seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

İka, depremi yaşadığı anısıyla andı

12 Kasım 1999 yılında gerçekleşen Düzce ve Bolu Depremleri buruk bir şekilde anıldı. Necip Fazıl Kültür Merkezinde düzenlenen anma toplantısında bir konuşma yapan Belediye Başkan Vekili Hüseyin İka hatırlamayı çok az arzu ettiğimiz ama asla akıllarımızdan çıkmaması gereken depremin yıldönümünde bir arada olduklarını belirterek;

İka, depremi yaşadığı anısıyla andı
“Bu depremde yaklaşık 845 vatandaşımız hayatını kaybetmişti ve 5 bin yaralımız vardı. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ben tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Depremle ilgili konuşmama başlamadan önce sizlerle deprem zamanındaki birkaç anımı paylaşmak istiyorum. 1999 depreminde Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarak çalışmaktaydım ve depremin hemen sonrasında hastaneye ulaştığımızda çok sayıda yaralının ve vefat eden insanımızın hastaneye geldiğini gördüm. Kamyonetlerle, minibüslerle yaralılar ve vefat edenler hastanelere getiriliyordu. Çünkü hiç kimsenin birbirine yardım edecek imkânı kalmamıştı. O kadar hazırlıksız bir şekilde yakalanmıştık ki, ne hastanemizin ne diğer kurumlarımızın böyle bir felakete hazır olmadığını ve böyle bir milli planımızın olmadığını görmüş olduk. Ne Kızılay’ımız böyle bir şeye hazırdı ne de diğer kurumlarımız. Hastane koridorlarında yerlerde hasta yatırarak tedavi yaptığımızı hatırlıyorum. İnsanlar yerde yatan hastaların üzerlerine basmamak için atlayarak yürüyorlardı. Bu kadar yoğun bir çalışma esnasında 45 dakika sonra ilk ameliyatlarımızı yapmaya başlamıştık ancak ameliyathaneden çıkıp koridorlarda dolaşmaya başladığım zaman şunu gördüm, bazı insanlarımız ellerinde kolilerle sandviçler, meyve suları ve diğer yardım malzemelerini yaralılarımıza dağıtıyorlardı ve böyle bir görevi onlara kimse vermemişti. Bizim kendi insanımız kendi içinden geldiğince yardım yapmaya başlamıştı. Evet, biz devlet olarak, resmi kurumlar olarak belki hazır değildik ama insanımız bu hemen adapte olmuş ve yardımseverlik duygusunu ön plana çıkartarak yaralılarımıza, insanlarımıza destek olmaya başlamıştı. Hep söylediğimiz bir şey var, deprem bize zarar vermiyor binalarımız zarar veriyor. Binalarımızda bundan sonra aynı problemleri yaşamamamız için önlemler almamız gerekiyor. İçinde yaşadığımız bu coğrafyada bu tür felaketleri tekrar yaşayacağımızı bildiğimiz için hazırlıklarımızı her an deprem felaketiyle karşılaşabilecekmişiz gibi yapmış olmamız gerekiyor. Bu tecrübeleri, bu telafisi güç durumları yaşadıktan sonra derin bir nefes alıp düşünmemiz lazımdı. Hastanemize 48 saat sonra diğer illerden hekim gönderildiğini ifade edebilirim. 1,5 saatlik Ankara’daki mesafeden 48 saat sonra yardım geldi. Hâlbuki 3 yıl önce yaşadığımız Van depreminde biz Bolu’dan Van’a 6 saat sonra ulaşmıştık. Devletimiz bu hazırlığı çok kısa bir süre içerisinde gerçekleştirmiş, 10 yıllık bir sürede benzer problemlerin yaşanmaması için önlemleri almıştır. Yine hastanemiz kullanım dışı kaldığı için yazlık çadırlarda kış döneminde poliklinik hizmeti vermeye çalıştığımızı da hatırlıyorum. Günde 1-2 tane hastamız gelirdi. Çünkü hastaneden hizmet alacakları bir ortam maalesef yoktu. Derken Alman Kızılhaç’ının TIR’larla geldiğini gördük ve hemen bir planlama yapıldı. Bu planlama neticesinde Alman Kızılhaç’ı deposunda hazır bulundurduğu ve bu tip afetler için kullanım amacıyla bekletilen depo hastanelerinden bir tanesini kısa sürede kurdu. Şu anda Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılmakta olan bina ve bu binada 3 tane de ameliyathane bulunuyor. İlk çalışmalarımızı o zaman yaptık ve o binayı gördüğüm zaman, Almanların böyle bir binayı hazırda bulundurduklarını, hatta böyle 3 tane daha hazırda binaları olduğunu öğrendikten sonra ilk önce üzüldüm sonra utandım ve imrendim. Geçen yıl Somali’ye gittiğimde bizim devletimizin de orada aynı hastanelerden hatta daha büyüklerinden çok kısa sürede yapmış olduğunu gördüm. Bırakın kendi ülkemizde Afrika’daki bir ülkede devletimiz böyle bir hastaneyi yapabilecek hale gelmiş. Bunu 10 yıllık süre içerisinde yaptık. Demek ki gereken dersleri almıştık ve gereken çalışmalara başlamıştık. Bizler bundan sonraki çalışmalarımızı yaparken hem mevzuat düzenlemelerimizi hem de resmi kurum düzenlemelerimizi yaparken, geleceğimize, çocuklarımıza aynı acıları ve aynı tecrübeleri yaşamamaları için belirli önlemler alıyoruz. İşte bu günlerde de bu acılarımızı gençlerimizle paylaşmamız büyük önem arz ediyor” dedi.

“Deprem felaketini belki yine göreceğiz ama yaşanan acıları inşallah artık görmeyeceğiz”

İka konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Belediye olarak, hükümetimizin ve bakanlığımızın çıkardığı mevzuatlar doğrultusunda riskli binalar için çalışmalar yapıyoruz. Şu anda da 355 tane binamızın Bolu’da riskli bina olduğunu tespit ettik, tebligatlarını yaptık ve 60 gün içerisinde de yıkımlarını yapıyoruz. Bu 355 binanın bir kısmı yıkıldı bir kısmı ise 60 günlük süre bekliyor. Yine aldığımız kararlarla riskli bina olarak yıkılan binalarımızdan, bu binalarımızın ortadan kaldırılması ve bu tip afetlerde halkımıza zarar vermemesi için normal binalardan aldığımız harç, vergi ve benzeri ücretlerin hiçbirini talep etmiyoruz. Yeter ki günümüz yönetmeliklerine uygun binalar yapılsın, halkımız depreme karşı güvenli binalarda otursun ve geçmişte yaşadığımız acıların aynısı bir daha yaşanmasın. Bugün 14-15 yaş ve onun altındaki gençlerimiz bu depremi hatırlamazlar. Sonraki dönemde benzer şeyler yaşandığında ilk defa yaşıyor gibi olmalarını istemiyoruz. Bu yüzden bu depremi unutmuyoruz ve unutturmuyoruz. Her yıl acı da olsa hatırlıyor ve hatırlattırıyoruz. Yüce yaratanın yarattığı kâinatta bir noktadan daha küçük olan dünyamızda bu olayları yaşamaya mahkûmuz. Çünkü dünyamız yaşayan bir organizma gibi sürekli kendi içerisinde kaynayan bir kaya tortusuna sahip ve bu depremler olacak. Milyonlarca yıldır oluyor ve önümüzdeki dönemlerde de olmaya devam edecek. Bunlara hazırlıklı olmak için gereken önlemleri herkes üzerine düşeni yaparak alacak. Bizlerde hem Kızılay olarak, hem belediyemiz olarak hem de Bolulu bir vatandaş olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Sizlerde Bolu halkı olarak alacağınız bir dairede, oturacağını bir evde, deprem yönetmeliğine uygun yapılmış mı? Gerekli çalışmalar mevcut mu? Bunları mutlaka kontrol ediniz. Bu konuda resmi kurumlara olduğu gibi tüm halkımıza da görevler düşmekte. Bu bilinçlendirmelerin bu farkındalık oluşturma yıldönümlerinin bizlere unutulmayacak dersler ve unutulmayacak anlar yaşatmasını istiyorum. Benzer tecrübeleri yaşamak kesinlikle istemiyoruz ama bu felaketleri görebiliriz fakat inşallah acıları inşallah görmeyeceğiz. Hepinize bu programa katılmış olduğunuz için teşekkür ediyorum. Allah bizlere bir daha benzer acıları yaşatmasın diyor ve ölenlerimize yeniden rahmet diliyorum”       

 

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2014, 10:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner129