Kinzer’in Rüyası Alex’in Duası

  Prof.Dr.Yaşar Akbıyık (Eski AİBÜ Rektörü) Ortadoğu’nun ve İslam dünyasının  tarihi boyunca olağanüstü önem taşıyan  ülkesi olmuştur. Biri Selçuklu-Osmanlı İmparatorluğu...

Kinzer’in Rüyası Alex’in Duası

 

Prof.Dr.Yaşar Akbıyık

(Eski AİBÜ Rektörü)

Ortadoğu’nun ve İslam dünyasının  tarihi boyunca olağanüstü önem taşıyan  ülkesi olmuştur. Biri Selçuklu-Osmanlı İmparatorluğu diğeri Türkiye olmak üzere  birbirinden farklı ve başarılı iki formda dünyada yer bulmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun  yıkılması üzerine yenilikçi lider Atatürk’ün önderliğinde  kurulan modern Türkiye yürüyüşüne devam etmektedir.  İslam dünyasında en gelişmiş  güçlü ve demokratik bir ülke olarak NATO’ya üye olan Türkiye 2015 yılında AB’ye üye olmayı bekleyen kendine güvenli bir devlettir. Bu yönüyle, dış  dünyanın ilgisini üzerine çekmektedir. Diplomatik ziyaretler atmakta, Türkiye’yi konu edinen kitaplar yazılmaktadır. Gerek kişisel gerekse analitik olarak çok başarılı ve yakın zamanlarda  Türkiye üzerine  yazılmış kitaplardan olan The New York Times muhabiri Stephen Kinzer’in  Hilal ve Yıldız, İki Dünya Arasında Türkiye adlı eseri bunlardan biridir. Kınzer dört yıl yaşadığı ve çok etkilendiğini ifade ettiği Türkiye’yi bir  yabancı gazeteci gözüyle  şöyle tahayyül etmektedir:

“Ne zaman Boğaz’da  bir kafede otursam Türkiye’nin coğrafyasının gücünü hissederim. Arkamda Paris, Berlin ve Londra vardır. Dar su yolunun (boğazların) karşısında ise, İstanbul’un sokaklarından  Bağdat’a Delhi’ye Pekin’e uzanan kesintisiz kara kitlesi Asya yer alır. Rusya ve Slav dünyasına açılan kapı olan Karadeniz birkaç mil kuzeydedir. Güneyde ise denizlerin öykülere en çok konu olanı, Avrupa ve Afrika kıyılarını  yalayan mavi dalgalarıyla Akdeniz uzanır. Türkiye’nin kalbi olan Anadolu ise rüya gibi kıyıların ve koyların, geniş meyve bahçelerinin, yoğun ormanların, derin göllerin, azgın nehirlerin ve yükseklere uzanan sıradağların cennetidir. Bu ülke Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında büyük köprüdür. Başka şekilde bakarsak, Avrupa’yı siyasi karmaşa ve dinsel aşırılık dalgalarından koruyan bir engeldir. Türkiye’nin, dünyanın geleneksel olarak çok az demokrasi bulunan bir bölgesinde gerçekten demokratik bir alan yaratmış olması tarihsel bir başarıdır”.

Dışarıdan nasıl gözüktüğümüzü hayranlıkla anlatan bu ve benzeri eserler bize yeniden düşünmek  fırsatı veriyor,  bu düşüncelere katılıyoruz. ABD gibi büyük bir ülkenin ve etkili  gücün bir vatandaşı bağımsız duygular içinde Türkiye hayranlığını belirtiyor. Yurt dışına çıktığımızda açıkça gördüğümüz  Türkiye gerçeğini  bütün heybetiyle  arkamızda bir güç olarak hissederiz. Bu duygu, tarihinin derinliğinden, etkileyici coğrafyasından, güzel hasletlerle yoğrulmuş halkının  büyüklüğünden, devletimizin güçlülüğünden  gelir.  Yabancıların hayran kaldığı ülkemizin değerini ne kadar biliyoruz? Daha doğrusu hangimiz bu değerin ne kadar farkındayız?

Değerli okuyucular,  Güney ve Doğu Anadolu’da üst üste gelen terör saldırıları,  arkasından Van  depremi ile  acılar üst üste geldi, bunlar halkımızı  üzüntüye boğdu,. Yaşanan felaketler ve ortak acılarımız bizleri birbirimize daha da yaklaştırdı. Acılar paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır atasözünde olduğu gibi halkımız yardımlaşarak üzüntülerini hafifletmeye çalıştı. Bunlardan en anlamlılarından biri de    Fenerbahçe’nin kaptanı Brezilya kökenli olup da Ales ismini alarak Türk vatandaşlığına geçen Alex de Souza’nın beyanatı oldu.   Çukurca’da 24 askerimizin şehit edilmesine  çok üzüldüğünü dile getiren Alex FB  TV’ye şu açıklamayı yaptı:

“Bu, Türkiye’de yaşayan herkesin de bildiği gibi iç sıkıntılardan bir tanesi. Şu anda bizim yapabileceğimiz, şehit düşen askerlere dualarımızı esirgememek, onların ailelerine sabır dilemek. Umalım ki sorumlu olan insanlar, bu sorunların  çözülmesi için ellerinden geleni yapsınlar ve artık canlar yanmasın, şehitler verilmesin”.

 Bağlı olduğu kilisenin  karşı çıkmasına  rağmen Türk vatandaşlığına geçen Alex, sahalardaki başarılı ve sempatik kişiliğine bir yenisini daha ekledi, teröre karşı  tepkisini   insanlığın ortak dili olan dua ederek  gösterdi ve  üzüntüsünü dile getirdi.  Bazı sözde Türk vatandaşlarının sevinçten ellerini ovuşturduğu şehitlerimiz karşısında  Alex’in  duası onlara ders verecek kadar anlamlıdır.  Halkımızın deprem felaketinde gösterdiği kardeşlik ve yardımlaşma  hepimizi duygulandırırken Türkiye düşmanlarını düşündürmeye başladı.   Kürt işadamları Anadolu Birliği  Federasyonu “Bizim adımıza yapıldığı söylenen  terör olaylarını reddediyoruz. Tüm gücümüzle haykırıyoruz. Bizim için öldürmeyiniz” dediler. Bingöl, Bitlis, Cizre, Şırnak, Şanlıurfa, Hakkari’-den bazı sivil kitle örgütleri “artık yeter” diyerek kanlı eylemleri kınadılar.  Türkiye, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından sonra içinden doğduğu kaosa ilişkin   son derece canlı bir ortak hafızaya sahiptir. O zaman da İngilizlerin ayrılıkçı propagandalarına karşı Güneydoğu Anadolu’da yaşayan vatandaşlarımız  “biz bir  anneden doğmuş kardeşleriz” diyerek  karşı çıkmıştır. Türkiye bu inançla kendini kurtarırken etrafındaki çeşitli ülkelerin –Yugoslavya, Sovyetler Birliği, Lübnan, Irak, Afganistan- kardeş kavgasına düştüklerini ibretle izlemiştir.  Bu deneyimler halkımızın istikrarın  üstün değerine  inanmasını sağlamıştır. Bunun sonucudur ki bütün provokasyonlara rağmen halkımızın kardeşlik duyguları   sarsılmamıştır. Eskiden ilkokul kitaplarında çoğumuzun hatırlayacağı bir şiir vardı:

Biz biliriz bizim işimizi
İşimiz kimseden sorulmamıştır
Kılıçla, mızrakla, topla, tüfekle
Başımız bir kere eğilmemiştir

İhanet, iftira, yalan, dolan çok
Biz delikanlıyız bizde yanlış yok
Kirli oyunlara tok karnımız tok
Burası Türkiye, burdan çıkış yok

Bu kardeşlik duygularıyla   halkımızın ve Bolulu hemşerilerimin  Kurban bayramını kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128