın kendileri için yaşam anlamı taşıdığının farkına varamıyorlar. Yaşamıyor olmak o kadar kolay bir hale gelmiş ki, her an ölmediğimize yada özgürlüğümüzün alınmadığına şaşırmıyoruz.

Şaşırmıyor olmamızın sebebi de alıştırılıyor olmamız. ABD’nin Irak işgaline başladığı günlerde sokakta her beş kişiden birisinin lanet okuduğu günlerden kısa süre sonra adı bile anılmaz olmuştu ölen insanların. Televizyon kanallarının her birisi dakikalarca ve bütün haber saatlerinde aynı ölüleri tekrar tekrar gösterip acıya alıştırmıştı büyük çoğunluğu. Şimdi hangimiz bir gazetecinin yazdıklarından dolayı hapis cezası aldığında ‘hadi yaaa bu kadar da olur mu?’ diyoruz?

Bugün de alıştırıla alıştırıla geldik 2015’e... önümüzde bir genel seçim var... Kimine göre son seçim olacak, kimine göre mevcut iktidar kazanırsa sonumuz olacak. Kim ne derse desin bu ülkede son sözü sokakta kavga edenler söyleyecek olsa da önümüzdeki sorun çok daha büyük.

“Çalıyorlar ama hizmet de yapıyorlar” diyerek bir siyasi partiyi savunabilen yüzlerce insanla karşılaştım. İnsanlar hırsızlığın kötü bir şey olmadığına alıştırıldılar. “Kısa etek giymeseydi ölmezdi” diyerek bir katili savunabilecek kadar kötülüğe alıştırılmış ‘insancıklar’ topluluğumuz da var. Çürümeye bırakılmış armutlar topluluğu oluşturulmuş bir ülkede iktidarlar yıkılır, iktidarlar kurulur, seçimler gelir geçer ama çürük armutlar nasıl tekrar sağlıklı hale getirilir üstüne düşünmek lazım.

“Bunlar bir gitsin de her şey düzelir” kolaycılığı ile de olacak iş değil. 10 yıldan fazla süredir insan mühendisliği yapılan bu topraklarda gidenin izlerini silmek için izlerin üstüne toz serpmek çare olmayacak. O izleri hafızalardan silecek bir alt üst oluşun ilk adımlarını atacak cesur insanlara ihtiyacımız var.

Meczubun birisi soruyor “hocam mastürbasyon yapıyorum elim hamile kalır mı?

Kendisine hoca diyen diğer meczup da cevap veriyor “evet, mastürbasyon yapanın eli hamile kalır... öbür tarafta ondan hesap sorar...”

Asıl üstesinden gelinmesi gereken şeyin ne olduğunu anlatan en güzel örnek yukarıda yazdığım diyalog. Akıl sağlığı yitirtilmiş binlerce insanın ya kurtarılması gerekiyor yada kendilerine yeni bozuk akıllar yaratmamaları için yaşatılmamaları gerekiyor.

Bence de yaklaşık 10 gün kalan genel seçimlerin önemi her zamankinden çok daha fazla. Bir dönemeç olmadığını söylemek Türkiye’nin geçirdiği evreleri hiç anlayamamış olmak demek. Tek çare meclis demiyorum ama meclis bu ülkede kurulu hale gelmek üzere olan ahlaksızlığın, yolsuzluğun, hırsızlığın kayıt altına alındığı ilk yer.

Söylemek istediğim bir yerden başlamak gerekiyor... Biteceği yer kesinlikle meclis olmayacaktır zaten.

SAYGILARIMLA...

Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2015, 18:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128