Laftan Öteye Gidilmiyor

Saadet Partisi Bolu İl Yönetimi, dün parti binasında basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Gazze’de yaşananları tekrar hatırlatan Saadet Partisi Bolu İl Başkanı Veysel Çetinkaya, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili de Cumhurbaşkanı adaylarının aralarında yaşanan “İstiklal Marşı” polemiğine de değindi.

Laftan Öteye Gidilmiyor
Saadet Partisi Bolu İl Yönetimi dün parti binasında basın toplantısı düzenledi. Düzenlenen toplantıya il yönetimi ve parti üyeleri katıldı. Basın toplantısında gündeme yönelin açıklamalara yapan Saadet Partisi Bolu İl Başkanı Veysel Çetinkaya, Gazze’de yaşananları kınamanın ötesine gidilmediğinden yakındı. Aynı zamanda 2 gün sonra gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili de açıklamalar yapan Çetinkaya, “İstiklal Marşı” polemiği ile ilgili; “Elbette İstiklal Marşını okumasını bilmek önemlidir. Ama ondan daha önemli olan İstiklal Marşının mısralarını değil, ruhunu bilmektir” dedi. İşte tüm ayrıntılarıyla Saadet Partisi kanadından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi.

 

 “Yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederiz. Bu seçim Türkiye ve İslam Coğrafyasının tarihi bir süreçten geçtiği döneme rast geliyor. Hiç şüpheniz olmasın ki yeni seçilecek cumhurbaşkanı en önemli sınavını dış politikada verecektir. Filistin konusunda, Irak konusunda, Suriye konusunda bölünen, parçalanan, talan edilen mazlum coğrafyalar karşısında verecektir. Fakat ne hikmetse adayların hiçbirinin gerçek gündeminde bu mazlum coğrafya için ciddi çözüm önerileri bulunmamaktadır. Küresel emperyalizmin desteği ile milyonlarca mazlum Müslüman’ın kanı akıtılırken sadece kınamalarla geçiştirilmekte, laftan öteye gidilmemektedir. Bu da tabiri caizse sadece toplumun gazını almakta, insanımız bu zulümler karşısında adeta duyarsız hale getirilmektedir.”

 

Önemli Olan İstiklal Marşının Ruhu

 

“Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde adaylar arasında bir İstiklal Marşı polemiği yaşanıyor. Efendim İstiklal Marşını biliyordu, bilmiyordu. Sanki Cumhurbaşkanlığı yarışı değil de, şiir okuma yarışması yapıyorlar. Elbette İstiklal Marşını okumasını bilmek önemlidir. Ama ondan daha önemli olan İstiklal Marşının mısralarını değil, ruhunu bilmektir. O ruhun manasına uygun şahsiyetli bir duruş ortaya koyabilmektir. Şimdi size aynı Mehmet Akif’in 1913 yılında yazdığı başka bir beyitini hatırlatmak istiyorum. ‘’İşte Fas, iste Tunus, işte Cezayir gitti. İşte Irak’ı da taksim ediyorlar şimdi. Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor Evvela parçalamak, sonrada yutmak diliyor.’’ Ve yine, ‘’Ey yolcu! Uyan, yoksa çıkarsın ki sabaha. Bir kupkuru çöl var; ne ışık var ne de vaha’ ’Hakikat böylesine hazin bir tabloyu karşımıza dikmiş olmasına rağmen adaylar, polemiklerle zaman öldürüyor. Zaten bölünmüş bir coğrafya, bununla yetinmeyen küresel emperyalizm, Büyük Ortadoğu projesi, yani Büyük İsrail Projesi çerçevesinde daha da küçük parçalara bölmek için ırki ve mezhebi farklılıkları körükleyerek onları silahlı çatışmanın içine çekmektedir. Bunun için Kürt, Türk, Şii, Sünni, Arap, Acem denilerek her türlü etnik ve mezhebi farklılıklar tahrik ediliyor, kışkırtılıyor. Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki burada asıl hedef Türkiye’dir. Şu bir gerçek ki; Ortadoğu da yaşananlardan Amerika, Küresel Silah Baronları, Rusya, Sömürgeci Kapitalizm, İsrail ve Avrupa ülkeleri karlı çıkmaktadır. Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Libya’daki olaylar, Amerika başta olmak üzere Batılı ülkelerin desteği ile İsrail’in güvenliği için yapılmaktadır. Mevcut iktidar, Irak ve Libya’nın Irkçı Emperyalizm tarafından işgali esnasında maalesef zalimlerin yanında yer almıştır. Şunu açıkça ifade ediyoruz ki Türkiye başta olmak üzere bütün İslam ülkeleri yöneticileri bugün Gazze sınavından geçmektedir. Gazzeli Mücahitler mübarek Ramazan ayını cihat ve şehadetle taçlandırarak bu sınavı en güzel bir şekilde verdiler, veriyorlar. Bu tarihi sınavın galibi Gazzeli kardeşlerimizdir. Kaybeden ise tüm insanlıktır. Son olarak iktidara şunu sesleniyoruz. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de yaşanan zulümleri durdurmak için Türkiye’nin öncülüğünde çok ciddi adımlar atılmalıdır. İktidar halkımızı da arkasına alarak bu zulmü durdurmak için gecesini gündüzüne katmalı, topyekûn bir mücadelenin içine girilmelidir. Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki; zulme seyirci kalmak, sonunda o zulmün gelip bizi boğması demektir.”

Güncelleme Tarihi: 09 Ağustos 2014, 01:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER