seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

Maksimum verim, kar ve huzur için hedef sıfır kaza olmalıdır

Yasa çıksa da hala insan sağlığı ve güvenliği hiçe sayılmaktadır. Çalışanların sağlığı ve güvenliği için değişen tek şey çıkan yasalara uygun yasak savma girişimleridir. Geç olsa da, torba yasayla iş güvenliğine önem veren firmalar kısmen de olsa ödüllendirilecek. Bu yetecek mi, tabiki hayır, çalışan ve işveren olarak, zihinlerin ve zihniyetlerin düzelmesi şart. Kaza bildirimleri yapılmadığı taktirde, işveren ödülü hak edecek mi, bunu bilemiyorum.

 Maksimum verim, kar ve huzur için hedef sıfır kaza olmalıdır

Herkesin bildiği üzere 6331 sayılı yasa çerçevesinde 10 kişi çalışan bir işyerinde yasada belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde yıllık olarak işverene yaklaşık 125.000.-TL, 50 kişi çalışan işyerinde ise 490.000.-TL yi bulan ceza uygulanabilmektedir. İşin ehline yaptırılması yerine yasanın tarifine uygun işlerin geçiştirlmesi tercih edilmektedir.

 

Yasanın hedefi, işyerlerindeki iş kazalarının azaltılması yerine tamamen önlenmesidir. Ölümle neticelenen iş kazası neticesi işverenin ödeyeceği maddi manevi tazminat tutarı ile iş gücü ve üretim kaybıyla maliyet en az 500.000.-TL, maluliyetle neticelenen kaza olaylarında işverenin kaybı 100 binlerler seviyesinde olmaktadır.

 

Yasanın getirdiği cezalar veya kaza sonrası ödenecek tazminatlar gündemimizde olmamalı, hedef, hizmet olmalı. Bir önerinin bir kazayı önlemesi, ölçülmeyecek kazançtır. İşletme körlüğü gözümüze perde olmasın. Tecrübeyle bütünleşen uzmanlık işini ehil kişilerle işletmenizi şekillendirin. İş güvenliği, işinizin önceliği olsun. Soma’da İstanbul’da duyulan ve duyulmayan her kaza olayında canlar yanmakta, ocaklar sönmektedir.

 

İşyerlerinde kazaların yaşanmaması, işlerin ileri gitmesi, verimin, karın, kalitenin artması için yapılan çalışmalarda iş güvenliği hususları temel esaslar arasında yer almalıdır.

 

İşyerlerinde iş güvenliği yalnız kanunun emrettiği işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanlarının bulundurulması, gerekli kontrol belgelerinin tamamlanmasıyla sınırlı olmamaktadır.

             

 İş güvenliği tecrübeyle bütünleştiği gibi, işverenlerin yaklaşımları, olaya bakışları da önemlidir. Yasak savıcı olmanın kimseye faydası olmayacaktır. İş güvenliği ile ilgili geç kalmış uygulamaların biran önce hayata geçirilmesi, zorunludur.

 

KAİZEN İş Sağlığı Güvenliği firması olarak “daha iyiye değişim” politikasında iş kazalarının minimum seviyelere indirilmesi hedefinde 5S sisteminin uygulanması, işletmeye zaman kaybettirmeyip, üretimin artması yönünde kolaylıklar sağlayacaktır. 5S sisteminde toparlanma, ayıklama, düzen, temizlik, standartlaşma, disiplin gibi hususların organizasyonu sayesinde verim ve karlılık artacak, iş kazalarının minimum seviyelere düşmesine katkı sağlanacaktır. Belirlenen hedefler doğrultusunda yapılacak çalışmalara işverenlerin katılım ve desteği olmadan iş güvenliğinde başarı elde etmek mümkün değildir.

             

 Tüm faliyetlerinizde sağlık ve güvenlik konularının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, çalışmaların başında bir dakika gibi kısa bir süre ayırıp, iş güvenliği konularının göz önünde bulundurulması, iş güvenliği bilincinin tüm çalışanlarda oluşmasının sağlanması, bu bilincin yaygınlaştırılması, etkin şekilde uygulanması, sürekli iyileştirilmesi ve teşfik edilmesi hedeflenmelidir.

 

İş sağlığı ve güvenliği tüm çalışanlarla paylaşılmalı, organizasyon yapısı içinde ve verilecek eğitimlerle,  özellikle tehlike tahmin eğitimleriyle, yönetim dahil tüm çalışanların iş güvenliğine katılımı sağlanmalıdır.

 

Sıfır kaza politikasındaki ilk ele alınması gereken husus ortamdaki tehlikeli durumlardır. Tehlikeli durumlar, iş kazalarının içinde %20 lik bölümü oluşturur. Öncelikli hedef, “her iş kolunda” yapılan çalışmalarda ve çalışma ortamlarındaki tehlikeli durumların tespit edilip, düzeltilmesi olmalıdır. Bu nedenle 6331 sayılı yasada Risk Analizi mecbur tutmuştur.

Herşeyin düzgün ve kaza riskinin düşük olduğunu veya bugüne kadar hiç kaza yaşanmadığını düşündüğümüzde “O” (sıfır) kazadan bahsetmek, yanıltıcı olacaktır.

 

İstatistiklere göre meydana gelen kazalarda %20 tehlikeli durum olsa da, kazaların %80 ni tehlikeli davranışlar sonucu meydana gelmektedir. Kazların %50 lik bölümü çok basit önlemlerle anında önlenebilir durumdadır. Bir örnek verirsek, konkasör durdurulup, çene kısmına sıkışan taş, parçalanmaya, çıkarılmaya çalışırken, hazne içinde yığın halde bulunan taşların, çalışma esnasındaki titreşimlerle hareketlenip, işçinin üzerine doğru yuvarlanması olayında, görünür durumdaki tehlikelere karşı önlem almak, bir çok tehlikeyi ve riski önleyecektir. Kazanın meydana gelmesinde etkili olan tehlikeli davranışların içinde çoğunlukla ihmal ve keyfi davranışlar yer almaktadır. Yargı aşamasında, keyfi davranışların önlenmesi de işverenin yükümlülüğü olarak değerlendirilir. Bunun sebebi de işverenin yaptırım, disiplin gücünün bulunması ve yapılan çalışmaların işveren menfaatine olmasıdır.

 

İş kazalarının yaşanmaması, beklenmedik diye tabir edilen olumsuzluklarla karşılaşılmaması için öncelikle işverenler tarafından iş güvenliği ile ilgili hususların yasak savıcı nitelikte değil, gerçek anlamda işyerlerinde uygulanmasıyla ve tüm çalışanların iş güvenliği çalışmalarına katılmasıyla, iş disiplinin uygulanmasıyla, sağlanabilir.

 

İşyerinde çalışanlardan tehlike tahmini yapması istenerek, herkesin iş güvenliğine katılımı sağlanmalı, toplanan görüşler ehil uzman başkanlığında değerlendirilip, yöneticiler dahil tüm çalışanların katılacağı tehlike tahmin eğitimi düzenlenmelidir.

 

Bu yeterli olacak mı?, Çalışmalar zaman içinde bütünleşeceğinden bir süre sonra olumsuzluklar minimum seviyelere inecek, hissedilir şekilde performans, verim ve kazanç artacaktır. Zira, işletmelerdeki iş güvenliği ile ilgili çalışmaların tamamlandığı, iş güvenliği önlemlerinin yeterli olduğu düşünüldüğünde yeni bir olayla karşılaşmak mümkün olacaktır. Bu nedenle iş güvenliği devamlılık gerektirmektedir.

 

Unutulmamalı ki! Her işyerinde olduğu gibi yaşadığımız her ortamda tehlike ve risk vardır.

Yaptığımız çalışmalarda ve yaşadığımız ortamda kaza olacak/olabilir diye düşünmek yerine kaza ihtimallerine karşı güvenlik önlemlerini düşünmek, tedbir almak daha kolay olacaktır. Zira, 5 yıldızlı tesis de olsa her yerde tehlike vardır.

 

Zira, Yaradandan ötürü her canlının bu dünyaya gönderilmesinde bir sebep olduğu gibi her bireyin ayrı bir yerinin ve görevinin bulunduğu, hiç kimsenin ama hiç kimsenin “iyi veya kötü” yerinin doldurulamayacağı düşünülerek, iş yaparken bir kaç dakika vakit ayırıp, tedbir almak en doğrusu ve en güzeli olacaktır.

 

İleride 6331 sayılı yasanın getirdiği cezalardan da bahsederiz ama Sıfır Kaza Hedefinde, işverenlerin, üst yönetimlerin iş güvenliği bilincinde olması, çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği hususlarının eksiksiz uygulanması, tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine katılımının sağlanması, gerekmektedir.

 

Bu konularda müşavirlik, danışmanlık, uzmanlık hizmetlerine ihtiyaç vardır. İşyerleri ve çalışma ortamları işin ehli uzmanlar tarafından belirli periyotlarda değerlendirilmelidir.

 

İşin ehli denildiğinde, ilk akla gelen İş Güvenliği Uzmanlarıdır. İş Güvenliği Uzmanı denilince de, iş güvenliği ile ilgili çalışmaları yapan kişinin konusunda uzman olmasıdır. Uzmanlık tecrübeyle bütünleşen bir husustur. Özellikle İş Güvenliği Uzmanlığı, tüm mühendisliklerin birleştiği, bütünleştiği bir yerdir. Makine, elektrik, inşaat, kimya, fizik, maden, jeoloji vb. Mühendislikler kapsamında işyerinin niteliğine üretime göre, çalışma ortamında kullanılan iş ekipmanlarını, elektriği, iskeleyi, gazı, tozu, dumanı, ergonomik durumları, halatı, sapanı, proseslerdeki iş akışını değerlendirebilecek, ortamda ve yapılan çalışmalarda doğmuş ve doğabilecek tehlikeler hakkında bilgi verebilecek, işverenlere yol gösterebilecek, birikim gerektirir. Mühendislik formasyonu ile iş güvenliği uzmanlığı ayrıdır.

 

01.01.2013 Tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6331 sayılı yasa gereği doğan ihtiyaç üzerine Çalışma Bakanlığı tarafından uygulanan 90+90 saat sonunda açılan imtahanla yüzbinlerce iş güvenliği uzmanı yaratıldı. Bu da, yaklaşık 10 yıl daha işverenlerimizin kaderleriyle, çalışanlarımızın kazalarla iç içe yaşaması demektir. Ülkemizde çok geç kalınmış olan bu hususta işin bir yerinden başlanması gerekse de, çocuk ölü doğdu denilebilir. İş güvenliği uzmanlığı denilince teknik iş müfettişlerinin yeri tartışılmaz. İş Müfettiş yardımcısı olarak başlayan çalışma hayatı, müfettiş yardımcısı olarak 3 yıl sürmektedir. Daha sonra Bakan adına Bakanlık İş Teftiş Kurulu Başkanlığında oluşturulan heyet tarafından yapılan yazılı ve sözlü sınavı geçtiğinizde müfettiş olursunuz. Yani iş güvenliği müfettişliğine adım atmış olursunuz. Yıllara ve kendi becerinize bağlı edinimlerinizle uzmanlaşmaya çalışırsınız.

 

Mühendislik formasyonunda dahi, ferdin yetişmesi ve konusunda uzman olması en az 5,10 yılı almaktadır. Tüm mühendisliklerin bütünleştiği yer olan iş güvenliği uzmanlığı daha fazla birikim gerektirmektedir.

 

6331 sayılı yasanın 4.madde hükmü gereğince, işveren çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. İşyerlerinizde 90+90 Saatlik süre sonunda alınan belgeye sahip, iş güvenliği uzmanlarının değerlendirmeleriyle yetinmeyip, onların uzmanlaşmasını beklemeden, işyerlerinizde alınması gereken önlemlerin etkin şekilde alınmasını sağlayınız.  

Kamuoyuyla paylaşılan asansör kazası hariç, SOMA maden kazası ile birlikte ülkemizde 6 ay içinde 978 ölümlü iş kazası meydana geldi, bunların 141 adeti Haziran ayı içinde yaşandı. Bu gidişe dur demek için işyerinizin, konusunda uzman olanlar tarafından kontrol edilmesini sağlayınız, özellikle Çalışma Bakanlığı Teknik İş Müfettişleri tarafından yapılan denetimleri fırsat bilerek, iyi değerlendirin, tüm müfettişlerin önerileri müşavirlik hizmetiyle eşdeğerdir.

 

Bu güne kadar müfettişlik hayatımda ve Adli Yargıda yaklaşık 12 binin üzerinde iş kazası incelemem vardır. Bir müfettiş arkadaşımın tespitini sizlerle paylaşmak isterim, bir maden ocağında havalandırma ölçüm değerleri bilgisayar ekranında normal görüldüğü halde, teftiş yapan müfettiş tarafından ocak içindeki havanın aynı olmadığı tespit ve kuşkusu ile yaptığı araştırma sonunda ocak içi ortam ölçümü yapan detektör ucuna dışarıdan gizlice çekilen boru ile temiz hava üflendiği tespit edilmiştir. Müfettişlik (uzmanlık) böyle birşeydir. Herkes kaderini kendi çizer, fakat iş kazaları kader değildir. Yanlış bir uygulamamız varsa daha fazla kaybetmemek için kazanç gibi görünen uygulamalarımıza dur diyelim. İşveren ve çalışan olarak, kendimizi kandırmanın karşılığı, dönülmez ve çok pahalı olacaktır. Zira, her iş kazası, meydana geldiği yerde iz bırakır, bu izi silemezsiniz.

 

Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2014, 18:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner129