banner120

Küresel ısınmanın etkileri artıyor

Küresel ısınma tüm dünya için en önemli problemlerden biri fakat son günlerde yaşanan sıcaklık artışları, kuraklık ve sel taşkınları ile etkisine birebir ve daha fazla şahit olmaya başladık. Peki nedir bu küresel ısınma, etkileri nelerdir ve kontrol altına alınabilir mi?

Küresel ısınmanın etkileri artıyor

Haber: Erdal Tanrıverdi

Küresel ısınma kısaca atmosferimize gelen güneş ışınlarının tekrardan atmosferimizi terk edememe kaynaklı yerküremizi ısıtmasıdır. Bu ısınma sanayi devriminden bu yana katlanarak artmaya devam etti. Günümüzde artan nüfus oranı ve tüketim ile birlikte daha da belirginleşmeye başladı. Küresel ısınmanın yol açtığı temel sonuç iklim değişikliğidir. Küresel iklim değişikliğinin temel nedenleri; nüfus artışı ve buna bağlı olarak enerji tüketimi, toprak kullanımı ve sanayinin gelişmesidir. Iklim değişikliğinin en büyük nedeni ise küresel ısınma ve buna bağlı olarak sera gazlarının artmasıdır. Günümüzde küresel ısınma sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği ülkemizde ve dünyada herkesin en çok konuştuğu konular arasında yer alıyor. Çünkü tüm dünyanın bundan çok ciddi bir şekilde etkilendiği bir dönemdeyiz. Peki nedir bu etkiler ve nerelerde karşımıza çıkmakta? 2006 yılından beri ODTÜ’de  İnşaaat Mühendisliği bölümü su kaynakları labaratuarında profesör olarak çalışan İsmail Yücel küresel ısınma ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yücel “yaklaşık 20 yıldır küresel ısınma ile ilgili araştırmalar yapıyorum. Küresel ısınmanın çok değişik alanlarda etkilerini görmekteyiz. Örneğin su, enerji, yiyecek ve gıda sektörü; deniz seviyesinin yükselmesi, mevsimlerin değişmesi, ekosistemlerin bozulması vb. Pek çok alanda bu etkiler karşımıza çıkıyor” dedi. Birleşmiş Milletler iklim komisyonun yayınladığı son rapora göre ısınmanın hızla ve artarak devam edeceği açıklandı. Yücel: “Küresel ısınma dediğimiz zaman sıcaklıklardaki artıştan ve özellikle yağışlardaki azalmadan bahsediyoruz. Sıcaklık arttıkça atmosferde nem artışı yaşanıyor. Sıcaklık artışıyla beraber atmosferin nem tutma kapasitesi artıyor. Bu şekilde nem tutma kapasitesi sıcaklık başına yaklaşık yüzde 7 olarak artıyor. Dolayısıyla bu da Dünya yüzeyinde aynı zamanlarda farklı yerlerde kuraklık ve taşkın gibi aşırı hava olaylarana sebep olmaktadır. Türkiye’de bu tip kuvvetli yağış ve kuraklık gibi aşırı hava  olaylarını sıkça görmekteyiz. Bu uç olaylar ülkemizde farklı yerlerde aynı zamanda da meydana gelebiliyor. Biz bu kuvvetli yağış ve sel olaylaranı kıyı bölgelerimiz, Akdeniz, Doğu karadeniz bölgelerimizde sıkça rastlıyoruz. Bunların sayısında artış olduğu yapılan araştırmalar sonucundaki raporlar ile elde ettiğimiz iklim modellerinde net şekilde ortaya çıkıyor. Bu tarz olaylar geçmişte de vardı. Fakat geçmişte olan aşırı şiddetli yağış olaylarının süresi dakika mertebesindeyken, şimdi ise bu olayların süresi bir kaç saat sürebilmektedir. . Bir diğer önemli konu ise kuraklık, hatta kuraklığın sellere göre etkisi çok daha yüksek olabilmektedir.. Çünkü meydana geldiğinde uzun süre bir bölgede etkisini gösterebiliyor ve daha geniş alanları kapsayabiliyor. Peki bu sıcaklık ve kuraklıklar nasıl oluyor? İklimdeki ısınmaya ve küresel ısınmaya bağlı olarak sıcak hava dalgalarında bir artış var. Sıcak hava dalgalarını şöyle açıklayabilirm, örneğin Bolu’nun herhangi bir gün içinortalama bir sıcaklığı var. Bu sıcaklığın beş derece üzerinde bir sıcaklık gördüğümüz zaman ve bu ardı ardına en az üç gün devam ettiğinde buna sıcak hava dalgası diyebiliriz. Ülkemizde farklı bölgelerde bu tarz sıcak hava dalgalarının frekansında çok fazla bir artış söz konusu. Bu direkt tarım sektörünü, biyoçeşitliliği ve ekosistemi etkiliyor. Ardışık yaşanan sıcak hava dalgaları ve kuraklık toprağın su tutma kapasitesini de azaltmaktadır. Sıcaklığın artmaya devam etmesi daha büyük etkilerinin yaşanmasına sebep olacaktır.” açıklamasında bulundu.

Küresel ısınma kıtlığa sebep olabilir

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan uyarıda, iklim değişikliği sebebiyle 2030 yılına kadar 122 milyon kişinin aşırı yoksulluğa itilebileceği duyurulmuştur. Çünkü iklim değişikliği gıda güvenliğini olumsuz etkileyerek  tarım faaliyetlerine zarar vermektedir. Sanayi sektörünün petrol, kömür vb. fosil yakıtları bilinçsizce kullanması nedeniyle ekvatoral bölgelerde artan küresel ısınma sonucunda bu bölgelerdeki tarım ve yaşam alanlarının azalmasına sebebiyet vermiştir. İklim değişikliği sonucunda Afrika da kuraklığın tarım üretimini ve ürünlerini mahvetmesi sebebiyle 39 milyon insan gıda yetersizliği çekiyor. İklim değişikliğinin artması ile birlikte bu sıkıntı tüm Dünyaya yayılabilir. Yücel “Yaşanan  bu sel, taşkın, yangın ve sıcaklık artışı çiftçinin ürünlerine zarar veriyor. Önümüzdeki yıllarda bu olayların etkisi daha yüksek olabilecektir” dedi.

En kötü seneryo nedir?

Küresel ısınma devam ederse yaşanabilecek olan en kötü senaryoyu İsmail Yücel şöyle açıkladı “Şu an bizim yaptığımız son iklim modellerini değerlendirdiğimizde, yüzyıl sonunda en kötü senaryoya göre hiçbir tedbir almadan bu şekilde devam edersek ve ısınma da bu şekilde devam ederse Türkiye’nin genelinde özellikle Batı Akdeniz, İç Ege, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde altı buçuk dereceye varan sıcaklık artışları meydana gelecek. Bu sıcaklık artışı dayanılması güç bir durum ve felakete doğru bir gidiştir. Orta senaryoya baktığımız zaman onda da yine aynı bölgelerde üç buçuk dereceye varan sıcaklık artışı var. Orta senaryonunda olumsuz sonuçları olacaktır. Birleşmiş Milletlerin aldığı karara göre yüzyıl sonunda sıcaklık artışını iki dercede tutmaktır.. Bir felakete gitmemek için kontrollü sıcaklık artışı olması gerektiği açıklandı.   İklim model sonuçlarına göre ülkemizinde bulunduğu Akdeniz havzasında hem sıcaklık artıyor hem de yağışlar azalıyor.  Dolayısıyla bu bölge iklim değişikliğinde  en kırılgan olan bir bölgedir.   Bu kırılganlıktan dolayı bizim bu değişimlere karşı tedbirli olmamız gerekiyor” dedi.

Felaketlere engel olmak için neler yapılabilir?

Yaşanan ve ileride yaşanması muhtemel olan bu felaketlere engel olmak mümkün mü? Küresel ısınmayı kontrol altına alabilir miyiz? Yücel: “Bizim artık dünyanın da aldığı tedbirlere paralel olarak tedbirlerimizi arttırmamız gerekiyor.

Bu aşırı olaylara karşı alınabilecek tedbirler; yeni şehirleşme planlarının yapılması, yeni tarım bitkilerinin yani kuraklığa dayanıklı bitkilerin belirlenmesi bu tarz modellere geçilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, fosil yakıt tüketiminin azaltılması gerekiyor. Dünyada artık bunun sıfırlanması konuşuluyor. Yoksa ilerideki zamanlarda durumumuz çok daha kötü olacaktır. Yenilenebilir enerji Türkiye’de uygulanıyor. Çok geniş bir düzeyde güneş enerjisi, rüzgâr, hidroelektrik biyogaz vs. bu alanlara bir geçiş var ama bunun büyüyerek devam etmesi gerekiyor. Eğer bu kaynaklar mevcutsa kullanılması gerekiyor. Ülkemizde akıllı şehirler ve ekolojik evler için adım atılması gerekiyor kısmen olan yerler var ama daha kapsamlı daha programlı bir şekilde akıllı şehirlerin dizaynına doğru yönelinmesi gerekiyor. Nedir bunlar? Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiştir, yağış azalıyorsa orada düşen yağışı bir şekilde tutumamız lazım. Yağmur suyunun emilmesi için değişik pilot projeler var bunların geliştirilmesi gerekiyor. Ayriyetten yağan yağmurun çatılarda depolanması yani o yağmur suyunun kayıp olmaması ve tekrar farklı amaçla kullanılması için projeler geliştirilebilir. .” açıklamasında bulundu.

“Kürsel ısınma hepimizin sorunu”

Yücel “Türkiyede tedbirler için uyum ve azaltım adımlarını izleyecektir  şu anda küresel ısınmanın tüm etkilerini yaşıyoruz dolayısıyla küresel ısınma ile ilgili Türkiye çalışmalar yapıyor fakat bu çalışmaların artarak devam etmesi gerekiyor. Planlı programlı sürdürülebilir çalışmaların olması lazım. Küresel ısınma tüm dünya yı etkiliyor ve bu herbir bireyin sorunu.  Küresel ısınma genel bir sorun ve bu konu daki farkındalığımızı artırarark, uyarıları çok ciddi biçimde dikkate almamız gerekiyor.  Bu ısınma durmayacak insanların alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor su tüketiminin değişmesi gerekiyor çünkü artık şartlar eskisi gibi değil. Belediyelerin ve üniversitelerin bu konuda çalışan uzmanlarla işbirliği içinde olması lazım. Toplumu bilgilendirmek için pilot projeler yapıp yaygınlaştırmamız lazım.  Eskiden Türkiye’de güçlü bir mevsimsellik vardı ilkbahar, yaz, sonbahar, kış. Artık bu mevsimsellik kalkıyor, iki mevsim belirgin hale geliyor yaz ve kış. Şu an ülkemizde kış kendini dar bir alanda gösteriyor geri kalan yaz olarak kendini gösteriyor. Artık bu değişime  uygun olarak  değişik sektörler de  (tarım, enerji, su)  Dünya’da yapılan çalışmalara benzer olarak  Türkiye’de de uygulanan benzer çalışmaların daha da yaygınlaştırılması gerekiyor” dedi.  Son olarak Yücel: “Biz su zengini bir ülke değiliz  dolayısıyla tasarruf yapmalıyız. Artan nüfusa karşı  sabit olan su kaynaklarımızı her alanda etkili bir şekilde kulanmamız gerekiyor.” uyarısında bulundu.

Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2021, 15:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128

banner124