Mehmetçik, Mehmet Ağa, Memoş!

Erhan Beykoz'un Kaleminden

 Mehmetçik, Mehmet Ağa, Memoş!

Asker ocağı, Peygamber ocağı diye anlatıldı bizlere.

Kimliği, mesleği, kişiliği, varlığı, yetenekleri bir kenara bırakılarak girilen asker ocağında herkes eşit olarak vatan görevine başlardı.

Askerliğini yapmayanın adam yerine konmadığı bir ülkede yaşıyorduk!

Askerliğini yapmayana kız verilmediği ayrı bir gerçekti…

Toplumda en son konuşanlar askerliğini yapmayanlar olurdu!

Davul, zurna eşliğinde, bayram havasında gönderilirdik.

Eğlenceler yapılır, ellerimize kına yakılırdı!

Kurbanlığa yakılan kına Allah’a, askere giden delikanlıya yakılan kına vatana kurban adanırdı.

Eski adı E-5 olan yerden gönderilirken, rol modelim Rahmetli Babamın ilk kez gözlerinden yaş aktığına şahit olmuştum.

Nasıl bir heyecan, nasıl bir gurur, nasıl bir büyüme ve ayaklarının üzerinde durma gücüydü çıktığımız yolculuk!

Ülkemin dört bir tarafından gelen vatan evlatlarıyla aynı ortamda, aynı amaca nasıl kilitlenmiş, nasıl bir bütün olmuştuk.

Bir lokma ekmeğin paylaşıldığı, kışın nöbetlerin yarım saatlere düştüğü çok güzel anılarımız oldu.

Üst devrelerin alt devrelerle olabildiğince çekişmelerinin yaşandığı günlerdi.

11-01, 03-05 nöbetlerinin istenmediği ama yüksek ruh düzeyiyle tutulduğu günlerin sabahının çekilmediği çok olmuştu.

İnsanın kendiyle baş başa kaldığı nöbetlerde, gelecek, geçmiş, yapılacaklar, pişmanlıklar ve güzel hayaller kurulurdu.

Çarşı izinlerine çıkıldığında, sanki hiç bitmeyecek gibi gelen günün akşamı, hüzün ve hasret yüreklerimize ağır yük getirirdi.

Mantığın bittiği yerde askerlik başlar denirdi ama hiç de öyle değildi. İnsan beyninin mantığa oturduğu, doğrularla yanlışların, hatalarla güzelliklerin beyin muhakemesiydi, askerlik.

Plakalar sorulurdu… Her asker arkadaş sivilde selam dahi vermediği toprağını arardı. Bütün plakalar ezbere bilinir, teskerecilerin plakalarında sırtımızda taşırdık.

Eline bıçak almaya korkanlar, piyade tüfekleriyle adeta aslan kesilirlerdi.

Ne oldu bize, neden o aslan Mehmetçikler, şimdilerde çeşitli isimlerle anılır oldu. Askerlik kolaylaşırken, neden kaçar olduk.

Mutfaklarda sabahlara kadar ayıkladığımız pirinçler, mercimekler, soyduğumuz patatesler artık yoktu. Şimdilerde yemekler dahil her şey özel ellerden çıkıyordu.

Eğitimde kaba davranışlar kalkmış, yerine asker olmanın özellikleri verilmişti. Yetmiyor gibi babalarımızın 4 yıl yaptığı askerlik bir yıla indirilmişti.

Bütün bu çok eksikle yazmaya çalıştığım askerlikle ilgili, çocuklarımıza, eşimize, anamıza, babamıza, arkadaşlarımıza anlatacak çok şeyimiz vardı. Peki şimdi?

Çıkmaz denildiği halde çıkarılan bedelli askerlikle ilgili konulan isimler sonrası, kim çocuklarına anlatacak, kim “adam” oldum diyebilecek.

Haliyle parası olana askerliğin olmadığı, belki bütçe açıklarının, belki “Saray”ların açıklarının kapatılacağı dönem hepimize hayırlı olsun.

Askerlik için bu aşamadan sonra “MEHMETÇİKLER” i tenzih ederek, adına ne denirse herkes kabul etmek zorunda kalacaktır.  

Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2014, 15:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128