İzzet Baysal Hastaneleri Gerçeği

Erhan BEYKOZ yazdı...

 İzzet Baysal Hastaneleri Gerçeği

İzzet Babamızı anma törenleri bitti. Kent Konseyinin yeni Başkanı ve yeni yönetimi zor görevden kısmen! başarıyla çıktılar. Kısmen diyorum, çünkü İzzet Babamızı anlamak için önce Allah’a, sonrasında İzzet babaya teşekkür etmeyecek kadar insan olmalıyız, bunu kısmen yaptık.

Şükran günleri öncesi Bolu’ya yakışmayan gelişmeler yaşandı. Babamızın adını taşıyan hastanenin “kapanacak” sözleri vatandaşları, hastaları, çalışanları ve sevenleri çıldırttı. Diyalizden çıkıp evlerine dinlenmeye gitmeden eyleme katılan hastaları da eylemde tutan neydi?

Bildiğim kadarıyla ve son aşamasıyla konuyu kamuoyunun dikkatine sunmak, İzzet babaya olan evlatlık görevimdir!

İlk olarak siyaset ile bürokratlar arasında ciddi tartışmaların merkezi İzzet Baysal Hastanesi oldu. Özel hastane statüsüne getirilen ve başarılı şekilde yönetilen hastanede, siyaset iradesini kullanarak değişiklik yaptı. Hastaneler birliği kurulup, acil eylem planları yapılmaya başlandı.

Sorunsuz, sıkıntısız, güle oynaya çalışan hastanemizin önce acil’i kapatıldı. Bazı baskılar sonrası yönetim, kapatmadık dedi ama zaman içinde acilin suyu ısındı.

Dahi! yöneticiler sonrasında hastanelerin en büyük gelir kaynağı olan yoğun bakım ünitelerini bir yere toplama kararı aldılar. Yine buradan bazı haberler yapılınca, “yoğun bakımlar kapatılmıyor, derecesi düşürülüyor” denilerek, aldatmacaya devam ettiler. Kısa süre sonra, yoğun bakım üniteleri kapatılarak, Köroğlu Ünitesinde birleştirildi! (İşletme gibi düşünülerek yönetilen hastanede, yoğun bakım üniteleri kapatılıyorsa, bunun açıklamasını kimse yapamaz. Tek amaç vardır, hastaları özellere teşvik etmektir!)

Canım hastanenin acili ve yoğun bakımı olmayınca eski işlerliğini kaybetmeye başladı. İşte tam bu sırada, başarısız yönetimle iflas noktasına gelen İzzet Baysal Tıp Fakültesi de bu gurubun içine girince işin şekli iyice değişti.

Yönetimin bıraktığı milyonlarca borç, dedikodu, profesör, doçent, yardımcı doçent ve doktorlarda yaşanan erozyon, iç çekişmeler ve huzurlukla birlikte birleşme sağlandı. Kısaca hastaneler birliği, pimi çekilmiş bombayı kucağında buldu!

Borçsun hastaneler borçlu hale geldi. Yine dahi! yönetim bu kez fakültenin acilini kapattı.

Birleşmiş hastaneler ve fakültede bu kez yetki sınavı başladı. Akademik kariyerli hocalar nöbet konusunda sıkıntı yaşamaya başladılar. Bu arada mevcut doktorların çok çalışıp, döner sermayeden az ücret almaları sıkıntıyı başka yere çekti. Devlet hastanelerinde de dedikodu üst seviyeye çıkarak, iç çekişmeler ivme kazandı.

Hastaneler birleşince, muayene, röntgen, yatış, ameliyatlar dört beş kat artmasına rağmen, borçta sıkıntı da vatandaşın sırtına vuruldu. Borç çok, girdi belli, işletme bu düzenle borçlarını bitiremeyeceği ortadaydı.

Mevcut yönetim akıl oyunu yaparak, masrafları düşürmeye karar kıldı. Birlik Başkanı olan Sayın Tahaoğlu düne kadar eleştirdiği sistemin başında paraşütle geldi. Asıl yöneten Sayın Danışman ile kafa kafaya verip vatandaşı çılgına çeviren kararı aldılar! İzzet Baysal Devlet Hastanesi kapatılmalı…

Tabi Bolu’da infial yaratacak karar alınırsa, B planı ellerinde olmalıydı ki, beklenen oldu. Hastanede poliklinikler kapanıp işlevsiz hale gelince vatandaşlar uykudan uyandı. Tepkiler üzerine, önce mevcut vekiller, sonra yönetenler “kapanmayacak” dediler, sonra vekil adaylarının eylem desteği geldi.

Olayları duyan ve kayıtsız kalması mümkün olmayan Saygıdeğer Ahmet Baysal olayı yerinde görmek istedi. Hastaneye geleceğini söylediğinde, apar topar akil yönetim birkaç poliklinik açarak Ahmet Amcamızı kandırmak istediler.

Yılların tecrübesi ve ömrünü amcası gibi hayırlara vermiş Sayın Ahmet Baysal yapılanlara açıklama istedi. Akil yöneticiler, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi gibi hastane olacağını iddia ederek, hastanenin “bölge hastanesi” olacağını söylediler.

Sayın Ahmet Baysal, Hülya Ensari’yi çağırarak olay hakkında bilgi aldı. Başarılı Başhekim Sayın Ensari, bu şekliyle burayı alamayacağını, tadilat yapılması halinde olabileceğini söyledi. Araya giren Birlik Başkanı Sayın Tahaoğlu, bakanlıkla görüştüklerini ve 10 milyon liralık ödenek çıktığını, tadilata başlayacakları söyleyerek olayı kapatmak istedi.

Vakfın yapıp devlete bağışladığı, yaptırım ve söz hakkı olmadığı karşılıksız yatırımların başında olan Sayın Ahmet Baysal, kapanmasından iyi olacağını düşünerek, “evet” demek zorunda kaldı.

Bundan sonra ne mi olur, 7 Haziran sonra çıkacak tabloya göre netlik kazanır. Kısaca, hastane her durumda kapanacak ama akibeti Allah’a kalmış, olacak.

Kapanan, batan sağlık sektöründe değişmeyen tek şey olduğu ortadadır. Fakülteyi batıran rektör ve yönetimi yasa gereği dönerden on binlerce lira, hastaneyi kapatan ve en tepede olarak yönetenlerde binlerce lira maaşlarını alarak şapur şupur yemeye, kendilerine gelecek hazırlamaya, koltuklarında göbek yapmaya devam edecekler.

Vatandaşın durumunu soracak olursanız, başının çaresine bakar elbet. Ölecek olursa da, “kader” der cenaze namazında hoca sorduğunda iyi biliriz, hakkımız helal olsun sözleriyle 2 metre toprağa teslim ederiz.

Vakıf, vasiyet üzerine Sayın Ahmet Baysal ve mütevelli heyetinde olanlar ise için için ağlayarak yatımlara devam ederler.

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2015, 18:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128