MİLLİ BİRLİĞİMİZİN TARİHİ TEMELLERİ

Prof.Dr.Yaşar Akbıyık (AİBÜ eski rektörü )  Batılı devletlerin 1920’de Türkiye’ye dayatmak istedikleri Sevr Antlaşması karşısında onurlu bir duruş sergileyen halkımız Güneydoğu Anadolu’da...

MİLLİ  BİRLİĞİMİZİN TARİHİ TEMELLERİ

Prof.Dr.Yaşar Akbıyık

(AİBÜ eski rektörü )

 Batılı devletlerin 1920’de Türkiye’ye dayatmak istedikleri Sevr Antlaşması karşısında onurlu bir duruş sergileyen halkımız Güneydoğu Anadolu’da düşünülen  Kürdistan projesine karşı çıkmıştır. Duygularını satırlara, nefretini kelimelere döken halkımız Sevr projesini protesto etmiş ve bu yönde  bildiriler yayınlamıştır. Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere ülkemizin çoğu il ve ilçesinde yapılan mitingler, yayınlanan bildiriler, günümüz Türkiye’sinin sevgi, kardeşlik ve tarihi bağlarını ortaya koymaktadır. TBMM arşivinden ve dönemin gazetelerinden ortaya çıkardığım onlarca bildiriden bir kaçını değerli okuyucularla paylaşmak istiyorum. Bunlardan, Silvan halkınca  yayınlanan bildiride  özetle şöyle denilmektedir:

 

“Osmanlı Devletinin sarsılmaz bir kalesi olan Kürtler, her şeyden evvel İslam'dır, saniyen Osmanlıdır ve en sonra Kürt'tür. Osmanlı ailesinin ve İslam'ın itaatkâr üyesi olan Kürtlerin ayrılma düşüncesi yoktur. Kürtler, Osmanlı yönetimine girdiği günden beri ihanet göstermemiş ve ebediyen de göstermeyecektir. Osmanlı Devletinin bu zor anında hükümete sarsılmaz bir inançla bağlıdır. Hiç bir kuvvet, Kürtlerle Osmanlı arasındaki tarihi işbirliğini yok edemez. Osmanlılık Kürtlüğü, Kürtlük de Osmanlılığı nefsinde birleştirmiştir. Bütün Kürtler iman etmiştir ki, Osmanlının istiklali elden giderse, Kürtlük de yok olur. Kürtlüğün yok olması Osmanlıyı müteessir eder. Şerif Paşa hiçbir ferdin vekaletine sahip değildir. Hareketinin etkisini anlamak için bu havaliye gelsin. Alacağı armağanın bir kurşundan başka şey olmayacağını görecektir…”

Diyarbakır halkının yayınladığı bildiride şu görüşler yer alıyor: “…Osmanlı Hilafeti ve Saltanatı altında doğmuş ve büyümüş olan vilayetimiz halkı ilelebet bu mukaddes idare altında yaşayacak ve ölecektir”.

Van-Hakkari halkının protestosu  şöyledir:“…Van ahalisi Türk veya Kürt sayılsın, on üç asırlık bir tarih, din, soy ve gelenekle birbirine bağlı olup, ayrılması imkansız birliğe sahiptir. Bununla övünüyoruz ve mutluyuz. Osmanlı Devletinden daha adil bir hükümete, İslam Halifeliğinden daha güçlü bir dayanağa, Türklerden daha cana yakın ve iyi kalpli insana rastlanamayacağına tarihi ve büyük savaşı delil gösteren halkımız, bağımsız Kürdistan diye boş sözler söyleyen Şerif Paşa'yı protesto ederiz”. 

 Urfa halkının şu bildirisi asırlardan günümüze ışık tutuyor: “Tarihen malumdur ki Urfa, Selçuklular ve Eyyübiler’den  bu yana Türklerin ve Kürtlerin  vatanıdır.Yüzde beşi geçmeyen gayrimüslim unsurlara rağmen Türklerden ve Kürtlerden ezici bir çoğunluk oluşturan vilayetimiz, mektepleri, medreseleri, camileri ve bütün eser ve müesseseleri ile Osmanlı memleketidir…”.

Bunlara benzer şekilde çoğu il ve ilçemizden protestolar yayınlanmıştır. Halkımızın o zamanki görüşlerinden,  günümüze ne değişti? Halk aynı  halk, vatan aynı vatan, sevgi aynı sevgi, kardeşlik aynı kardeşlik. O zaman Osmanlı Devleti vardı, bugün   hepimizin gurur kaynağı Türkiye var. Öne çıkan sorun Türkiye karşıtı devletlerin kurdurduğu, kullandığı ve ülkemizin başına musallat ettiği terör örgütleridir. Yukarıdaki bildirilerde ifadesini bulan sevgi, kardeşlik ve birliktelik duygusunun oluşturduğu kuvvet en büyük dayanağımızdır.

Ülkemizin birçok sorununun çözümünde başarı göstermiş, devlet-millet kaynaşmasını sağlamış olan AK Partinin, muhalefet  partileriyle birlikte atacağı adımlar ülkenin geleceğini kurtarabilir. Güneydoğuda yaşanan dış kaynaklı terör konusunda  iki olgu mücadele halindedir: Birincisi, devletine bağlı, ümidini ülkesinin geleceğine bağlamış, çoğunlukla AK Parti ile  daha az oranda CHP ve MHP’ye oy veren ezici  kesim, ikincisi ise terör örgütü ile onunla organik bağı olan  BDP’dir. Barış ve huzuru belirleyecek olan husus bu eğilimlerden hangisinin başarılı olacağına bağlıdır. Bunun için sihirli sözcük “uzlaşma”dır.

  Ülke sorunlarının çözümünde liderin rolü büyüktür. Bu anlamda, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sergilediği aktif  ve şahsiyetli politika, içeride takdirle karşılandığı gibi dışarıda da ülkemizin   etkisini artırmış Türkiye’yi küresel güç haline getirmiştir.  Birçok sorunu çözüme kavuşturduğu gibi terör sorununun da üstesinden gelecektir.  Savaştan değil barıştan yana, ayrılıktan değil kardeşlikten yana olan  herkesin beklentisi budur.

 

Akbiyik2008@hotmail.com

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128