seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

KADINLAR SUSMAYACAK

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla geçtiğimiz gün bir araya gelen Bolu Kadın Platformu üyeleri adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdiler. Kadın Platformu üyeleri tecavüzcüsünü öldüren Nevin Yıldırım ve kendisini fuhuşa zorlayan eski eşini öldüren Çilem Doğan’a yazdıkları mektupları gönderdiler.

KADINLAR SUSMAYACAK
 HABER: FARUK ÇİDEM                         

Bolu Adliyesi önünde bir araya gelen Bolu Kadın Platformu üyeleri adın basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Hukuk Sekreteri Zehra Kulalı GEZİCİ; “dünyanın her yerinde kadınlar hala sömürülüyor, baskı ve şiddete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, katlediliyorlar. Kadınların rengi, dili, yaşadıkları coğrafya değişiyor ama uğradıkları şiddetin kaynağı değişmiyor. Kadınlara yönelik her türlü şiddet, tek tek bireylerin kendi çıkmazlarından, geriliklerinden kaynaklanmıyor. Bilakis, erkek egemen sistemin kendisi bu şiddeti bin yıllardır yeniden üretiyor” şeklinde konuştu.

ERKEK-DEVLET ŞİDDETİYLE KATLEDİLİYORUZ!

Her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor. Her yıl yüzlerce kadın babaları, kocaları, sevgilileri, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Yüzlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze ve cinsel istismara maruz kalıyor. Yanı başımızdaki kadını korumaya çalıştığımız için, yemeği tuzsuz yaptığımız için, boşanmak istediğimiz için, aşklarına karşılık vermediğimiz için, barışmayı reddettiğimiz için, sadece kadın olduğumuz için, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğimiz farklı olduğu için şiddete maruz kalıyor, katlediliyoruz. Evimizde, kapımızın önünde, işyerimizde, sokakta, mecliste,  kısacası yaşamın her alanında erkek-devlet şiddetiyle yüz yüze kalıyoruz.

Eril akla göre işleyen devlet kurumları kadına yönelik şiddete karşı önlem almak bir yana, cinsiyetçi söylem ve pratiklerle bu şiddete zemin hazırlamakta ve suça ortak olmaktadırlar. Erkek yargı sistemi kendilerini korumak için meşru müdafaa haklarını kullanan kadınlara verilen cezaları az bulurken,  nefret suçu işleyenleri ve kadın katillerini  ''haksız tahrik, iyi hal, aşırı sevgi ve saygın tutum'' gibi akla ziyan indirimlerle ödüllendirmektedir. Ne acıdır ki bu şiddeti uygulayan faillerin yaptıkları yanlarına kar kalmakta, yaşama hakkı ellerinden alınan kadınlar tekrar tekrar öldürülmektedir. Haksız tahrik indirimleriyle sonuçlanan davalar göstermiştir ki; devlet, kadını toplumsal hayat içinde bir birey, bir yurttaş olarak görmemekte, kadınlara uygulanan her türlü baskı, tecavüz, taciz ve şiddet normal ve doğal bulunmaktadır.

TÜM KADINLARI DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ

13 yıllık cinsiyetçi pratiğiyle, kadınları sosyal, siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamdan koparmaya çalışan AKP iktidarı, kadın düşmanı politikalarına hız kesmeden devam ediyor. Mecliste halk iradesiyle seçilen kadın vekillerin ve Toplu Sözleşme masalarında kadın taleplerini dile getirmek isteyen kadın emekçilerin konuşmasına gösterilen tahammülsüzlük, Tarım ORKAM Sen Kadın sekreterimiz Suzan Kotay’ın Suruç katliamı sonrası IŞİD vahşetini kınadığı için memuriyetten ihraç edilmesi bu örneklerden sadece bir kaç tanesidir.

Savaşa karşı barışı ve yaşamı savunmaya devam edeceğiz!

Saray ve AKP tarafından desteklendiği ayan beyan ortaya çıkan IŞİD vahşetinin boyutları günden güne büyüyerek derinleşmektedir. Diyarbakır, Suruç ve Ankara da yüzü aşkın canımıza kıyanların ve barışı katledenlerin yürüttüğü savaş politikaları yaşadığımız coğrafyanın ötesine, tüm dünyaya yayılan bir şiddet sarmalına dönüşmüştür. Beyrut ve Paris’te yüzlerce insanın katledilmesi, Sincar’da ortaya çıkan Ezidi kadınlara ait toplu mezar, kirli savaş politikalarının yarattığı vahşetin nasıl korkunç boyutlara ulaştığını bir kez daha göstermiştir. Biz kadınlar Ortadoğu'da kendi emelleri ve hesapları uğruna halkları birbirine kırdıran, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere insanlığı kıyımdan geçirenlerin oyununu bozmak için evrensel bir kadın dayanışmasının gerekli olduğunu biliyoruz. Diktatörlüğe, tekçiliğe, gericiliğe ve militarizme karşı özgürlükleri, barışı ve bir arada yaşamı savunduk, savunmaya devam edeceğiz!

İş Güvencemiz, Yaşam Güvencemiz için direniyoruz!

Zaten alabildiğine sınırlanmış olan iş güvencemizin, 1 Kasım seçimlerinin hemen akabinde 657 sayılı yasada değişiklik yapılarak tamamen ortadan kaldırılmasının gündeme getirilmesi tesadüf değildir. Savaş bütçesi hazırlığında olan AKP hükümeti kamu personel rejiminin son halkası olarak iş güvencemizi ortadan kaldırarak, güvencesiz, sendikasız, örgütsüz emekçiler yığınında biat kültürünü geliştirmek istiyor. Ulusal istihdam stratejilerinde iş ve aile yaşamının uyumunu sağlama gerekçesiyle yeni sömürü düzeni hazırlanıyor. Ev içi bakım emeği annelik kutsanarak kadının asli işi olarak sunulurken, esnek ve yarı zamanlı çalışma biçimleriyle güvencesizlik kadın emekçilerden başlatılarak temel çalışma biçimine dönüştürülmek isteniyor. Sözüm ona kayıt dışılığı ve işsizliği yok etmek için geliştirilen bu politikaların esas amacı, kayıt dışı olarak sürdürülen çalışma biçimlerini ve sömürüyü yasal hale getirmektedir. En az üç çocuk söylemleriyle desteklenen doğum teşvik paketlerinin asıl hedefi kadınları tekrar eve kapatmak ve sermayeye yeni, ucuz iş gücü üreterek ataerkil kapitalist sistemin yeniden üretimine katkı sağlamaktır.

Biz kadınlar, erkek-devlet-sermaye işbirliğiyle yaşamımızı kuşatma altına alan saldırılara karşı, yaşam alanlarımıza, toprağımıza ve doğaya dönük talana karşı, kentlerimiz üstünde oluşturulan ablukaya karşı, toprağımızdan bizi koparan şiddet, baskı ve zora karşı; emeğimize, bedenimize ve kimliğimize sahip çıkıyoruz!

İlimizde de en son Gerede’de Üniversite öğrencisi Dilay Gül, sevgisine karşılık bulamadığı için; Nurten Çelikbaş kıskançlık nedeniyle katledilmişler. İki gün önce kentin merkezinde üniversite öğrencisi Azize Gür, üç erkeğin faşist saldırısına uğramıştır.

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2015, 19:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner129