“İsimler değişse de hikayeler hiç değişmiyor”

Muğla’nın Ula ilçesinde vahşice katledilen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesini protesto etmek amacıyla bir araya gelen Bolu Kadın Platformu üyeleri sloganlar atarak tepkilerini dile getirdi.

“İsimler değişse de hikayeler hiç değişmiyor”

Haber: Volkan Yılmaz

Bolu Kadın Platformu üyeleri “Pınar Gültekin ve katledilen tüm kadınlar için bir aradayız” sloganıyla İzzet Baysal Caddesi İzzet Baysal Anıtı Önünde toplandı. Platform adına bir basın açıklaması yapan Eğitim Sen Bolu Sekreteri Ceren Can Perçin “ Bolu Kadın Platformu olarak yaşamlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi haykırıyoruz. Eşit ve özgür bir yaşam için kadın dayanışmasından güç alarak örgütlü mücadelemize ısrarla devam edeceğiz” dedi.

Perçin; “Ülkemizde son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik artan şiddet, taciz, tecavüz ve istismar suçları devlete daha fazla sorumluluk yüklerken siyasal iktidar mevcut sorumlulukların gerektirdiklerini yapmak yerine var olan yükümlülüklerinden de kurtulmak derdine girmiştir. Son günlerde İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline dair yürütülen tartışmalar ve istismara af getiren yasal düzenleme girişimleri Türkiye’yi her geçen gün kadın ve çocukların yaşamı için daha da tehlikeli bir ülke haline getirmektedir. 14.07.2020 tarihinde 13 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunulmuş ve valiliğin açıklamasında olay alkole dayandırılarak “etrafı rahatsız edecek hal hareketlerde bulunma” şeklinde yansıtılması yine bildik aklama çabalarının olacağı kaygısını yaratmıştır. Şırnak halkının gösterdiği tepkiyle istismar kamuoyu gündemine gelebilmiş ve bu konuda bir duyarlılık yaratılmıştır. Aynı günlerde Batman’da 18 yaşında bir kadına tecavüz edilerek 20 gün alıkonulduğu, gördüğü şiddetten dolayı hastaneye yatırıldığı ve hayati tehlikesinin olduğu ortaya çıktı. ”Seviyordum  öldürdüm, reddedildim öldürdüm, kıskandım öldürdüm.” gibi bahaneler en son tanık olduğumuz  Pınar Gültekin cinayetinde olduğu gibi henüz  27 yaşında gencecik bir üniversite öğrencisinin yaşamına kast edilmesine yol açabiliyor. Kadın cinayetlerinin medyada yer alış biçimi, eril yargı indirimleri, faili aklamaya dönük erkek egemen ahlak kodları ise katillerin imdadına yetişircesine seferber ediliyor her defasında. Pınar’ı vahşice katleden Cemal Metin Avcı da tıpkı diğer kadın katilleri gibi bu toplumdaki erkek egemen değerlerden, uygulanmayan tedbir ve önlemlerden, defalarca verilen haksız tahrik indirimlerinden medet umarak katletti Pınar’ı. Tıpkı Özgecan Aslan’ ı öldüren Ahmet Suphi Altındöken gibi, Şule Çet’i katleden Çağatay Aksu gibi, Gülistan Doku’yu kaybettiren Zainal Abarakov gibi iktidarın kadın düşmanı politikalarından cesaret alarak bu katliamı planladı” dedi.

“İSİMLER DEĞİŞSE DE HİKAYELER HİÇ DEĞİŞMİYOR”

Her gün kadın cinayetlerinin devam ettiğini belirten Perçin “İktidar kadınların yaşam hakkına kast eden yasal düzenlemelerde ısrar ettikçe cezasızlık politikasından ve iktidarın kadın düşmanlığından cesaret alan erkek failler her gün en az üç kadını katletmeye devam ediyorlar. İsimler değişse de hikayeler hiç değişmiyor. Her gün sosyal medyada kaybolan bir kadının haberi daha yüreğimize o bildik ateşi düşürüyor. AKP’nin 18 yıllık iktidarında kadına yönelik şiddetin %1400’lerde artış göstermesi, sadece 2019 yılında 18.623 çocuğun cinsel istismara maruz bırakılması, iktidarın ideolojik yaklaşımından bağımsız görülemez. Kadını sadece aile içerisinde gerici ideolojisinin dayattığı ‘’makbul’’ sınırlarda tutan ve erkek üzerinden tanımlayan, kadın erkek eşitliğini iktidarı için tehlike olarak gören, dindar ve kindar nesil yetiştirme hevesiyle çocukların geleceğini dini vakıflara emanet eden iktidar anlayışının bu ülkeyi kadın ve çocuklar için güvenilir hale getirmesi zaten beklenemez. Siyasal iktidarın bugünlerde çekilmeyi tartıştığı İstanbul Sözleşmesi’nin gereklikleri uygulanmış olsaydı Pınar ve Pınar gibi kaybettiğimiz binlerce kız kardeşimiz bugün hayatta olacaktı. Şiddeti önlemenin en önemli yolu önleyici politikaları hayata geçirmektir. Ancak Aile Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanlığı bu konudaki sorumluluğunu sadece başsağlığı mesajı yayınlamak ve davalara müdahil olmakla sınırlı tutmaktadır. Önleyici mekanizmalar oluşturmayı, kadın erkek eşitliğini sağlayan politikalar üretmeyi reddeden, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı yok edilirken en ufak bir itiraz geliştirmeyen bu bakanlığın biz kadınların yaşamını koruyamadığı bir kez daha açığa çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Ceren Can Perçin, kadına yönelik her türlü şiddetin önüne geçmesini isteyerek; “İstismar, taciz, tecavüz ve kadına yönelik her tür şiddetin faillerine etkili yaptırımlar uygulanması gerekirken tecavüze gerekçe üretmeye, aklamaya çalışan zihniyetle de çocuk istismarının, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüzün arkasında yatan nedenlerle ve ideoloji ile de mücadele etmeye devam edeceğiz. Bolu Kadın Platformu olarak yaşamlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Eşit ve özgür bir yaşam için kadın dayanışmasından güç alarak örgütlü mücadelemize ısrarla devam edeceğiz. Eşit ve özgür bir yaşamdan yana olan herkesi İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya, sözleşmenin ve 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128