İlâhî Yardımlar

Hazırlayan: Mustafa COP

İlâhî Yardımlar

Nihayet birgün Resûl-i Ekrem, öğle ile ikindi arasında Cenâb-ı Hakk'a dua ve niyaz ederken, yüzünde memnunluk eser­leri göründü.

Meğer Cebrail aleyhisselâm gelip, Allahu Teâlâ tarardan kendisine rüzgâr ve melâike ile yardım edileceğini haber vermiş olduğundan, bunu ashabına müjdeledi ve ikindi ile akşam ara­sında bir büyük fırtına çıktı, rüzgâr hem soğuk, hem de eşi görülmedik surette şiddetli esmeye başladı.

Rüzgârın yerden kaldırdığı toz toprak, müşriklerin yüzlerine ve gözlerine çarpıp, göz gözü görmez oldu. Akşam yemeği pişirmek için ateşe koydukları çömlekler, başaşağı devrildi; ça­dırları, çocukların uçurdukları uçurtma gibi havada uçmaya başladı. Akşam olunca karanlık bastı, etrafı bir kat daha korku ve dehşet kapladı. Bu fırtına yalnız düşman ordusuna doğru esiyordu. Onun dışında bir şey yoktu. Fakat müslüman askerlerinin kimi so­ğuktan, kimi açlıktan dağılıp, Resûl-i Ekrem'in yanında üç yüz kişi kalmıştı.

Düşmanın hâlinden bir haber almak üzere Resûl-i Ekrem, Huzeyfe bin Yemân hazretlerini gönderdi. O da Kureyş ordusu­nun içine girdi; baktı ki düşman şaşırmış, ne yapacağını bilmi­yor. Ebû Süfyân ye'se kapılıp,

"Ey arkadaşlar, burası oturup eğlenilecek yer değildir, Benî Kureyza ile aramızda ihtilâf çıktı, işte ben gidiyorum, siz de göç ediniz" diyordu. Kaynak: Peygamber Efendimiz Sâllâllâhu aleyhi ve selem – Ahmed Cevdet Paşa – Muallim Mâhir iz



Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2015, 10:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128