Mengen Müftüsü Yalçınkaya’dan şok açıklamalar

Mengen Müftüsü Naci Yalçınkaya, gazetemize İlçenin gündemini değiştirecek şok açıklama yaptı. Yalçınkaya, müftülüğün haberi olmadan ilçe de yapılan pek çok caminin kıblesinin yüzde 30-35 derece bozuk olduğunu açıkladı.

Mengen Müftüsü Yalçınkaya’dan şok açıklamalar

ÖZEL HABER: SEMİH BAYKAL

İlk olarak göreve geldiği 2,5 sene boyunca ilçe de yaptığı çalışmalar hakkında ve İmam Hatip lisesiyle olan bağlantılar hakkında bilgiler veren Yalçınkaya; “ İmam hatip Lisesi Milli Eğitime bağlı olduğu için bizimle doğrudan bir bağı yok. Biz Camilerden ve Kuran kurslarından sorumluyuz. İmam Hatip okuluyla gönül bağımız olduğu için ve İmam okulundan mezun olan öğrenciler bize imam olarak, müezzin olarak veya Kuran kursu öğreticisi olarak döndüklerinden dolayı bizim alt yapımız sayıldığı için ve bir de din eğitimi verildiği için ilgi gösteriyoruz. Onun dışında fiziki olarak veya organik olarak İmam Hatip okuluyla herhangi bir bağımız yok. Bizim Gökçesu’da, Pazarköy’de ve 3 adette merkezde olmak üzere toplam da 5 tane Kız Kuran kursumuz var. Bu 5 Kuran kursumuzda gündüzlü eğitimlidir ve yetişkin bayanlara hizmet vermektedir. Okul çağındaki çocuklarımız için herhangi bir Kuran Kursumuz yok. Yani bizim okul çağındaki çocuklarımıza hizmet verebilmemiz için Kuran kurslarımızın yatılı olması gerekiyor” diye bilgiler verdi.

“ŞU ANDA PANSİYON ANLAMINDA YETERSİZ DURUMDADIR”

 İmam Hatip Lisesinin yurdu hakkında bilgiler veren ve neden yurtta yatılı Kuran kursu açamadıkları konusunda açıklayan Yalçınkaya; “ Biz sadece bu yurt da aşçılık okulu öğrencileri de dahil olmak üzere ihtiyaç odaklı haftada 6 saatlik öğrencilere bir Kuran kursu veriyoruz. Ancak yatılı olarak Kuran Kursu açma imkânımız yok. Çünkü iki kurumunda mevzuatları, yönetmelikleri farklıdır. Bu yurtta sadece kalmak ve kurs açmak sorun değil. Ancak burada kalan öğrencilerin yemekhanesinde kimin için yemek pişeceği, öğrencilerin iaşelerini hangi kurumun ödeyeceği büyük bir problem yaratıyorAşçılık okulunda okuyan yabancı öğrenciler konaklama problemi yüzünden Milli Eğitimin yapmış olduğu bir sınavla bu yurtta kalabiliyorlar. Ama bizim derdimiz sadece pansiyon değil. Bunun yemekhanesi, dershanesi de bizim için önemlidir. Şu anda o yurtta kalan öğrencilerin tamamı yatakhanelerinde etüt yapıyorlar. Yani etüt imkanları bile yok. Bir tane mescid ve bir tane dershane var. Burada da sadece Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler çalışabiliyor. Yani okul ortamında bunlar gerçekleşmediği için okul dahi kendi kendine yetmeyen bir pozisyondadır. Okul her ne kadar potansiyelinin altındaki öğrenci sayısıyla eğitim veriyor olsa bile şu anda pansiyon anlamında yetersiz durumdadır” diye açıkladı.

 “TAMAMEN KIBLEYE AYKIRI YÜZDE 30-35 DERECE BOZUK OLAN CAMİLER VAR”

 İlçe’de köyler dahili 146 tane cami olduğundan bahseden Yalçınkaya, müftülüğün haberi olmadan önce yapılan camilerin kıblelerinde yüzde 30-35 derece bozukluk olduğunu da söyledi Yalçınkaya; “ Toplam da İlçemizde köylerimiz dahili 146 tane camimiz var. Ama tamamen köy boşaldığı için ibadete kapanan ve kadrosu olmayan camilerde bunun içindedir. Şu anda boş kadrolar dahil 130 yakın personelimiz var. Biz buraya göreve geldikten sonra yapılan camilere müdahale ettik. Cami ihtiyacı olan yerlerle görüşerek, onları yönlendirdik, kıble tespitini yaptık ve projelerinin olup olmadıklarını kontrol ettik. Yani Bunların örneği, Kadı Susuz köyü, Düz Ağaçta Bayraktarlar Mahallesinde, Kadılar köyümüzde var. Buralara bizzat müdahil olduk. Ama ben burada görevli değilken, Müftülüğümüzle istişare edilmeden birçok yerde camiler yapılmış. Şu an onların ciddi sıkıntısını yaşıyoruz. Pek çoğunun da kıbleleri bozuk. Yani tamamen kıbleye aykırı yüzde 30-35 derece bozuk olan Camiler var. Neredeyse köşeye dönmesi gereken camiler var. Zaten 45 dereceden sonra ibadet etmek mümkün değil. Buralarla ilgili bir takım tavsiyelerde bulunuyoruz. Özellikle depreme dayanıklı değilse, buraları yıkın yeniden yapın diyoruz. Ama depreme dayanıklıysa kıble istikametini düzeltelim diye telkinlerde bulunuyoruz” dedi.

 “CAMİ İHTİYAÇLARI VARSA MUTLAKA MÜFTÜLÜĞÜMÜZE UĞRASINLAR”

 Köyler de eski cami varken, kendilerine danışılmadan yeni bir tanesinin daha yapıldığını anlatan ve bu yüzden camilere imam bulmakta zorlandıklarını ifade eden Yalçınkaya; “Vatandaşlar köylerde hiç kimseye danışmadan köyde bir cami varken, belki arada 30 metre mesafe olan yere cami yapanlar olmuş. Eski camiyi yıkıp yenisini yapmak yerine burası dursun şuraya yenisini yapalım diye aradan bir yolgeçen yere cami yapanlar olmuş. Tabi bu yapılan yeni camilere bizden kadro vermemizi ya da görevliyi oraya nakletmemizi istiyorlar. Ama biz bunu nasıl yapacağız? Eski cami ne olacak? Bizde bir vakıf kültürü vardır. Eski camiyi yapanlar, bağışlayanlar insanlar buraları vakıf olarak yapmışlar. Buranın bir vebali var. Biz şimdi yeni yere taşındığımızda yarın bir gün eski camiyi biri ahır olarak kullansa, ya da köylüden burayı satın alıp gayri meşru olarak kullansa biz bu vebalin altından kalkamayız. Onun için biz halkımıza tavsiye ediyoruz ki bir cami ihtiyaçları varsa mutlaka Müftülüğümüze uğrasınlar diyoruz” diye ifade etti.

 “İLÇE MERKEZİNDE SADECE BİR TANE CAMİ OLUR”

 Kendilerinin cami yaparken öncelikle cemaat sayısına dikkat ettiklerini de belirten Yalçınkaya; “ Öncelikle biz bir cami yaparken öncelikle cemaat sayısını çok ciddiye alırız. Biz vaazlarımızda, çeşitli platformlarda şunu hep belirtiyoruz, ilçe merkezinde sadece bir tane cami olur. Yani dışarıdan gelen insanların göreceği, ilçenin merkezini temsilen, çarşısı, pazarı buradadır diyen büyük bir merkez camisi olur. Ama bunun dışındaki mahallelerdeki, köylerdeki, sokak aralarındaki camilerin oradaki cemaate yetecek kadar olmalıdır. Çünkü fazla büyük olduğunda biz orayı ısıtamıyoruz, temizleyemiyoruz, aydınlatamıyoruz ve oranın bakımını-onarımını yapmaya gücümüzü yetiremiyoruz. O yüzden olması gerek şudur, bir tane merkez cami olur. Ama bunun dışındaki camiler, çatılı, güzel ısıtılabilir, bakım-onarımı kolay ve ihtiyaca kadar yapılmalıdır. Ayrıca Camiler konusundan konuşurken okunan ezanlar hakkında bilgiler vermek isterim. Biz buraya geldiğimiz zaman merkezi sistemi kaldırdık. Arkadaşlara herkes kendi camisinde ezanı kendi okuyacak dedik. Fakat köylerimizin pek çoğunda imam yok. Ancak buralara da ezanın gitmesi gerekiyor. O yüzden camilerimizden merkezi sistemi sökmedik. İmamı olmayan yada izinli olan imamlarımızın bulunduğu camilerde ezan merkezi sistemden okunuyor. Fakat görevi başında olan arkadaşlarımız ise ezanı kendileri okuyor” diye ifade etti.

YENİ MÜFTÜLÜK BİNASI 990 BİN TL’YE YAPILACAK

Eski Zonguldak Caddesi üzerine yapacakları olan yeni Müftülük binası Hakkında da bilgiler veren Yalçınkaya; “ Yeni Müftülük binamız eski Zonguldak Caddesi üzerinde Cezaevine ve Garnizona yakın bir yerde yapılacak.  Binanın Bin 246 lira muhammen bedeli vardı. 990 bin TL artı KDV’ye ihalesini yaptık. Bodrum artı 3 kattan oluşuyor. İçerisin de 4-6 yaş arası Kuran kursu, yayın satış yerleri, Diyanet Vakfımızın bürosu, Hac ve umre kayıtlarının alınacağı, toplantı salonu olacak. Müftülük binasını, tarihi dokuya uyan, kamu kurumlarının kat yüksekliklerini temsil edecek şekilde planladık. Ayrıca Belediyenin park olarak planladığı binanın arkasında bir yer var ve biz o yer için Belediyemize teklif sunmayı düşünüyoruz. Bu yeri bir an önce faaliyete geçirerek hem bizim hem de mahallenin kullanmasını istiyoruz. Bina ile ilgili şunu da söylemek istiyorum ki, kış şartları yüzünden binanın inşaatına başlayamadık. Ama bahar mevsiminin gelmesiyle inşaatımıza başlayacağız ve bir yıl içerisinde bu binamızı teslim alacağız.  Müftülük binamız bizim açımızdan önemli ama hayati önem taşıyan bir yer değil. Öncelik sıramıza göre birinci sırada gelmez. Bizim birinci sıradaki öncelikli ihtiyacımız din hizmetleri alanıdır. Yani camilerimiz ve din eğitimi veren Kuran Kurslarımızdır. Biz Müftülük binamızı, içerisine 4-6 yaş grubu Kuran Kursu koyduğumuz için çok önemsiyoruz. Onun için bütün bu çilelere katlamayı ve bu binayı yapmayı göze aldık. Zira genel bütçeden buranın herhangi bir ihalesi söz konusu değil. Burasının ihalesini Diyanet Vakfı yaptı ve bütün masraflarını neredeyse hayırsever vatandaşlarımızın katkılarıyla karşılayacağız” dedi.

“MÜFTÜLÜĞÜMÜZÜN BİRİNCİ DERECEDEN ÖNCÜLÜĞÜ YATILI HAFIZLIK KURAN KURSUDUR”

Müftülük olarak birinci derecen önceliklerinin Yatılı Hafızlık Kuran kursu olduğunu açıklayan, bu bağlamda İlçenin eski hastanesinin olduğu yere yapmak istediklerini belirten ve bunun içinde 2012 yılında Sağlık Bakanlığına müracaat ettiklerini söyleyen Yalçınkaya; “ Müftülüğümüzün birinci dereceden öncülüğü yatılı hafızlık Kuran kursudur. Bunu geldiğimiz günden beri ifade ediyoruz. Çünkü yatılı Kuran Kursu olmayan yerlerde bizim çalışmalarımız hep sönük oluyor. Sebebi şu, İmam Hatip’te okuyan öğrencilerimizin alt yapıları sağlam olmayınca, yani Kuran Kursundan yetişip İmam Hatip’e gelmeyince başarılı bir mezuniyet söz konusu olmuyor. Belki Üniversite kazanacak, güzel yerlerde eğitim görebilecek gençlerimizi çıkabilir. Ama ben din görevlisi olmak istiyorum diyen kişilerin mutlaka alt yapı itibari ile sağlam, güzel Kuran-ı Kerim okuyan, hafızlık yapmış,  Arapçası iyi olan ve aynı zamanda hitabeti, musiki bilgisi güzel olan kişilerden oluşması gerekiyor.  Bu açıdan Mengen’imizin aşçılıkta göstermiş olduğu kaliteyi din hizmetlerinin sunumunda da gösterebilmeli. Bu açıdan yatılı hafızlık Kuran Kursunu birinci sıraya koyuyoruz. Şuan da bizim ilçemiz dışında tüm ilçelerde ve köylerinde bu kurs var. Ancak ben yatılı Hafızlık Kuran Kursunda hafızlık yapmış biri olarak söylüyorum ki köylerde bu kursun olmasına taraftar değilim. Çünkü bu kurslar ilçe merkezinde olmayıp da köylerde olduğu zaman kontrolü zorlaşıyor. Çünkü merkezden uzak köylerde olduğu zaman çocuklar istismar edilebilir, aç kalabilir, şiddet görebilir. Biz bu yatılı Hafızlık Kuran Kursunun İlçemizde de olması için 2012 yılında Yeni hastanenin yapılmasıyla eski hastanenin yerini Sağlık Bakanlığından talep ettik. Sağlık Bakanlığı da bu yeri uygun bularak bize verdi. Buraya yatılı Hafızlık Kuran kursunun yanına yaşlılar yurduda yapılabilir ama hiç biri birbirinin alternatifi değildir. Bunların hepsi bir vücutta bulunması gerekiyor. Ancak burası bizim için hayati bir önem arz ediyor. Benim sürekli denetleyebileceğim, kontrol altında tutabileceğim bir yer varken ve boşken, ben başka bir yeri düşünmüyorum” diye söyledi.

 

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2016, 17:12
YORUM EKLE
YORUMLAR
mengenli vatandaş m.a.e.
mengenli vatandaş m.a.e. - 4 yıl Önce

sn müftüm muhtarla takışılıpda uzun zamandır koskoca köyü imamsız bırakmak ve muhtarla dargınlık bir müftüye yakışırmı bu halkın günahını müftü olarak sen düşünnnnnn.

gökçesu,lu
gökçesu,lu - 4 yıl Önce

müftü efendi sen müftülüğe değil imamlığa dahi layık değilsin köyü imamsız bırakmak demek o köyde namaz kılamamak ....inadı bırak imama ve muhtara
mani olma

mengenli vatandaş
mengenli vatandaş - 3 yıl Önce

1-muhammen bedel yanlış yazılmış. 2- ezan halen bazı köylerde merkezi okunuyor, ezan okumayı bırakın bayram ve cuma günleri haricinde camiye girmeyen başka köyde yaptırdığı evin inşaatında çalışan imam var ilçede.

İMAM SADIK
İMAM SADIK - 2 yıl Önce

muhtar adam değilse o kişiye dargınlık bir müftüye yakışır.müftü kendi personelinin arkasında durur. ve muhtar adam olana kadar o camiye imam gitmez. cemaat te imama zıt giden kişiyi muhtar seçmekten vazgeçsin.

SIRADAKİ HABER