seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

Karsu’dan çarpıcı açıklamalar

CHP Bolu İl Başkanı Kazım Karsu, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuz operasyonları, 14 Aralık cemaat operasyonları hakkında haftalık açıklamasını yaptı.

 Karsu’dan çarpıcı açıklamalar

Haber Merkezi

 17 VE 25 ARALIK RÜŞVET VE YOLSUZLUK OPERASYONU!

17 ve 25 Aralık’ta gerçekleştirilen rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının üzerinden bir yıl geçti.

Türkiye, 17 ve 25 Aralık’ta gerçekleştirilen operasyonlara neden olan rüşvet ve yolsuzluk sürecini AKP Hükümeti ile Gülen Cemaati arasında yaşanan gerilimin sonucunda öğrenmiş oldu. Şimdi AKP yolsuzlukları örtmek için herkese ve özellikle daha önceki ortaklarına saldırıyor.

AKP’nin iktidar olduğu 2002’den sonra iktidarı paylaştığı Fetullah Gülen Cemaati ile kavgalı bıçaklı hale gelmesinin nedeni, iktidarın nimetlerini bölüşememekten kaynaklanmaktadır.

2010’daki referandumdan önce Fetullah Gülen’in, “imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da” dediğini biliyoruz.

Bugün onlara Haşhaşiler diye öfkeyle seslenen Tayyip Erdoğan’ın; 2012’deki Türkçe Olimpiyatları'nın kapanış töreninde; "Kardeşlerim, gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz" dediğini de biliyoruz.

Daha 2013’de, Başbakan Erdoğan ile birlikte ABD’ye gidip, Gülen’i ziyaret eden Bülent Arınç’ın “1975’den beri Hocaefendi’yi tanırım. Kendisine büyük saygım, sevgim var. O siyaset üstü bir insandır” dediğini de unutmuş değiliz.

Arınç’ın, Erdoğan’ın da Gülen için “sevgilerimi iletin, bir emri olur mu, tavsiyeleri olur mu öğren” dediğini ve ardından, “3 saate yakın birlikte olduk. Hükümetle cemaat arasında bir soğukluğun olduğu söyleniyor. Bunları kesinlikle reddediyorum. Hoca Efendi’yi tanımayanlar böyle söylüyor” dediğini de hatırlıyoruz.

AKP Hükümeti ile Gülen Cemaati arasındaki bu muhabbet, tam 11 yıl sürdürmüş; 11 yıl boyunca Roboski’de köylüler katledilmiş; Kuddusi Okkır cezaevinde ölüme terk edilmiş; Ali Tatar intihara sürüklenmiş; Ergenekon’dan Balyoza, KCK’dan ODA TV’ye pek çok davada, nice insan haksız ve hukuksuz bir biçime hapse atılmış, toplumun gözü önünde yargısız infaza tabi tutulmuşlardı.

Yandaş medya, tıpkı bugün Gülen Cemaatine yönelik yaptığı kirli enformasyonu, o zamanlar da pek çok masum insana karşı yapmıştı. İşin ilginç tarafı; o zaman AKP ve Gülen medyası paralel yayın yapıyorlardı.

Gazeteci Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan hakkında çarşaf çarşaf yalan haberler yazmışlardı.

Sonra AKP ile Cemaatin arası iktidar bölüşme kavgası nedeniyle bozulmuş; Erdoğan, “ne istediler de vermedik” demişti.

17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nun en çarpıcı itirafını, şu sözleriyle Erdoğan Bayraktar yapmıştı:

“Fakat rüşvet  ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle 'istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayınız' şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Etmiyorum çünkü soruşturma dosyasında var olan ve yasalara uygun olarak onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan'ın onayıyla yapıldı.”

Rüşvet ve yolsuzluk, esasen muktedirlerin mağdurlar üzerinde hegemonya kurma süreçleri kadar eski birer toplumsal hastalıktır.

17 ve 25 Aralık da göstermiştir ki rüşvet ve yolsuzluk, demokrasinin rafa kaldırılmasını, insan haklarının ihlal edilmesini, özgürlüklerin askıya alınmasını ve adil bölüşümün imkansız hale gelmesini anlatmaktadır.

Devlet yönetmeyi ulufe dağıtmak olarak zanneden AKP Hükümeti, bir bumerang gibi dönüp, yıllarca birlikte olduklarına saldırmaya başlaması da bunu göstermektedir.

İşte bu nedenledir ki herkes için demokrasiyi, herkes için hak ve özgürlüğü savunan demokratik bir Türkiye istiyoruz.

14 ARALIK CEMAAT OPERASYONU!

AKP Hükümeti, deşifre edildikleri 17 ve 25 Aralık Operasyonu’nun rövanşını almak için tam bir yıl sonra Gülen Cemaatine karşı operasyon yaptılar.

Operasyon için 14 Aralık’ı seçmeleri tesadüfü değildir.

Böylece hem kendilerine yöneltilen suçlamaları etkisiz hale getirmek hem de bu hafta içinde gerçekleşecek olan önemli olay ve yargılamaları unutturmak istemiştir.

Bilindiği gibi 16 Aralık, ÇARŞI’ya açılan davanın, 17 Aralık, gözümüzün içine bakıla bakıla soyulduğumuzun resmen ifşa edildiği günün, 26 Aralık’ta ise Ali İsmail Korkmaz’ın davasına devam edileceği gündür.

Vicdanları kanatan Ali İsmail’in katledilmesine, çArşı Grubunun yargılanmasına ve 17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonuna yoğunlaşan dikkatleri dağıtmayı amaçlanmıştır.

Böylece hem toplumsal hassasiyetin önüne geçmek, hem de düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal ederek, kitle haberleşme araçlarının Hükümetin bültenine dönüşmesini sağlamak ve günah sıralamasında kendilerinden hiç de geride kalmayan Gülen Cemaatine dönük bu operasyon ile nefes alıp vermenin bile Hükümetin iznine bağlı olduğunun mesajını vermek istemişlerdir.

Açıkça söylüyoruz, Cemaat, elbette “sütten çıkmış ak kaşık” değildir ama biz, CHP olarak, haksızlık kime yapılırsa yapılsın karşısında durmak ve AKP Hükümetine karşı herkes için demokrasi şiarını yükseltmenin toplumsal bir görev olduğuna inanıyoruz.

Ne yaparlarsa yapsınlar, şu anda iş başında bulunan Hükümet, Cumhuriyet tarihinin en çok yolsuzluğa batmış hükümetidir. Takipsizlik karaları da verilse, özel aklama mahkemeleri, aklama komisyonları da kurulsa, örtme operasyonları da yapsalar bu böyledir.  AKP medyası sabahtan akşama algı yönetimi yapsa da, AKP ilahiyatçıları “yolsuzluk hırsızlık değildir” fetvaları verse de bu böyledir.

Bunun böyle olduğunu, Hak da biliyor, halk da biliyor; hiç kuşku yok ki AKP halka da Hakk’a da hesap verecektir. CHP bu hesabın takipçisi olmaya devam edecektir.                                                                                                         

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2014, 13:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner129