Mûsiki

Hazırlayan:Mustafa COP

Mûsiki

İslâm sanatları içinde mûsiki de, diğer bütün sa­natlar gibi, dinî ve ahlâkî duyarlılığın etkisi altında gelişmiştir. Bu durumun, alabildiğine geniş İslâm coğrafyası içinde farklı müzik geleneklerini bu duyar­lılığın etkisiyle belli bir usul birliğine kavuşturduğunu söylemek mümkündür. İslâm toplumunun manevî ve toplumsal dinamikleriyle, kendiliğinden, öyle bir şuur ve program gelişmiştir ki, bu durum, İslâm'a yeni katı­lan bütün toplulukların müziklerinin İslâm kültürüne eklemlenmesi ve uyum sağlamalarını kolaylaştırmış­tır. Netice itibariyle tek sesli yapısıyla mûsiki, resimde (minyatür) perspektiften, şiir ve edebiyatta dramdan uzak durmayı sağlayan ilkeleri gözeterek, kendi ölçü ve kuralları ile İslâmî duyarlılığı yansıtan bir sanat olarak diğer sanatlar içindeki yerini almıştır. Bu müzik ağırlıklı olarak ân üzerinde yoğunlaşan ve onu vurgu­layan bir müziktir. Bilindiği gibi ses, bir meram ya da maksadı an­latmanın aracı olduğunda "dil" adını alır ve şiir ya da edebî nesirde bu dil sanata dönüşür. Ama eğer sesin salt kulakla ilgili, işitsel işleyişi söz konusu ise bu du­rumda "müzik" denen sanatla baş başayız demektir. Müzik aslında duyusal, bununla birlikte, son derece soyut olmasına rağmen çok köklü zihnî etkiler bıraka­cak imkânlara sahip bir sanattır. Müzikte notalar bir ritim içinde akar ve tıpkı şiirde oluğu gibi, asıl etkileyi­ciliği ve büyüleyiciliği sağlayan şey de işte bu ritimdir. Müziği bu ritim sayesinde zamandan kazanarak kavra­rız. Müziği kavrayışımız veya müziğin bizi sarması di­ğer sanatlara göre daha doğrudandır. Filozoflar, şairler kâinatın bir bütün olarak işleyişini canlandırmak için bir kâinat mûsikisi yakalamayı bile düşünmüşlerdir.20 Bu yüzden, büyük bir senfoninin bütünüyle bir kâinat olduğu ileri sürülmüştür.İslâm'da diğer sanatlar gibi mûsikinin de dinî veya daha açık bir ifadeyle Kur'ânî dayanakları olduğunu söylemek mümkündür. Şüphesiz Kur'an tilâveti hiçbir zaman müzik ya da "gına" olarak telakki edilmemiş­tir. Bununla birlikte Kur'an'ın güzel sesle okunması­nın müminlerin ruhlarına derin ve etkileyici bir müzik gıdası vermiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ezan da bu bağlamda böyle bir etkileyicilik ve öneme sahip olmuştur. Kur'an âyetlerinin güzelliğinin hüsn-i hatla göz önüne serilmesi olumlu ve takdire şayan bir çaba olarak görüldüğüne göre, Kur'an'ın güzel sesle okun­ması da takdir edilecek bir şey olmalıdır. Hüsn-i hattın burada göz üzerinden yaptığını müzik kulak üzerinden yapmaktadır. Zaten "kur'an" kelimesinin bir anlamı da "seslenmek", "yüksek sesle söylemek", "çağırmak'tır. Kur'an yazıya olduğu kadar, hatta ondan daha öncelik­li olarak söze dayalı bir kitaptır. Güzel sesli hafızların onun bu sözel gücünü duyurmadaki rolleri burada kutlanacak bir şeydir. Estetik açıdan güzel yazı ile mü­zik arasında bir ayırım yapmak, hiç de doğru ya da ye­rinde bir yaklaşım olarak görünmemektedir. Kur'an'ınn mükemmelliği ve i’câzının içinde onun sesle ilgili bu estetik niteliği de vardır. Kaynak: İslâm Estetiği



Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2015, 18:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128